Kendimi ittiğim çukurun üzerine her gün bir kürek toprak daha atmaya devam ediyordum. Yılmadan, nefessiz kalacağımı önemsemeden. O karanlığından korktuğum çukurda yalnızdım. Ama bunu kendime yapan da bendim. Kendimi bir başıma bırakıyordum. Çünkü benimle beraber kimseyi oraya hapsetmeye tahammülüm yoktu. Sevdiklerimi gömemezdim kendimle beraber. Tam olarak sebebi buydu, sonumu kendi ellerimle yazıyor olmamamın. Parmaklarım çoktan ölüm fermanımı yazan kalemi kavramış, damarlarımdan akan yaş kanı mürekkep bellemiş, her ucu kuruduğunda tekrar kırmızının yoğun rengiyle ıslatıyordu. Verdiğim her nefeste sanki Azrail bir adım daha atıyordu bana. Bir adım daha ve bir adım daha yaklaşıyordu. Çünkü ne ben Dilara’yı korumaktan vazgeçecektim ne de Neşat istemekten vazgeçecekti. Onun istemesi i

