Mardinde havaalanında uçaktan inip valizlerini aldılar. Buluşacakları yere geldiklerinde onlar kendilerinden önce gelmiş bekliyorlardı. Yavuz hala gülüp, Berfe'ye sarılmaya devam ettiği için adamın bu hâline anlam veremediler.
"Yavuz hayırdır bizi önden gönderdin kuma karın sana ne yaptı da böylesin?"
"Esma bugün keyfime sen bile limon sıkamazsın. Çünkü çok mutluyum."
"Allah Allah sen bile derken? Ben seni hep mutsuz mu ediyorum Yavuz?"
"Ha şunu bileydin Esma. Ee ağabey ne oldu niye bu kadar mutlusun?"
"Çünkü bebeklerin cinsiyeti belli oldu"
"Yaa ağabey neymiş neymiş? İnsani merakta bırakmasana söyle halalarının birtaneleri hangi cinsiyette? İnşallah biri kız biri erkektir. Ya da ikisi de kız."
diye konuşuyordu Aslı.
"Size de konaktakilerle beraber diyerek işimi garantiye alacağım. Sen şimdi gider gitmez söylersin bizden önce cadı. "
"Ağabey aşk olsun ben öyle biri miyim hı hı?"
Hep bir ağızdan "evet" dediler.
"Yavuz beni baya şaşırttın."
"Neye şaşırdın Esma ne oldu yine? "
"Bebeklerin senden olmadığını bilsen de böyle sevinmem ne bileyim. Geniş mezhepli olmaya başladın herhalde? "
"Kadın benim sinirimi bozma. Onlar benim bebeklerim. Benim ve Berfe'nin. O gün sırf aklımı karıştırmak için bunu dedin ve oldu da. Neyse ki anladım. Bir daha çocuklarımla da Berfe'yle de ilgili kötü bir şey duymayacağım ağzından."
"Doğru söyleyeni dokuz köyden kovar sığdırmazlarmış zaten."
Adamın Berfe ve bebekleri koruması ve bunu Esma'ya karşı yapmasına hepsi şaşırmıştı. Berfe mutlu olsa da bebekler erkek olduğu için böyle davrandığını düşünüyordu. Zamana bırakma kararı aldı.
Kısa bir yolculuğun ardından konağa geldiler. Herkes kapıda onları bekliyor gibiydi. Hatta Berfe'nin ailesi de gelmiş bekliyordu.
Kız ailesini görünce hemen babasına koşarak gidip sarıldı. Biraz sarılmış öyle durduktan sonra ayrıldılar ve kız elini öptü.
Bu arada diğerleri de tek tek el öpüp aile bireylerine sarılıyordu. Ama kısa sarılmalardı. Kız ailesini uzun zaman geçse de göremediği için çok özlemişti.
Sonra uzun süre annesine sarıldı. Kız ağlamak istemese de birkaç damla yaş gözlerinden düşmüştü bile. Ağabeyleri yan yana duruyordu. İlk Mert ağabeyine sarılıp sonra Civan ağabeyine ve Melek yengesine sarılmıştı. Onlara karşı bir kırgınlığı yoktu. Aşık oldukları için apar topar kaçmışlardı ve anlayabiliyordu.
Yavuzda kayınbabası ve kayınvalidesi ile ellerini öpüp sarılmıştı. Mert'le de erkekçe selamlaştıktan sonra kardeşi ve kocasını görmezden gelip Berfe'nin aile üyeleri ile selamlaşmasının bitmesini bekledi.
Ailesinden sonra hemen yadesi ve dedesinin elini öpüp sarıldı. Ömer babası ve Selma annesinin elini öpüp onlara da sarıldı Berfe. Onlardan sonra Dicle yengesi ve Adar amcasının da ellerini öptü.
Kızın sarılarak karşılanması Esma'yı sinirlendirmişti. Kendisi de sırf gözleri boyansın diye ellerini öpse de kendini hiçbir zaman böyle karşılamamışlardı.
Kocasının kumasını beklediğini anladı ve hemen yanına geçerek adamın ters bakışları altında durmaya başladı.
Berfe ise adamın kendini beklediğini bile fark etmemişti. Hemen Asiye hanım ve kızlarıyla da sarıldı.
Sonra Selma hanımın yönlendirmesiyle herkes masa başına geçti ve oturdu. Hepsinin sevdiği yemekler masa boyu dizilmişti. Tabi Berfe hamile olduğunu için ona biraz daha fazla torpil geçmişti Selma hanım. Şimdi de tabağına yemek koyuyordu.
Bir yandan annesi diğer yandan Mert ağabeyi ve Selma annesi kızın tabağını tıka basa dolduruyordu. Üçü hangimiz daha fazla şey koyacağız yarışı yapıyor gibiydi.
"Annelerim ve canım ağabeyim tabak doldu yer kalmadı. Yeter bu kadar. "
"Doğru dersin kızım tabak doldu. Sen ilk bunları ye ben sonra yine tabağını doldururum annem. "
"Anne bunları yersem şişerim zaten hatta patlarım acıyın bana." demesiyle kahkaha tufanı oldu masada.
Kızın bu halini gören Yavuz ne kadar tatlı olduğunu düşünüyordu. Kendisi yerine ağabeyinin tabağını doldurması onu kıskandırsa da ağabeyi olduğu için bir şey dememişti.
"Tamam karımı rahat bırakın bunları yesin önce. Hadi ye güzelim bunlar hep bitecek."
Çoğu için eğlenceli geçen yemek faslı bitince çaylarını içmek için terasa hep beraber geçtiler. Yavuz orada söylemek istedi bebeklerin cinsiyetini.
"Bizim Berfe ile size bir haberimiz var hepiniz bir bakar mısınız? "
"Hayırdır oğul ne oldu? "
"Bebeklerin cinsiyetini bugün doktora gittiğimizde öğrendik. "
"Hele eşek sıpasına bak lafı dolandırıp durmasana oğlum. Neymiş torunların cinsiyeti? "
"Dede yanımda karım var kaç yaşına geldim ayıp oluyor ama. Sen de gülme Berfe. Karım diyorum hain çıktın."
Adamın söylenmesiyle kız daha da fazla gülmeye başlarken Esma hariç diğerleri de ona eşlik ediyordu. Kocasının kendi varlığını yok saymasına bozulduğu için ve bebek sevinçlerini izleyemeyeceği için kalkıp odasına gitti.
"Neyse neyse söylüyorum. Bebeklerin ikisi de erkekmiş."
Herkes ikisini tebrik etmeye başladı. Ömer ağa ve Osman ağada konuşup bir hafta içinde kurban kestirip yemek de dağıtmaya karar verdi. Keyifle geçen zamanda Yavuz hala kardeşine dönüp bakmamıştı. Kızın üzüldüğünü gören Berfe konuşmak için adamı çağırdı.
"Yavuz iki dakika odaya geçelim mi? "
"Geçelim güzelim, gel."
"Yavuz ben senden bir şey isteyeceğim."
"Canın bir şey mi çekti güzelim? Söyle bana hemen gidip alayım ben."
"Yok öyle bir şey değil. Sen hani Melek ile hiç konuşmadın ya. Çok buruk şimdi ne tam güldü, eğlendi ne de konuşuyor. Sen ağabeyisin affetsen olmaz mı? "
"Benden başka bir şey iste Berfe bu olmaz. "
"Ama Yavuz o senin kardeşin. Canın o senin."
"Onlar ikimizi bu evliliğe mahkum etti sen nasıl affettin? Nasıl böyle iyisin ki meleğim? "
Kızın gözleri doldu. Esma'yı sevdiğini bilse de adamın onu ve bebeklerini hiç içten sevmeyip mecburiyet olarak ona bakması kızı üzmüştü.
" Ben bizi mahkumiyetin olarak görüp, sevmediğini bilmiyordum. Sanmıştım ki bebeklerimi seviyorsun. Ama merak etme buna son verebilirim. Babamlar giderken beni de götürür ilerde ikizleri merak edip görmek istersen gelirsin. "
"Güzelim sen ne diyorsun tabi ki seni ve oğullarımı seviyorum. Nasıl kendini mecburiyet olarak görürsün. Sadece bu durumu anlatmaya çalışıyordum. Belki seni döven bir adam da olabilirdim. Bu senin için felaket olurdu. Anlıyorsun değil mi? "
"Sizin de yapmadığınız şey değil ağam. Hatta daha beterini yapıp az daha ikiz bebeklerimi kaybetmeme neden olmuş, umursamamıştın. Neyse seninle bunu konuşmak istemem hataydı. "
"Berfe ben o gün için özür dilerim. O günü sana unutturacağım. Sen benimsin ve oğullarım da benim. O gün çok fazla kıskanıp dayanamadım. Sanki beyinim sinirim ve kıskançlığımla yönetiliyor gibiydi. Ama gerçekten unutturacağım. Sen yeter ki aramıza mesafe koyma. Beni affetmeyi dene. "
"Seni affetmeyi denememi istiyorsan sen de Melekle eskisi gibi olacaksın ve Civan ağabeyimle iyi anlaşacaksın."
"Tamam güzelim yapacağım. Sen nasıl istersen öyle olacak. "
Berfe konuşmanın bazı kısımlarında üzülse de en azından bir konuyu hatta iki konuyu halledebilmişti.
İkisi tekrar terasa çıkarken kızın ailesi gitmek için ayaklanmıştı. Hemen herkese tekrar sarılıp öyle veda etti kız.
Yavuz'a hadi der gibi baktığında kız kardeşine sarılmıştı. Aslında o da Melek kardeşini çok özlese de gururu baskın geliyordu. Karısı yine dokunduğu yeri güzelleştirmeyi başarmıştı. Ardından Civanla da soğuk olsa da erkekçe veda edip Berfe'nin yanına geçti.
Melek, Berfe'ye her zaman ağabeyini ikna ettiği için minnettar kalacaktı. Kız hamile kalsa da kendisi kalamadığı için konuşulduğundan kıza biraz öfkeliydi. Ama şimdi ne kadar iyi biri olduğunu anladı.
Herkes odalarına geçmeye başladı. Yavuz da Berfe'yle olan odasına gidecek orada kızla zaman geçirecekti.
Berfe, Yavuz'un onun odasına gelip burada kalacağını düşünmediği için ve sıcak olduğundan açık bir gecelik giydi. Üstünü çıkardığında karnına bir fark var mı diye bakıyordu her seferinde. Bugün sanki çok az da olsa büyüme var gibiydi. Bu kızın sevinmesini sağladı. Doktor çoğu kişinin şikayetçi olduğunu söylemişti ama Berfe'nin karnı nerede ise hiç yok gibi olduğundan bebekleri büyüyor diye mutlu oluyordu.
Kız yatağına girip bebekleriyle ilgili hayaller kuruyordu ki kapı açıldı, Yavuz içeri girdi. Berfe şaşırmıştı.
"Yavuz ne işin var burada?"
"Burası ikimizin odası diye biliyordum karıcığım. Yoksa beni kovuyor musun?"
"Yok, şaşırdım ben sadece. Burada kalmanı beklemiyordum da."
"Hem seni özledim hem de oğullarımı hissederek uyumak istedim."
"Peki, gel o zaman."
Konuşmaları bitince Yavuz da giydiği şeyleri çıkarıp eşofmanlarını giymişti. Hemen sonra yatağa geldi ve Berfe'nin sırtını kendi göğsüne yaslayıp karnını okşamaya başladı.
Adamın bu sevgi dolu halleri kızı şaşırtsa da hamilelik duygularından dolayı hoşuna da gidiyordu. Ama içten içe sırf bebekler erkek diye olduğu da belliydi kıza göre. Bebekler doğduğu zaman yine eski haline döner kesinlikle diye düşünüyordu.
Adamsa gerçekten kızı çok özlemişti. Kıza en son yaptıklarından dolayı çok utanıyordu. Ama o olanları unutturup yerine güzel anılar bırakacaktı. İkizler geldiği zaman tam bir aile olacağız diye hayaller kuruyordu. Kollarındaki kadın ve bebekleri her şeyiydi ama bunu bile söyleyemiyordu. Çünkü başka bir karısı daha vardı. Esma ile ne yapacağını hiç bilmiyordu. Kadını sevmiyordu ama sırf kendi çocukları olacak onun çocuğu olmuyor diye boşaması çok aşağılayıcı bir hareketti. Ne olurdu seneler önce bu kadını başıma sarmış olmasaydın anne diye sitem etti içten içe. O zaman her şey farklı olurdu. Berfe'ye sevdiğini söyleyebilirdi. Diğer insanlarla yanlış anlaşılmalar ya da kıskançlık olmazdı çünkü herkes karısı olduğunu bilirdi.
Berfe'nin kimliğinde kendi soyadı değil Sipahi soyadı olurdu. İşte o zaman tam anlamıyla aile olurduk diye düşündü. Karısının gücüne hayrandı. Kız daha on sekiz yaşında olmasına rağmen kuma olmuştu, hamileydi, kuma olduğu kadın gerçekten kötü denilebilecek biriydi ve kocası kendisini sevdiğini söylemekten bile acizdi. Bu düşüncelerle başını kızın saçlarına gömdü ve kokusunu derince soludu. Ardından minik öpücükler de bırakmaya başladı. Adamın bu öpücük seliyle kız şaşırsa da mutlu olmuştu. Kısa süre sonra yorgunlukla ama huzur içinde uykuya daldı. Karısının uyuduğu belli olunca adam tam olarak uzandı ve minik karısını da göğsüne yatırdı.