Sabah olduğunda ilk uyanan Berfe olmuştu. Konaktaki alışkanlıkla ilk önce duş alıp daha sonra kahvaltının hazır olması için arayarak mutfağı buldu. Kız eşyaların yerini bilmese de hazırlamak için çabalıyordu.
Ondan kısa süre sonra da Aslı kalktı ve yardım etmeye başladı. İki kişi hızlı bir şekilde krep ve menemen yaptılar. Menemenin yanına patates kızartıp ilk olarak Berfe'nin fırına sürdüğü böreği de soğuması için masaya bıraktılar. En sonunda kahvaltılıklarla birlikte hepsi masaya konulunca kahvaltı hazırdı.
Onlar yaparken hala uyanan kimse olmayınca Aslı ağabeylerini uyandırma görevini üstlendi ve yukarı çıktı.
İlk olarak Akın ve Azad'ın odalarına gitti. Onlar kolaylıkla uyanmıştı. Hakan ve Yavuz ağabeyini de onların kaldırıp kahvaltıya gelmelerini söyledi.
Aslı da Berfe'nin yanına inince onlar masaya oturup diğerlerini beklemeye başladı. İlk olarak Akın ve Azad indiler. Onlardan hemen sonra Hakan geldi ve peşinden de Yavuz.
"Imm Berfe yine böreğinden yapmış. Erken mi kalktın güzelim? Keşke biraz dinleseydin. "
Hakan'ın hemen böreği yiyip Berfe ile konuşması ve güzelim demesi Yavuz için sinirlenmeye yeterliydi.
"Nereden biliyorsun Berfe'nin yaptığını belki Aslı yaptı."
"Yavuz sen hiç Berfe'nin böreğinden yemedin galiba? Kim olsa bu tadı bilir hem Aslı'nın erkenden kalkıp bu kadar uğraşması mucize olur."
Hakan kendince bir zafer kazanmıştı
Berfe de adamın sorduğu soruya cevap vermediğini hatırlayınca konuştu.
"Alışkanlık herhalde erken uyandım o yüzden yaptım. Elime mi yapışacak? "
"Eline sağlık güzelim. Gerçi sana da hak veriyorum Yavuz sadece bir aycık falan Berfe'yle beraberdin. Sonra eve bile gelmiyordun."
"Yokluğumu iyi değerlendirdin galiba"
"Fazladan bir şey yapmama gerek hiç olmadı diyelim."
Berfe içindi bu konuşmalar. Yavuz yokken Hakan onun yanında olduğu için. Yine de üstü kapalı bir konuşmaydı bu.
Konuşmalara dalmışlarken hiçbirinin aklına Esma'yı çağırmadıkları gelmedi.
Esma uyanıp hazırlandı. Dünden beri kini geçmemiş devam ediyordu. Sonra aklına kızın hamileliği geldi. Yavuz hala bilmiyordu. Madem o benim her şeyimi mahvetti ben de onu mahvedeceğim. Yavuz öğrensin bak neler oluyor Berfe hanım dedi kendi kendine. Sabah sabah aklına gelen şeyle keyiflendi.
Aşağı indiğinde mutfaktan gelen sesle adımlarını oraya yöneltti. Hepsinin onu umursamadan keyifle kahvaltı yaptığını görünce planını şimdi harekete geçirme kararı aldı.
"Aşk olsun benim evimde bensiz mi kahvaltı ediyorsunuz?"
Kadının yüzsüzlüğüne diğerleri sinir olurken Berfe unutup ayıp ettiklerini düşünüyordu.
"Esma o kadar biliyorsan senin evin olduğunu kalkıp misafirlerine kahvaltı hazırlasaydın. Ama kim yaptı Berfe ve ben."
"Burası senin de evin Aslıcığım. Ama bu Berfe misafir sonuçta."
"Berfe misafir değil, o da benim karım ve bu evin sahibi." diye atıldı Yavuz.
"Neden kızıyorsun Yavuzcuğum? Ben ilk defa geldi diye söyledim. Birde hamile. Sahi Berfe hamileliğin nasıl gidiyor? "
Herkes şokla kadına bakmaya başladı kimse söylemesini beklemiyordu. Tabi Yavuz bunu bilmediği için şoktaydı.
"Hamile derken? Bildiğimiz hamilelik mi?"
"İlahi Yavuz. Bilmediğimiz hamilelik de mi var? Bu kadar şaşırdığına göre Berfe sana söylememiş? Neden söylemedin ki bebeğinin babasına Berfe? Yoksa Yavuz değil de adı neydi? Hah Serhat bey. O mu babası? Ya da Hakan? Hamileliğin başından beri hep o ilgilendi seninle diye biliyorum. Başkasının bebeği için niye bu kadar uğraşsın sonuçta değil mi ama?"
Herkes öldürücü bakışlarını kadının üzerine tutmuşken Yavuz daha da fazla karışan aklıyla ne yapacağını bilemedi.
"Yeter Esma. Daha fazla karışma."
"Neden kızdın ki Hakancığım? Ben ne düşünüyorsam onu söylüyorum yoksa haklı mıyım? Ondan mı bu sinirin?"
Aslında bebeklerin babasının Yavuz olduğunu tabi ki biliyordu. Bu sadece o daha fazla sinirlensin, Berfe ve bebeğe daha fazla zarar versin diyeydi. Belki şansı yaver giderdi de bebeklerden de kurtulurdu.
"Berfe bu ne demek hamile misin?"
"........"
"Berfe susma sana soruyorum. Hamile misin kadın?"
"şey, b-ben"
"Sen ne? Allah kahretsin çok basit evet veya hayır diyeceksin."
"Yavuz kıza bağırma korkuyor zaten."
"Sen karışma. Evet mi hayır mı?"
"E-ev-evet."
"Ve benden sakladın öyle mi? Kaç ay oldu?"
"Üç ay."
"Karım üç aylık hamile ama bendende saklıyor öyle mi? Ne düşündün ki onu istemeyeceğimi mi? Ben baba olmaya ne kadar hasrettim bilmiyor musun sen Berfe? Nasıl benden sakladın sen?"
Akın daha fazla dayanamadı ve Aslı ona bakarken bir işaret yapıp ağlayan Berfe'yi yukarı götürmesini istedi. Onu çıkarınca ağabeyine döndü.
"Yeter ağabey. Kızın üzerine geliyor, bağırıp çağırıyorsun. O kız neler yaşadı senin haberin vardır? Sen ona kötülük ettiğin gece kanaması olduğunda düşük riski yaşadı da öyle öğrendi hamileydi. Bir ay korkudan yerinden kalkmadı sırf düşük yapmamak için. O zaman nerede idi bu halin? Hem yaptığından utanmaz hala kızın yüzüne bakarsın hem de ona hesap mı sorarsın? Biraz kendini bil."
Konuşması bitince kardeşi ve kuzeni Hakan'ı da yanına alıp Berfe'ye bakmak için yukarı çıktılar. Biraz konuşunca kız sakinleşmişti neyse ki.
Esma içten içe zaferini kutlarken çok yakında daha iyisinin olacağını hissetti. Keyifle kahvaltısını yapmaya başladı. Sabah sabah herkesi dağıtmıştı.
Yavuz da biraz düşünmek için evden çıktı ve arabayla daha önce keşfettiği manzaralı bir tepeye geldi.
Bir yandan Berfe hamileliğini ondan sakladı diye çok üzgündü. Baba olduğu haberini onun vermesini ve barışıp bu haberi kutlamalarını isterdi. Belki ilk başta olmasa bile riski bittiği zaman anlatabilirdi. Ya da dün gece ama onun söylemesini isterdi.
Ama sadece kız saklamamıştı ki anne, babası, kardeşleri, yadesi, dedesi hepsi kendine karşı birlik olmuş gibi saklamış bir şey söylememişti.
Sonra Esma'nın cümleleri aklında dönüp duruyordu. Serhat ya da Hakan mı babası dediği anlar özellikle. Böyle bir şey olabilir miydi? Üç aylık dediğine göre Serhat olamazdı. Tabi gerçekten üç aylıksa. Ama Hakan o zaman da kıza ilgiliydi. Ya bir hataya düşüp kız birlikte olduysa? Bunu yapar mıydı Berfe? Hem kendiyle kaç defa birlikte olmuştu ki? İki üç seferde hamile kalması imkansız gibiydi.
Düşündükçe kafayı yediğini hissetti. Şüphe içini kemirip duruyordu. En iyisi test yaptırmak dedi kendi kendine. Evet Berfe'yle konuşacaktı ve test yaptırıp en azından rahat edecekti?
Peki kendinin değilse çocuk ne yapardı bilmiyordu. Ama kendine hakim olamayacağı kesin idi. O zaman hem Berfe hem çocuk hem de o adam ölürdü. Peki karısının ölmesi dayanılır bir acı mıydı? Berfe'siz hayatı berbattı ve onsuz bir ömür olur muydu?
Ama test yaptırmazsa da kendi bebeği olsa bile hep şüpheyle yaklaşmaz mıydı, tamamen benimseyebilir miydi? Artık düşünmekten beyni yanmıştı. En iyisi gidip Berfe'yle konuşmak dedi ve araba ile eve doğru yol aldı.
Yavuz eve geldiğinde Berfe kendini yeni yeni toparlamıştı. İstanbul'a geldi diye gerçekten çok pişmandı. Alt tarafı biraz eğlenmek ve kafasını dağıtmayı istemişken şimdi ki hali içler acısıydı.
Yavuz daha fazla beklemek istemeyip Berfe'nin kaldığı odaya çıktı. Allah'tan kızı tek başına bulmuştu.
"Berfe hadi düzgünce konuşalım. Ben babalık testi yaptırmak istiyorum."
"Ne testi Yavuz asla böyle bir şeye izin vermem anladın mı?"
"Berfe bak itiraz etmeden düşün. Ben sadece emin olmak istiyorum. Eğer ki yaptırmazsak hep içimde bir şüphe olur ona karşı bunu yapmak istemiyorum. "
"Hiçbiri umurumda değil. Bana biraz bile inanıyorsan testi yaptırmazsın. Bu nasıl aklına gelir onlar tabi ki senin ve benim çocuğum. "
"Onlar derken? Doğru mu anladım?"
"Evet, doğru anladın ikizler."
"İki taneler yani. Ama üç aylık dedin karnının şişmesi gerekmez miydi senin karnın hala düz."
Hem ikiz olup hem üç aylık oldukları halde kızın göbeğinin şişmemesi tuhaf gelmişti. Yoksa gerçekten daha büyük gibi mi gösteriyor düşüncesi hemen zihninde yer edindi. Bu kadar şiddetle teste karşı çıkması da emin olmadığını göstermiyor muydu? Karısına dokunan başkaları gözünün önüne gelince siniri artmaya başladı.
"Ne dersen de o testler yapılacak. En kısa zamanda doktora gideceğiz."
"Yaptırmayacağım bunun için imzanın gerekli olduğunu biliyorum. Ve ben o imzayı atmayacağım. "
"Yani bebeklerin başkasının olduğunu kabul ediyorsun?"
"Son kez söylüyorum BEBEKLERİMİN BABASI SENSİN! Şimdi neye inanmak istiyorsan ona inan. Sırf karın dediği için yapıyorsun bakalım bir kez olsun bana güvenebilecek misin? Ha dersen ki onlara babalık yapmam sen bilirsin. Zaten aylardır yanımda olmayan sensin şimdi rahat bırak lütfen dinleneceğim."
"Tamam son bir şey bu akşam dün ki davet sahipleriyle yemek yiyecektik ama bugün konuştuk birkaç gün sonra olacak. Onların yanında bu tavırların devam edemez unutma." diye uyarısını yapıp son kez kıza baktı ve çıktı.
Yavuz ne yapacağını şaşırdı. Berfe itiraz etmez kendinden emin olur kabul eder zannediyordu. Ama kadın şiddetle karşı çıkmıştı. Davranışları ve sözleri zıt olduğu için Esma'nın dediklerinin de doğruluk payının arttığını düşündü.
Birkaç gün sonra...
Aradan birkaç gün geçse bile hiçbir değişiklik olmamıştı. Berfe tamamen Yavuzla konuşmayı reddediyordu. Onu görmek bile istemediğinden odadan en az olacak şekilde çıkıyordu.
Yavuz da kızın tavrını fark etmişti. Ve bu davranışları tamamen yanlış anlıyor sanki kız suçunu örtmek için karşısına çıkmıyor diye düşünüyordu. Ama bir şekilde onu ikna etmeliydi. Hem bugün olacak yemek hem de test için. Gizlice yaptırmak mümkün mü diye bir yol bulmaya çalışıyordu.
Onların bu kadar dağılmasından çok memnun olan Esma dedikoduları iptal etmek istiyordu artık. Çünkü hangi yere gitse aynı fısıltıları duyuyordu. Kuzeni deme numarası belki burada işe yarar ama sosyetedeki kadınlar araştırmadan bırakır mıydı ondan emin olmalıydı.
Aslı günlerini Berfe'ye destek olarak geçirirken diğerleri de şirkette çalışıp olabildiği kadar az muhattap oluyordu Yavuzla.
Mardinde de olaylar karışıyordu. Yavuz'un aylardır hiçbir sorunla ilgili olmaması hatta evine bile gelmemesi büyük dedikodu sebebiydi. Diğer yanda bu dedikodulardan dolayı Yavuz'un ağa olması sarsıntıdaydı. Herkes Hakan'ı ve birkaç ağayı daha değerlendirmeye de başlamıştı. Ama en önde olan Hakan'dı.
Ömer ağa bu olayı engellenmek istese de elinden pek bir şey gelmiyordu. Aynı şekilde karısı Selma hanım da dedikodu kaynağını bulmaya çalışıyordu. Diğer yandan engellemeye tabi. Ama milletin ağızı torba değildi ki büzülsün.
Millet konağa geliyor gelinleri, diğer oğulları ve kızının da olmamasıyla çok daha fazla konuşmaya başlıyordu. Hangi birini engelleyeceğini şaşırmıştı ve yorulmuştu kadın.
Akşam kocasıyla konuşmuş bir karar vermişlerdi. En fazla birkaç gün daha bekleyecek ardından Yavuz'u arayıp Mardin'e çağıracaklardı. Hemen çağırıp gelmesini isteseler bile olmayacağını da biliyorlardı. Son karar ertesi gün Ömer ağanın Yavuz'u arayıp birkaç günde geri Mardin'e dönmelerini söylemesiydi.