Saat gece ikiyi gösterdiği sırada gözüme uyku namına bir şey girmiyordu. Sokak lambalarının odayı aydınlatan loş ışığının yansımasını tavandan izlerken, yorgun zihnim sürekli aynı filmi oynatıyordu. Annemi. Bana yaptıklarını, yaşadığımız her şeyi. Gözlerim o an tavandan yavaşça ayrılırken hemen yanımda ki komodinin üzerinde duran zarfa kaydı. Ekin’in getirdiği bu mektubu annem intihar etmeden hemen önce benim için yazmıştı. Her ne kadar açıp okumak istesem de elim bir türlü gitmiyordu onun dokunuşlarının olduğu o zarfa. Onun son izleri oradaydı. Son kelimelerine de içinde ki bana karşı olan o zehri akıttığına emindim. Kırılan cesaretimin parçalarından yansıyan, cesaretsizlikti. Biliyordum orada yazanlar beni daha da yıkacaktı, biliyordum yıllarca aynı şeyleri söylemesine rağmen aynı kel

