Zervan, odanın içinde bir o yana bir bu yana adımlarken yüzünü ekşitiyor, elini gayriihtiyari sargılı karnına götürüyordu. Acı sadece teninde değil, sanki ruhunun en derinindeydi. Sonunda daha fazla dayanamayıp kendini yatağın serin çarşaflarına bıraktı. Yavaşça yanına sokuldum. Yarasına değmemeye dikkat ederek, başımı göğsünün sağlam tarafına, kalbinin tam üzerine yasladım. Elim, o geniş göğüs kafesinin üzerinde istemsizce ama huzur dolu daireler çizmeye başladı. Parmaklarımın altında atan o güçlü kalp, sanki benimle konuşuyordu. "Keşke elimden bir şey gelse de üzerine yapışmış şu yorgunluğunu alsam," diye fısıldadım. Sesim odanın sessizliğinde yankılanırken içimdeki çaresizlik boğazıma düğümlendi. "Sana nasıl yardımcı olacağımı hiç bilmiyorum..." Zervan, gözlerini kapatıp derin bir

