DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

2142 Kelimeler
Bir hafta sonra...     Aradan geçen bir haftada en önemli olay dinî nikahın bugün olması kararı verilmesiydi. Büyük gün gelmişti. Her iki çift için durum oldukça farklıydı.           Bir yanda Melek ve Civan sonunda kavuşabilmenin heyecan ve mutluluğu içindeyken kardeşlerini sürükledikleri hayatın ağırlığı da vicdanlarına bir yük yerleştirmişti. Onları düşünmemeleri pişmanlığa yol açıyordu.          Diğer yanda Mira ve Miran bugünün stresi içindeydiler. Daha çok Mira ne yapacağını bilememesinin stresindeydi. Korkuyordu ve kuma olacağı için üzgün  ama çaresizdi. Miran ise bir yandan Mira ile evleneceği için şimdiye kadar hiç hissetmediği bir heyecan içindeydi. Ama bu bir hafta boyunca sürekli karısı Esma ile tartışmaları kendini yıpratmış ve daha evlenmeden böyleyse evlenip Mira buraya gelince neler olur diye düşünmeden edemiyordu. Hele birde Mira'ya dokunmasını istememesi bütün işleri zorlaştırıyordu. Bugün olmazsa yarın illaki dokunacaktı. Daha fazla arkasından birilerinin konuşmasına izin verecek değildi. Hele birde tamam o zaman dokun ama hemen sonra bana gel demesi daha çok şaşırtıyordu. Sırf orda kalmaması için bu iğrençliği nasıl kaldıracaktı? Başka bir kadına dokunup ona gitmesini istemesi kendisine göre midesizlikten başka bir şey değildi.      Berfe dolabından beyaz bir elbise ve şal seçmeye çalışırken kapıdan elinde büyük bir kutuyla Şilan girdi. Elindeki ne diye sorduğunda "Bilmiyorum Berfe sana gelmiş. Buraya bırakıyorum. Sen açarsın" diyerek geldiği gibi çıkmıştı. Bu gizemle ne olduğunu merak eden Berfe hemen kutunun başına geçmiş ve üzerindeki kurdeleyi çözerek kutunun kapağını çıkardı. İçinden çıkan çok güzel bir gelinlikti. Bunu görmesiyle kalakalmıştı. Bu çok ama çok güzel bir gelinlikti. Zorla evlendirildiğini bile unutmuştu bir anlık heyecana kapıldı. Sonra kutunun içindeki notu gördü. Not şöyleydi;    "Umarım beğenirsin bu gelinliği ilk gördüğümde aklıma gelen sendin. Sana çok yakışacağına eminim. İnşallah beni kırmaz ve giyersin"                                     Yavuz Miran Sipahi      Miran beyin beni düşünüp gelinlik almasına çok şaşırmıştım. İlk önce çeyiz alışverişi şimdi de bu gelinlik, düğün olmasa bile bazı eksiklerini kapatmaya çalışıyordu galiba. Adamın bu kadar iyi olması ve düşünceli olması kendini şaşırtsa bile kaptırmamam gerekiyor kendimi sonuçta o adamın bir eşi var ve ben onların arasına girmek istemem sonuçta. Bu yüzden kendimi olabildiği kadar uzak tutmam gerekir diye telkin ediyordu kendini. Ama şimdi gelinliği giyip tadını çıkarmak istedi.     Bu gelinliği giyip aynanın karşısına geçtiğinde sanki normal bir düğünmüş gibi gelmişti Berfe'ye. Bu arada tekrar kapı çalınmıştı ve yine Miran beyin gönderdiği kuaför ve makyöz gelmişti. Onları gülümseyerek karşıladı ve ayna karşısında bir yandan saçı diğer yanda makyajı yapılmaya başlandı. Aradan geçen bir saat sonunda tamamen hazır ve görüntüsü de tam istediği şekildeydi. Doğal bir gelin olmuştu. Teşekkür edip onları uğurladı ve hemen arkasından ağabeyleri,babası,annesi ve birkaç akrabası daha odaya doluştular. Babası ve annesi ile ilk olarak göz göze gelen kız kendini ağlamamak için zorlamıştı.       Mert ağabeyi karşısına geçip kuşağını bağlamış ve kendisine sarılmıştı. Bunun sonunda dayanamayıp gözyaşları firar etmeye başlamıştı. Daha sonra Civan ağabeyi,annesi,babası ve kuzenleriyle sırasıyla sarılmış avluya hep beraber inmeye başlamışlardı. Aşağıda kendini almaya gelen Miran bey ve onunla birlikte onların akrabası olan kişiler de vardı. Miran beyin koluna girdi ve kapı önünde duran arabaya yürüdüler.         Aynı dakikalarda Miran oldukça stres yapmıştı. Bir yandan acaba gönderdiği gelinliği giyecek mi diye merak ederken diğer yandan tekrar evlenecek olmanın verdiği bir streste vardı tabiki. Ailesiyle merdivenlerden inen kızı gördüğünde hayran olup kalmıştı. Mirası gelinliği giymiş aşağı kuğu gibi süzülüyordu. Kız aşağı indikçe Miran'ın kalbi daha hızlı atıyordu. Sonunda kız yanına gelipte koluna girdiğinde arabaya binmiş ve konağa doğru yola çıkmışlardı.          Konağa geldiklerinde yine aşiretten oluşan kalabalık vardı. Sadece imam nikâhı olsa bile uzun zamandır kuma getirmesi beklendiği için herkes kendisi görmek istemişti galiba. İçeri girdiğimiz zaman direk imam nikâhı için hazır olan yere geçtik ve imam nikâhlarımızı kıymaya başladı. Mira'ya mehir için ne istediğini sorduğunda ilk başta hiç bir şey istememiş ama illa istemen gerekir denilince bir lira istemişti. Onun aç göz olmadığını biliyordum. Ancak ben ağa idim ve karıma mehir olarak bir lira verecek değildim. Bu yüzden çiftlik evi ve ağırlığınca altın yazmasını söyledim gelen imama. Kabul etmesiyle nikâh kıyılmış oldu. Artık Mira karımdı.              Onlardan hemen sonra Civan ve Melek imam nikâhı için oturdu. Onlar kaçtığı için Melek gelinlik değil sade bir elbise giyiyordu. Aslında ağabeyi gibi Civan da akıl etse Melek de gelinlik giyebilirdi. Bu konu aklına takılsa bile şimdilik bir şey demek istememişti. Onların nikâhı kıyılmış ve aile büyüğü olan kişilerin ellerini iki çift de öpmeye başlamıştı.         Aşağıda nikahlar kıyılırken Esma hırs içinde odasında bekliyor bir şekilde bu geceyi mahvetmeliyim ve olabildiği kadar çok engellemeliyim hem kocam benimle kalsın hem de o kız hamile kalamasın diye düşünüyordu. Birazcık düşününce aklına gelen plan kafasına yattı. Ama bir tarafı halletse bile diğer taraf için birine ihtiyacı vardı. Bu en iyi Hakan olabilir diye düşündü. Hem o kız güzeldi hem de kocasına düşman olan biriydi Hakan. Bu yüzden onu aradı ve odasına gelmesini söyledi.      Hakan Esma'nın kendisini aramasına şaşırsa bile gitti. Esma uzatmadan bir planım var ve birlik olmalıyız dedi. Bu kadar hızlı bir giriş beklemese bile onu dinledi.          Esma'nın planı şöyleydi; bugün onlar odasına girdikten biraz sonra Yavuz'u arayıp çok hastayım gelmen gerek diyecekti. Tabi bu hasta numarası için tebeşir tozuyla ateşini yükseltip ağlamış gibi gözükecekti. Ses taklidi da kendine kalmıştı. Yavuz Berfe'yi bırakıp yanına gelecekti ve bu kıza ilk darbe olacaktı. Hem birlikte olamayacaklardı hem de önceliğin Esma olduğunu Berfe görecekti ona göre. Tabi o hastalık ve üzüntüsünü kullanıp Yavuz'u yanında tutarken Hakan hep Berfe'ye yakın olacak ve onunla iyi anlaşacaktı. Daha sonra hem Yavuz'a karşı kızı doldurup hem de kendilerinin çok büyük aşk yaşamış olduğuna inandıracaktı. Yavuz için en affedilmez şeylerden biri ihanet ve hep Berfe'ye uzak olacaktı. Aynı şekilde o da Yavuz'dan soğutma planı sayesinde uzak olacaktı. Ancak hesapta olmayan bir şey vardı ki onlar orada plan yapadursun o arada Mira ve Yavuz çoktan odalarına çıkmışlardı. Odaya girdiklerinde Mira ne yapacak bilemezken Miran da nasıl yaklaşsam acaba diye düşünüyordu. Miran ilk önce yüz görümlüğü olarak yaptırdığı melek figürü olan ve safir taşlarla kaplı kolyeyi çıkardı ve Mira'nın alnını öpüp taktı. Adamın bu hareketi Mira'yı iyice heyecanlandırmıştı. Miran;          "Mira istersen bugün olmak zorunda değil ama illaki bir gün olacak. Bizde boşanma yok bilirsin. Özellikle berdel varken. Seni incitmek istemiyorum ama bana kalırsa bugün olsun kurtulalım sen ne dersin? " diyerek kararı kıza bırakmıştı.        "Şey, Miran bey ben ne yapacağımı hiç bilmiyorum ki. Ama siz isterseniz tamam" diyerek belirtti. Gerçekten ne yapacağını bilmiyordu. Şimdiye kadar düşündüğü belki bana dokunmaz ve kısır derlerse babamın evine gönderir  planı adamın dedikleriyle suya düştü. Böyle bir şey de olmayacaksa Berfe de artık yeni evine alışmam gerekir diye düşünmüştü. Kızın tecrübesiz oluşunu dile getirmesiyle ****18****       Adam kızın dudaklarına kapanarak onu öpmeye başladı. Kızın dudakları öyle tatlı öyle güzeldi ki kendini sırf öperken inlerken buldu. Ama kızın karşılık vermediğini fark edince ondan biraz uzaklaştı ve karşılık ver lütfen sen de bana alışmalısın dedi. Bunun üzerine Berfe de karşılık vermeye çalıştı.      Kızın duvağını çıkarttı ve arkasını döndürerek gelinliğin fermuarını açtı. Gelinliğin üzerinden düşmesi ile kızın omzuna bir öpücük kondurdu sonraki öpücükleri boynuna çıkmış ve kızın boynunu koklayarak öpüyordu. Mira'yı yatağa çekti. Kız heyecan ve korkudan titriyordu. Kıza ürkütmemek için yavaş bir şekilde dokundu ve onu uzun süre boyunca okşayıp sevdi. Teninin her kısmını öpüyor bazen dişleyip emiyor, kızın inlemesini sağlıyordu. Sonunda birleştiler ve bu Mira için oldukça acılı olmuştu. Adam kızın acısının geçmesini sabırla ve onu sakin bir hale getirmek için yüzünün her bir noktasını öperek bekledi. Kızdan onay geldiğinde ise gelgitlerine devam etti ve kızın sona ulaşmasının ardından kendi de ulaştı ve yana attı. Tam o an telefon çaldı.      Planlarının ardından Esma hastalık numarası için hazırlanırken Hakan aşağı indi. Ancak indiğinde Yavuzları görmediği için hemen Esma'yı aradı ve hemen Yavuz'u aramasını söyledi. Geç kalmış olmaları kötü olurdu. Umarım tam zamanındadır diye dileseler bile biraz geç kalmışlardı ama tamamen değil.        Esma'nın aradığını gören Yavuz ilk başta açmasa bile ısrarla çalmasıyla Berfe siz açın lütfen ben de duşa girip çıkarım demişti utanarak. Onun gitmiş olması ile bu sefer çalan telefonu açmıştı .         " Yavuz çok hastayım. Ateşim çıkmış. Üzerim uygun değil lütfen gel " diyerek kısık gibi yaptığı sesiyle konuştu.         "Esma şimdi nasıl geleyim ben üstüne bir şeyler giyinip annemi çağır olmazsa kızlardan birini "         "Ama Yavuz hem utanırım hem onlar beni sevmezler biliyorsun. Lütfen sana ihtiyacım var." diye arada öksürerek de konuştu. İhtiyacı olan birine her zaman yardım ederdi Yavuz. Son cümlesiyle peki diyerek telefonu kapattı. Habersiz çıkmaması gerekirdi. Ama Mira duşta su sesinden duyamaz diye bir kâğıda  açıklama yazdı ve en kısa sürede gelmiş olacağım diye ekledi. Ama hiçte öyle olmayacaktı. Yavuz odaya girdiğinde Esma çok hasta duruyordu. Galiba duş almıştı. Çünkü üzerinde bornoz vardı. Ama duş alsa da ateşi geçmemiş hala yanıyordu.          "Yavuz iyi ki geldin. Duş aldım ama daha kötü oldum. Kalkacak halim yok " diye kendini acındırmaya başladı.          Yavuz ise kadının gerçekten çok kötü hasta olduğunu anladı ve onunla ilgilenmeye başladı. Ne kadar denese de kadın bir türlü iyileşmiyordu. En son o da kadınla beraber uyuyakaldı. O anlarda Berfe duştan çıkmış ve boş odayla karşılaşmıştı. Miran beyin nerde olduğunu merak ediyordu. Yatağın yan tarafında bulunan komodindeki notu görünce giderildi. Adam ilk karısının yanına gitmişti. Kötü düşünmemiş ve kadın hastaymış hem bakıp geri geleceğim demiş Miran bey diyerek beklemeye başlamıştı. Utansa bile en azından bana neler yapmam gerektiğini söyler pek bilmiyorum sonuçta diyerek oturdu.        Berfe sabaha kadar gerçekten bekledi bazen telefonundan bir şeylere baktı bazen kitap okudu. Hatta sabaha kadar bir tane kitabı bitirmişti. Ama Miran hala gelmemişti. Günün çoktan ayması ile Berfe adamın sadece bir bahane için bu notu yazdığını aslında başından beri gelmeyeceğini düşünmeye başlamıştı. Yine kandırıldım diye düşünüp rutin işlerini halletti ve dolaptan beyaz bir elbise alıp giydi. Burada adet yeni gelin olan kişi ilk gün beyaz giyerdi. Bunun kumalar için geçerli olup olmadığını bilmiyordu. Aslında Miran gelse ona soracaktı ama adam gelmemişti. Neyse çokta önemli değil. Sadece Miran bey yalan söylemeden gitmiş olsa daha iyi olurdu diyordu kendi kendine ama biraz da üzülmüştü. Tamamen hazır olunca aşağıya indi. Etrafa bakınıp sonunda mutfağı buldu. İçeri girdiğinde çalışanlar kahvaltı hazırlıyordu.         "Günaydın ben yardıma geldim ama ilk önce tanışalım mı " diye karşısındaki kadınlara sordu.           "Günaydın hanımım ben Asiye bunlar da kızlarım Evin ve Dila."         "Memnun oldum ama bana hanımım  demeyin lütfen. Adım Berfe Mira hangi ismimi isterseniz onunla seslenirsiniz. Hadi bana da iş verinde yapayım Asiye teyze" diyerek karşısındaki yaşlı kadına baktı.       "Tamam Berfe kızım o halde istediğin bir kahvaltılık varsa yapabilirsin buyur her şey burada" dedi.       Genç kızın samimi hali onları şaşkına çevirmişti. Çünkü daha önceki gelinleri Esma hanım hiç böyle değildi. Sadece emirler verir sanki hastalıklılarmış gibi kendilerinden kaçardı. Üstelik ağa kızı bile değildi. Kendileri gibi sıradan ailesi vardı. Ama Berfe ağa kızı olsa bile iyi davranmış ve samimiydi.           Berfe ne yapacağını bilememiş bu yüzden hemen hamur yoğurarak börek yapmaya karar vermişti. Kıymalı ve patatesli börek yapmış soğumaları için fırından çıkarıp camın önüne koydu. Daha sonra normal kahvaltılıkları masa için içeri taşıyan kızlara yardım etti. Bu arada Hakan uyanmış ve kızı izliyordu. Uygun bir zaman bulmalı ve herkes aşağı inmeden kızla konuşmam gerekir diyordu. En sonunda Berfe tek geldiği zaman saklandığı yerden çıkıp " Günaydın." diyerek kıza selam verdi. Berfe ilk kez konağa geldiğinde bu adamı gördüğünü hatırlamıştı ama kim olduğu hakkında bir fikri yoktu. Çekinerek "Günaydın" diye karşılık verdi. Kızın bu hali hoşuna gitmişti. Konuşmayı devam ettirmek istedi.          "Hakan ben, Yavuz'un kuzeniyim"          "Berfe Mira bende. Daha çok Berfe deseler de istediğinizi söyleyebilirsiniz" diyerek zarifçe gülümsedi.           "Pekala,  ben Mira diyeyim o halde. Nasılsın alışabildin mi konağa? "             "İyiyim, teşekkür ederim. Alışmaya çalışıyorum. "        "Bu arada ayakta kaldık gel oturalım. Masada da kendine bir yer seçmedinse benim yanımda otur istersen. Zaten genelde herkes belli yerlere oturur ve az boşta sandalye var." diyerek sevimlice sırıttı. Bu hali büyük biri değil de sanki genç biriymiş gibi göstermişti adamı. Hatta biraz da Mert ağabeyine benzetti ve adamı ağabeyi gibi görmeye başladı.     "Olur o zaman. Herkes otursun bizde otururuz." dedi.        "O zamana kadar birbirimizi tanısak mı? Aynı evde yaşayacağız sonuçta" dedi. Kızla samimi olabilmek adına ilk adımı atmıştı. Ev halkı inene kadar bazen anı bazense kendi özelliklerinden bahsedip birbirlerini tanıdılar. Bu Hakan'ın baya işine gelmişti. Üstelik bu kızla konuşma yapmak kendini rahatlatmıştı. Kızın ses tonu oldukça naifti. Uyanıp aşağı inen ev halkının içinde Yavuz ve Esma yoktu Sabah Esma hastalık numarasını devam ettirmiş ve Yavuz'u yanında tutmayı başarmıştı. Evin büyüklerinin elini öpen Berfe'den sonra herkes kahvaltı sofrasına oturmuştu. Ev halkıyla yakın olmaya başlamasıyla sofra daha neşeli bir hal almıştı. Arada sırada Hakan kıza eğilip komik espriler yaparak gülmesini sağlıyordu. Bunlar kızın adama kendini daha yakın hissetmesini sağlıyordu.             Kahvaltı bittiğinde kayınbabasının kahve istemesiyle mutfağa gitmişti. Oradakilere kahve, cezve ve fincanların yerini sorduktan sonra kahveleri bol köpüklü hazırlamış büyük salonda oturan yeni ailesinin yanına geçmişti. Dağıttığı kahveleri herkesin sevmesiyle utanmış bir şekilde tebessüm edip teşekkür etmişti. Kahve faslından sonra evin erkekleri işe gitmiş kadınlarsa bugün gelecek misafirler için temizlik ve yiyecek şeyler hazırlıyorlardı. Bu arada Aslı ve Hakan'ın kardeşiyle iyi anlaşmış yaşları yakın olduğu için dost olacaklarını düşünüyordu. Berfe ilk gün falan dememiş hemen onlarla birlikte her işi yapmıştı. Bu hareketi Selma hanımı oldukça gururlandırmıştı. Gelin kızı hemen evi ve ailesini benimsediği için oldukça mutluydu. İnşallah  en yakın zamanda kocasını da benimser diye içinden geçirdi. Artık gelecek olan misafirler için hazırlardı.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE