ON ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

1783 Kelimeler
    Her ne kadar isteksiz olsa da mecbur olduğundan Berfe akşam olacak yemek için hazırlanmaya başladı.      Karı koca olduklarını bilmedikleri ve öğrenmemeleri için orada Yavuz'la da konuşmak zorunda kalacaktı. Fotoğraf çekimi de olacak diye bir şeyler de dedi Aslı hatta.      Sade siyah bir elbiseyle gitmek istese de Aslı siyah giymesine izin vermedi.      Zaten yanında çok fazla kıyafet, takı gibi şeyler getirmemişti. En sonunda iki kız ortak bir karara varabildi.      Aslı'nın istediği gibi dikkat çekici bir renkti. Berfe'nin istediği gibi sadeydi. Kırmızı renkte dizinin bir buçuk, iki karış kadar üzerindeydi ve vücudunu çokta sıkı olmayacak şekilde sarıyordu. Hamilelikten daha çok belirginleşen ya da dolgunlaşan göğsü ve düzgün kalçası bu kadar belirgin olunca biraz tedirgin olsa da davette daha açığını giymişti.     Saçlarını tepeden sıkı bir at kuyruğu yapmış, makyaj olarak sadece dudağına nemlendirici sürüp bırakmıştı. Ama bu hali bile çok dikkat çekiciydi.   "Vay be Berfe baya güzel oldun."   "Teşekkür ederim ama akşam yemeği için biraz abartılı oldu bence."   "Kızım hiçbir şey yaptırmadın ki. Tek elbisenin kırmızı olması dikkat çeker ama senin güzelliğinin yanında kimse bu elbisenin rengine bile bakmaz. Hem orada göreceğin giyimlerden sonra sen haklıymışsın diyeceksin. "   "Hem bu çok kısa baksana. Tamam çok  güzel elbise de ağabeyin kızar belki. "   "O Esma cadısı ne elbiseler giyiyordu görsen ben kapalı giyinmişim dersin. O sırf Mardin de öyle giyiniyor, tabi genç olduğunda giyememiş. Zaten kim izin verir baba olarak?"   "Aslında ben Ankara da okuduğumdan Mardin'deki diğer kişilere göre açık bile giyiyorum sayılabilir. Ama babam bana bir şey demezdi."   "Herkes aynı değil ki. Neyse artık aşağı inelim. Gitme saatiniz gelmiş bile."     Aşağıda Yavuz ileri geri yürüyordu geniş holde. Bir şeyleri saklamak ona göre olmasa da bugün katlanacaktı.     Diğer yandan kız kendisine karşı ne tarz davranırdı bilemiyordu. Eğer ters bir davranışı olursa kendini tutmakta zorlanacağı belliydi. Tek umudu kızın uysal olması ve rolünü iyi yapmasıydı.     Merdivenlerden gelen topuk sesiyle başını oraya çevirdi. Berfe yavaş yavaş aşağı iniyordu. Her zaman ki gibi çok güzel olmuştu. Ama incelemeye devam ederken elbisenin kısalığı gözüne çarptı ve tabi kırmızı olması. Sade bir elbisede olsa kısaydı ve kızı çok seksi göstermişti Oraya gittikleri zaman karışma hakkında olmayacaktı zaten. Yine de bir şey diyerek ilk baştan durumu kötüleştirmedi.      İkisi birbirlerinin gözüne bakarken Aslı konuşmaya başladı.   "Ee ağabey nasıl olmuş Berfe?"   İç geçirerek "çok güzel." dedi.      Biraz kendilerine geldiklerinde kapı önünde durmaktan kurtulup arabaya bindiler. Yarım saatlik bir süre geçince restoranta gelmişlerdi.   "Berfe unutma sadece davet gecesinde tanıştık ve daha önce birbirimizi hiç görmemiştik. Buna uygun doğaçlama da yaparız tamam mı?  "    "Tamam."   "Bak diğer olaylar ikimizin arasında. Ama bu yemek önemli bizim için. "   "Tamam dedim. Zaten kendimi de rezil edecek değilim."     Arabadan inince Yavuz anahtarı vale olan adama verdi. Yavuz'un elini sırtına yakın bir yere koyup yönlendirmesiyle ilerlemeye başladılar.   " İyi günler. Poyraz holding yani Okan Poyraz adına rezervasyon olacaktı."   "Evet, Yavuz bey. Buyurun şu taraftalar Okan bey ve ailesi. "   "Teşekkürler."      Yavuz'un bu kadar kibar konuşması Berfe'yi şaşırtmıştı. Adam genelde ona karşı hep kabaydı.   "İyi akşamlar." diye giriş yaptılar.   "Yavuz, Berfe gelmişsiniz. Hoş geldiniz"   "Hoş  bulduk Okan bey."   "Hoş bulduk Okan bey. Nasılsınız?"   "İyiyiz sağ ol Berfe kızım da iş dışında bu resmiliği hiç sevmem. Amca deyin o olmazsa ağabey deyin."   "Tamam Okan ağabey. Nasıl istersen?"   "Ayy Okan çocukları bir bırakmadın ki bizde tanışalım. Hoş geldiniz ben Lale. Bana da abla ya da teyze deyin lütfen." dedikten sonra Berfe'ye sarılıp Yavuz'la el sıkıştı.   "Maşallah Berfe çokta güzelsin. Allah nazarlardan korusun. Kaç yaşındasın?"   "Teşekkür ederim Lale teyze. On sekiz yaşındayım."   "Gerçekten çok küçükmüşsün. Ayakta kaldınız hadi oturalım."   "Kimse bizi tanıştırmayacak galiba" diye bütün neşesiyle konuştu masada ki kız.   "Ben Azra. Yirmi yaşındayım ve bu da ağabeyim Arın. O da yirmi beş yaşında"   "Memnun oldum.  Sana Azra desem olur mu?"    "Olur tabi ki güzellik."          Masada en az konuşan Azra'nın ağabeyi olan adamdı. Onun haricinde tüm aile konuşkandı galiba.     Arın da diğer erkekler gibi Berfe'nin güzelliğinin etkisinde kalmıştı. Kızın bu kadar küçük olmasını beklemese bile bu kız davetten beri aklındaydı.     Sürekli kızı izliyordu. Bunu fark eden Yavuz rahatsızca kıpırdansa da bir şey yapamıyordu.     Lale hanım da Berfe'yi çok beğenmiş gelini olmasını istiyordu. Bu yüzden kız hakkında olabildiği kadar çok şey bilme isteği vardı. Sürekli sorular soruyordu.     Annelerinin bu tavrını Azra ve Arın tabi ki fark etmişlerdi. İkisi de memnun sayılırdı. Arın zaten kızı beğendiği için ses çıkarmayıp kendi de kız hakkında bir şeyler öğrenmiş oluyordu. Azra'ysa Berfe'nin yengesi olmasını çok isterdi ve o zaman bu iyi kızla daha çok vakit geçirebilirdi. Ama ağabeyi nasıl hissetti bilmediği için endişe duyuyordu.   "Sizi evimizde de ağırlamak isteriz. "   "Neden olmasın Lale teyzeciğim. Sizi çok sevdim ben."   "Biz de seni çok sevdik güzel kızım."   "Yavuz seninle de ortaklık işini bir konuşalım. Herkesle ortak olmam ama seni çok sevdim. Yaptığınız işleri az çok biliyorum zaten."   "Tabi Okan ağabey konuşuruz."      Aslında oğulları sürekli Berfe'ye bakıp ilgi gösterdiği için ve karı koca olduklarını bilmedikleri için endişe de duyuyordu. Ama adamı kıramazdı da.      Keyifli geçen bir akşam yemeğinden sonra Poyraz ailesiyle vedalaşıp arabayı  getiren valeden anahtarı alıp bindiler.      Yol boyunca yaşananları yok saymış ve yemekle ilgili konuşmuşlardı. Villaya geldikleri zaman Yavuz arabayı garaja koydu ve içeri geçtiler.      Saat gece yarısına yaklaşsa bile Aslı, Akın, Azad, Hakan salonda film izliyordu Esma'yı göremedikleri için uyuduğunu tahmin ettiler. Yavuz onların yanına film izlemeye geçerken, Berfe hamilelik nedeniyle yorgundu ve odasına geçti.     Ertesi sabah yine Berfe erkenden kalkıp kahvaltıyı hazırladı. Kahvaltı bu sefer sorunsuz ve sessiz geçiyordu. Bu sessizlik Yavuz'un telefonunun çalması üzerine bozuldu.     Babasının aradığını gören Yavuz çok şaşırmıştı. Genelde babası ve annesini arayan kendi olurdu.   "Alo?"   "Yavuz ne yapıyorsunuz oğlum?"   "Kahvaltı yapıyorduk baba. Bir sorun mu var? "   "Telefonda anlatamam oğlum. Hemen toparlanıp buraya gelin. Bekliyoruz."   "Tamam baba da neyle ilgili beni böyle merakta bırakma."   "Sen gel de halledilmeyecek bir şey de değil. Hadi Allah'a emanet."diyip kapadı   "Ne oldu babam ne diyor?"   "Hemen toparlanıp gelin diyor. Herkes kahvaltısını bitirince toplansın. Akşam üzeri uçağa bineriz."     Herkesin onaylamasıyla Yavuz kalktı ve şirketteki işleri toparlamak için çıktı. Evde de Aslıyla Berfe masayı toplarken diğerleri odalarına çıkmıştı.      Herkes neden çağırdıklarını bulmak için düşünüyordu. En sonunda Berfe dayanamadı ve Selma hanımı aramaya karar verdi.   "Alo, anneciğim nasılsın?"   "İyiyim güzel kızım sen nasılsın? İyi misiniz?"   "İyiyiz biz de anne. Bebekler de iyi merak etme. Aslında ben sana bir şey sormak istiyordum anneciğim ondan dolayı aramıştım. "   "Sor bakalım, ne soracaksın kızım?"   "Anne sabah babam Yavuz'u aradı da. Mardin'e gelin bir an önce demiş. Sizde bir sorun yok değil mi? Sağlığınız iyi? Bak bir şey var da söylemiyorsanız çok üzülürüm. Bizi merakta bırakmayın. "   "Yok kızım hepimizin sağlığı iyidir. Biz sizi özledik baban ondan çağırdı. Yine abartmış bu adam herhalde. Sen hiç kendini telaşlandırma. Strese girme. Anladın değil mi kızım?"   "Tamam anne dikkat ediyorum ben. Bu akşama uçakla gelecekmişiz galiba."   "Ben sizin sevdiğiniz yemekleri hemen hazırlarım kızlarla beraber. Görüşürüz yavrum selam söyle sana emanetler. "   "Görüşürüz anne."     Kadının dediklerini Aslı'ya anlattı ve valizlerini toparlamak için odalarına çıktılar.     Yavuz aklına gelenlerle hemen Berfe ile konuşmak için aradı. Uçakla gidelim demişti ama kız uçağa binebilir mi onu bilmiyordu. Hamileydi sonuçta.   "Alo, efendim Yavuz?"   "Berfe hazırlan doktora gideceğiz. "   "Doktora mı neden?"   "Ne demek neden? Uçağa binmen için bir sakınca var mı onu öğreneceğiz."   "Ben Mardin de gittim. Bir sorun yok dediler. Binebilirim yani."   "Olsun biz yine de gidelim. Belki de cinsiyetlerini de öğreniriz."   "Sen zahmet etme o zaman holdingte işlerin varmış zaten. Ben Hakan'la gider gelirim. "   "Senin kocan benim Berfe bunu fark et artık. Hazırlan geliyorum."     O bebeklerin babası benim demek istese de diyemedi bu yüzden kocanım demişti.     Adamın kendilerini düşünmesi iyi de olsa en sonunda yine özüne dönüp ona bağırmıştı. Galiba bu adam sadece onla bağırarak anlaşabiliyordu.     Aslı'ya doktora gideceklerini haber verdikten sonra hazırlanmak için çıktı. Karnını rahat açabilmesi için dar siyah bir etek giyip üstüne de bordo gömlek giymişti. Siyah beyaz spor ayakkabısını da giyince hazırdı. Saçlarını da basit bir topuz yapmıştı. Diğer eşyalarını valize kaldırmıştı.     Yavuz eve geldiğinde hastaneden eve uğramadan havaalanına geçeriz doktor izin verirse vermezse arabayla geliriz demiş ve valizlerini arabaya koymuştu.    Şüphesiz bu durumdan Berfe kadar Esma ve Hakan da hoşnutsuzdu. Zaten İstanbul'a geldiklerinden beri Berfe'yle bir türlü Mardin'deki kadar yakın bile olamamıştı. Eğer otelde kalsaydık böyle olmazdı diye düşünüyordu.     Esma da kocasının zaten kendiyle hiç ilgilenmeyip bir de kuması geldiğinden beri onunla ilgili olmasına sinir oldu. Her ne kadar aralarını bozsa da sırf o hamile olduğu için kocası ilgileniyordu. Ben de olsam böyle olmazdı diyordu kendi kendine. Ama lanet olsun ki kısır biriydi.     Yavuz'un arkadaşının doktor olduğu hastaneye gidiyorlardı. Eve gelmeden Yavuz arkadaşını arayıp randevu almak için ricada bulunmuştu.     Jinekoloji bölümüne geldiklerinde az bir sıra vardı. Sıra bekleyen kadınların karnı Berfe'ye göre daha belirgindi. Kız da onlara bakıyor kendi bebekleri ikiz olduğu için karnının daha da büyük olacağını düşünüyordu. Sıra onlara gelince içeri girdiler. Kırklı yaşlarında zarif bir kadın doktordu.   "Hoş geldiniz Berfe hanım, beyefendi. Acil olarak randevu almışsınız. Bir sorun yoktur umarım."   "Hoş bulduk doktor hanım. Biz bugün uçakla Mardin'e gidecektik. Ama sonra aklıma geldi eşimin uçağa binmesinde bir sorun olur mu sizce?"   "Ultrasona geçelim isterseniz. Daha net bir şeyi ancak muayeneden sonra söyleyebilirim ama daha hamileliğin ilk başlarında gibisiniz."     Kızın karnını açmasıyla muayeneye başladı doktor.   "Aslında çokta küçük sayılmazlar değil mi? On dört haftalıklar ve ikizler buna rağmen karnınız belli olmuyor. Aslında iç karnınız geniş olduğu için şanslısınız. Genelde hamileler özellikle ikiz hamile olanlar kilolardan çok şikayet eder."   "Tam on dört haftalıklar mı?" diye sordu Yavuz.   "Evet, şuan uçağa binmenizde sakınca yok gibi. Ama yine de dikkatli olun."   "Bu arada cinsiyetleri belli olmuş sizde öğrenmek ister misiniz? "   "Evet, çok isteriz."   "Hayırlı olsun ve kolay gelsin iki tane afacan erkek geliyor."     Kadının erkek demesiyle Berfe'nin gözleri doldu. Yavuzsa mutlulukla kızın eline öpücük kondurup ona sarıldı. Tam on dört haftalık olmaları ilk gecede kızın hamile kaldığını gösteriyordu. Bu zor bir ihtimal olsa da gerçekleşmişti. O yüzden artık emindi ve küçük karısının gönlünü almak için uğraşacaktı.      Doktorun odasından çıktıktan sonra Yavuz sürekli Berfe'ye sarılıp öpüyordu.  İçi içine sığmıyordu. Berfe adamın bu hallerine şaşırsa da hevesini bozmak da istemedi.      Adam hastanenin karşısındaki pasta, börek tarzı şeyler satan pastaneden bir sürü tepsi baklava aldı ve hastanede de dağıtılması için ekstra para verdi. Daha sonra şirketi içinde bir o kadar baklava alıp gönderdi ve güvenlik şefini arayıp dağıtmasını söyledi.     Uçak kalkış saati yaklaştığı için binip havaalanına gittiler. Yavuz heyecanını hala koruyordu. Havaalanı baya büyük olduğu için kardeşleriyle Mardin'e  inince görüşeceklerdi. Bilet kontrolünü yapıp Berfe'yle birlikte uçak kalkış saati gelene kadar bir kafede oturdu. Kıza sürekli canı bir şey çekiyor mu diye soruyordu.      Adamın bu ilgisi çoğu kişi için güzel olsa da kız üzülüyordu. Daha önce ona ve bebeklerine dediği lafları unutmuş değildi. Ama bugün erkek olduklarını duyunca belli ki adam unutmuştu. Kız olsalar bu kadar sevinmezdi demek ki diye düşünüyordu. Kendisi için önemli olan sağlıklı olmalarıyken kocası için öyle değildi anlaşılan. Yine de bir şey demedi. Saat gelince uçağa geçtiler ve yaklaşık olarak bir buçuk saat sürecek yolculuk başladı.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE