BEŞİNCİ BÖLÜM

1971 Kelimeler
    Bir saat içersinde gelecek olan bütün misafirler gelmiş, hazırlanan yiyecekler sunulmuştu. Berfe bir iş yapmadığında kayınvalidesi Selma hanımın yanında oturuyor. Kendisine sorulan sorulara cevap verip sonra nazik gülümsemesini onlara sunmaya devam ediyordu. Kızın hem ne kadar güzel ve hamarat olduğu düşünülürken hem de küçük olduğu ve kuma olarak yazık olduğu düşünüldü.      "Berfe kumanla aran nasıl?"         "Aslında tanışmadık. Esma hanım dün hastalanmış." diyerek durumu açıkladı.           "E tabi kolay değildir. Kim senin gibi güzel ve genç kuması olsa kıskançlık yüzüne yataklara düşer." deyip bir de kahkaha atmıştı. Berfe bunun üzerine sinirlendiğini hissetti. Durduk yere niye kendi hemcinsini eziyordu bu kadın.           "Benimle bir alakası yoktur. Sonuçta her insan hasta olabilir değil mi?" diyerek konunun kapanmasını umdu.          Neyse ki konu değişmiş ve başka şey üzerine insanların dikkati yoğunlaşmış ve bu konu kapanmıştı.         Baştan beri kapının orda olan Yavuz hem kadının söylediklerini hem de Mira'nın verdiği cevabı duymuştu. Kadının söylediklerinde doğruluk payı olabilirdi. Mira çok güzeldi ve karısı da bir hafta boyunca onu kıskandığını da belli etmişti. Acaba dün ki hali numara olabilir mi diye düşündü. Ama sonra çok ateşi olduğu ve sesi aklına gelince saçmaladım diyerek konuyu kapattı.          Bu arada içeride her zaman Yavuz ağayla evleneceği hayalini kuran bir kız kibirle Berfe'yi süzüp ondan daha üstte olduğunu kanıtlamak istiyordu. Kızın yaşı kendinden hayli küçüktü ama hiçte genç bir kız gibi davranmıyor aksine oldukça olgundu. Kızı bu konudan vuramazdı ama bir şey bulmalıydı.          "Berfe şimdi liseyi bile bitiremedin değil mi? Yazık oldu. " diyerek kıza hamle yaptı.             "Pardon adınız neydi? Kusuruma bakmayın lütfen unuttum da " diyerek asıl vuruşu farkında olmadan Berfe yaptı. Kadın ne kadar bozulsa bile sen de balık hafızalıymışsın herhalde diye az önceki hamlesi başarılı olamayınca bu hamleyi denedi. Ama artık kadının niyetinin kendini yermek olduğunu anlayan Berfe;            "Aslında adınızı söylemediniz ama ben bunu belli etmemek için öyle bir cümle kurmuştum. Her neyse önemli değil. Bu arada ben liseyi bitirdim hatta sınava da girdim. Lâkin okula devam etmeme izin verirler mi bilmiyorum ama misafirler varken ailevi bir mevzu konuşmayacağımız belli. İlginiz için teşekkürler. " diye kadını resmen lafı ile ezmişti.           Daha önceleri bu kadının Yavuz ile evlenmek istediğini bildiği için Berfe'yi ezmeye çalışacağını anlamıştı Selma hanım lakin gelini Berfe çok güzel cevap vermiş kadının ağzını kapatmıştı.         Akşam saati olduğunda kadınlar hep beraber kalkmış son kez hayırlı olsun deyip konaktan çıkmışlardı. Onların çıkması ile konaktaki kadınlar el birliği içinde her yeri toparlamış ve yemek saati yaklaştığı için sofrayı kurmuşlardı Esma hasta olduğu için Yavuz evdeydi. Ama misafirler olduğu için hiç Berfe'yle karşılaşmamış kıza dün gece için bir açıklama yapamamıştı. Bu akşamda sırf Esma tek sıkılmasın diye onunla yemek yiyecek ve ilgilenecekti. İlk evlendikleri zaman bile onunla bu kadar çok vakit geçirmemişti.           Esma ve Hakan'sa planları kısmen tuttuğu için oldukça mutlulardı. Biraz daha zaman geçtiğinde her şeyin onlar nasıl istediyse öyle olacağını düşünüyor ve keyifleniyorlardı.         Evin erkekleri geldiğinde Berfe onları karşılamış hoş geldiniz diyerek ceketleri alıyordu. Tam Berfe Hakan'ın ceketini almış ve birkaç cümle konuşuyorlarken Yavuz su almak için aşağı inmiş ve ikisi konuşurken onları izlemişti. Kıskançlık damarlarında geziniyordu. Konuşuyor oldukları şey ne bilmiyordu. Ama hep gülmeleri ve daha kendisi görmemiş iken Berfe'nin Hakan'a kahkahasını göstermesi onu daha çok sinirlendirdi. Kendisini fark etmeden yanından geçip gitmişlerdi. Görünmez gibi hissetti bir an Yavuz. Yukarı çıkmaktan vazgeçmiş içeride yemek yemeye karar vermişti. Mutfağa gidip Esma'ya yemek istedi ve o da salona geçti.         Berfe hariç herkes oturmuştu. Kendi de herkese iyi akşamlar diledi ve her zaman oturduğu yerine oturup Mira da yanına otursun diye bekledi. Ama Mira kendi yanı varken işi bitince Hakan'ın yanındaki boş sandalyeye oturmuştu. Karısı resmen kendi yanını değil başka bir erkeğin yanını seçmişti. Hele Mira yanına oturduğunda Hakan'ın kendine zafer gülüşü atması da neydi böyle?     Hakan ve Berfe kendi arasında komik diyaloglar kurarak gülüp eğleniyordu. Berfe ilk başta Miran beyin yanında mı oturmam gerekir acaba diye düşünse de ilk gün Hakan'ın zaten az boş yer var istersen senin yerin benim yanımdaki sandalye olsun demesini hatırladı. İlk gün oraya oturup sonra başka bir yere oturması uygun olmazdı o zaman. Bu yüzden yine Hakan'ın yanına geçti ve konuşmaya başladılar.        Onların bu hali sadece kendisinin mi dikkatini çekiyordu yani. Ev halkı onlar gülüşürken her zamanki bir olay gibi davranıyorlar hatta arada onlar da ikisi arasındaki konuşmaya katılıyordu. Ben sadece bir gün yoktum neler olmuş böyle diye düşündü. Sanki kendisi yok gibi karısı başka bir erkekle samimiydi. Ailesi bir şey demiyor aksine onlar da eğleniyor gibiydi. Kendisi düşüncelere dalmışken herkes yemeğini bitirmişti. Yine el birliğiyle sofrayı toplamış çay yaparak terasa çıkmışlardı. Yavuz artık yanlarında olup incelemeliyim diye düşünüp o da terasa çıkmıştı. Aklında ne Esma vardı ne de başka bir şey. Tek düşünebildiği kıskançlığıydı. Daha önce hiç bu kadar yakıcı bir duygu tatmamış böyle hissetmemişti. Terasta kardeşleri ve kuzenleriyle oturuyordu karısı. O da yanlarına geçti ve Akın'ın yanındaki boş yere oturdu. Tam karşısında Hakan ve Mira vardı. Onların yanında da Aslı oturuyordu. Hakan sahiplenircesine kolunu koltuğun üst kısmına Mira'nın tam arkasına atmıştı. Daha kendileri böyle oturmamıştı kuzeni ne yapıyordu Mira farkında mıydı acaba kolunun gerçi daha çok Aslılarla konuşuyordu. Gece boyu Mira bir kere bile kendisine bakmamış ama o hariç herkesle diyalog kurmuştu.        Berfe her ne kadar Miran bey olduğu için gergin ve utanmış hissetse bile yine rahat olmaya çalıştı ve herkesle sohbet etti. Saat geç olduğunda önce büyükler kalkmıştı. Ardından kendisi de herkese iyi geceler dilemiş ve odasının yolunu tutmuştu. Mira gidince Yavuz da kalkıp onun yanına gitmek istemişti. Ama yine hissetmiş gibi Esma onu aramış yanına çağırıyordu. Hasta olduğu için tamam deyip Esma'nın odasına gitti. Aslında Esma daha iyi gibi gözükse de hastayım diye ısrar ediyordu. Zaten sesi de tam düzelmemişti.     İki hafta sonra...      Aradan iki hafta geçmiş Berfe yeni evi ve ailesine alışmıştı. Tabi kocası ve onun ilk karısı hariç. Hala Esma hanım iyileşmemiş dolayısıyla tanışamadılar. Onun haricinde artık Selma hanıma anne diyor aynı şekilde Ömer beye de baba. Aslı, Mizgin,  Azad, Akın ve Hakanla daha da yakın olmuş arkadaş olmuşlardı. Kendi yaşı onlardan küçük olsa da kendilerine adıyla seslenmesini istiyorlardı. Kendisi yine en erken kalkan olduğundan gidip kahvaltıyı hazırlamıştı. Her ne kadar Asiye teyzesi kızsa bile devam ediyordu kahvaltıyı hazırlamaya. Tam bittiğinde Evin ve Dila gelmişti. Onlara selam verip hazırladıklarını içeriye götürdü. Onlar da hemen kendine yardım etmiş hızlıca her şeyi hazırlamışlardı.          İki haftadır Yavuz işlerini evden takip ediyordu. Aslında balayı olacak zamanında Mira yerine Esma'yla vakit geçirmek zorunda kalmıştı. Bugün artık yeter diyerek kadına çıkmasını söyleyip kendisi de bugün işe başlayacaktı. Bu iki haftada yemek ve çay zamanları dışında kızı görememiş o zamanlarda da sanki kız kendiyle değil Hakan'la evli gibi onları izleyip izleyip sinirlenmişti.           Bugün Esma da dahil olmak üzere herkes kahvaltı masasındaydı. Eksik kalan son şeyleri tamamlamak için Berfe mutfaktaydı. Esma'ysa içerde hala ayaktayım pozu kesiyor ve hanımağa benim dercesine gerilip duruyordu. Berfe de geldiğinde kahvaltıya başlandı. Diğer günlerin aksine masada Esma'dan kaynaklı bir gerilim vardı. Kimse gülüp eğlenmiyordu. Yavuz bir günde bu kadar değişim olmasına inanamamıştı. Gerçi karısı ve Hakan'ı izlemektense şu an onun için daha cazipti. Kahvaltı bitti gerilim de bitti diye düşünmüşlerdi. Ev halkı sofradan kalkınca Berfe, Aslı ve Mizgin kızlarla birlikte toplamışlardı. Esma ise o anlarda koltuğa kurulmuş ve kahve getirmelerini emretmişti. Berfe kadının bu tavrına şaşırsa da bir şey demeden işini yapmaya devam etmişti.         Berfe avluyu temizlerken Esma fırsat bu fırsat demiş ve soluğu kızın yanında almıştı. Kıza seslendi. Berfe kadının kendiyle konuşacak olmasına şaşırsa da           "Buyurun Esma hanım"            "Bari hanım demen gerektiğini bilir ona göre davranırsın." deyip üstünlük kurmaya çalışmıştı.      "Aslında bakarsanız hanım diye saygı ifadesini hak ediyor musunuz bilemem. Daha tanımıyorum. Ancak bu yaşınızdan dolayıdır. Bunu bilin. "      Kızın yaşına laf söylemesine bozulsa bile "Zaten hanım diyeceksin ben senin hanımağanım unutma. " demişti.      "Eşinizin ağa olması umurumda değil. İlla biri hanımağam olacaksa bile bu Selma annemdir siz değil. Şimdi müsaadenizle burayı temizlemeliyim. " diye kadını orda bıraktı ve işine devam etti.      Tıpkı ilk karşılaşmalarında olduğu gibi bu küçük kızın lafı ağzına tıkamış olmasına sinirlense bile nasıl olsa bu plan sayesinde yakında Yavuz yüzüne bile bakmayacak. O zaman ne yapacaksın diyerek sinsice gülümsedi.     Akşam olup yemek saati geldiğinde yine masada gerginlik vardı. Yavuzsa bugün Mira ile konuşmam gerekiyor diye düşündü. Ama bir türlü buna vakit bulamadı. Yemekten sonra şirkette çıkan bir sorunla uğraşmış daha sonra Berfe'nin odasına ancak girebilmişti. Girdiğinde kız yatmaya hazırlanıyordu.     Berfe karşısında Miran beyi görünce şaşırmıştı. Ama bozuntuya vermedi. Adam da giyeceği eşofmanı almış ve banyoda giyinmişti. Miran üstüne hiç bir şey giymeden gelince Mira utançla inlemiş ve hemen arkasını dönmüştü. Kızın bu hâline kahkaha atan Miran kıza dönmesini daha çıplak gördüğünü hatırlatmıştı. Bu cümleyle kız daha çok utanmış ve kıpkırmızı olmuştu. Kızın hala dönmediğini görünce Miran gidip kıza arkasından sarılmıştı. Kızın boynu üstüne kafasını gömmüş ve kokusunu içine çekiyordu. Kızın mistik bir kokusu vardı. Şuana kadar bildiği en güzel koku buydu.     Adam Berfe'ye bu şekilde sarılınca kız utanmakta boyut atlamış mor renge doğru yola çıkmıştı teni.      "Miran bey, utanıyorum, diye kedi gibi mırlamıştı. Bu haline tekrar güldü adam. Kızı yatağa çekti ve o şekilde oturmalarını sağladı.      "Mira beni kesmeden dinle lütfen. İlk gün gerçekten yanına dönecektim. Ama Esma çok ateşlenmişti. Onun ateşinin düşmesini beklerken uyuyakalmışım. Ondan sonraki günler de bir şekilde sen bana bakmıyordun ve anlatamadım özür dilerim. " diye yumuşak bir tonda konuştu.      "Tamam anlıyorum sizi." diye kısa konuştu Berfe.      "Bir de artık  bana siz demesen mi? Sonuçta kocanım."       " Alışmaya çalışacağım Miran bey süre verin lütfen. " demesiyle başını salladı ve kızı onayladı.       "Hadi gel o zaman Mira hanım ben de kokunla uyuyayım." diyerek kızın boynuna ufak bir öpücük kondurdu.      Adamın yaptıkları kıza çok heyecan veriyordu. Sabaha kadar bu şekilde nasıl uyuyacağım diye düşündü. Kalp krizi geçirmezsem iyidir. Sonra kızın kıpırdanmalarından ikisi de uyuyamadı      "Mira ne oldu güzelim niye uyumadın" diye sordu.       "Sizi de uyutmadığım için kusura bakmayın lütfen. Ben biriyle uyumaya alışık değilim de." dedi.       "O zaman gel birbirimizi tanımak için konuşalım biraz diyerek yatakta oturur pozisyona geçti."        "Peki ama nasıl olacak?" diye o da oturdu.        "Birbirimiz hakkında öğrenmek istediklerimizi sorarak başlıyorum ben. En sevdiğin renk? "        "Aslında bir tane yok. Siyah ve mavi bir de kırmızı. Peki sizin ne? "        "Siyah ve artık mavi de var" dedi.        " Doğum gününüz ne zaman?"        " Yirmi dokuz nisanda. Seninki ne zaman?  "         "Yılbaşında. Tam on ikide doğmuş olduğumu söylüyorlar. " diye kıkırdadı.         "Peki, en çok gitmek istediğin yer neresi? "            "Aslında çok var. Ama İtalya daha çok sanırım. Siz en çok nereye gitmek isterdiniz? "           " Belli bir yer yok aslında. İtalya da daha önce bulundum. Bazen iş için gitmem gerekiyor artık sende benle birlikte gelirsin o zaman. " dedi.        Berfe adamın bu söylediğine çok heyecanlanmıştı. İlk anda sevincini belli etse bile sonra adamın ilk karısı aklına gelmişti. O varken gezmek ona düşmezdi ki. Kendisi kumaydı ve tek işi çocuk doğurmaktı. Bunları düşündükçe gözlerinin dolmasına ve yüzünün düşmesine engel olamadı. Karısındaki bu değişimi izleyen Miran sorunun ne olduğunu anlamadı.       "Mira'm bana bak hadi. Ne oldu da yüzün düştü güzelim söyle bana. " diye öğrenmeye çalıştı.        Ama Berfe bir cevap verememişti. Ne diyecekti ki ben hayallere dalıp ilk karınızı unuttum hatırlayınca böyle oldu mu diyecekti. Bunları söyleyemem ben dedi kendi kendine.       "Bir şey yok yoruldum sadece. Artık uyusak sorun olur mu?" dedi. Adamın olmaz demesiyle hemen yatar hale gelmişti. Miran kıza sarılmaya devam etmişti. Acaba benden rahatsız oldu ilk başta kırmamak için mi tamam dedi diye düşündü. Bu düşünce moralinin bozulmasını sağlamıştı. Kendisi Mira'ya ilgi duysa da o kendisine duymuyordu. Acaba başka birine mi aşık dedi. Ama öyle olsa ne yapardı bilmiyordu. İç sesi " Tabi Mira için savaşacaksın. Aşıksın ona. " diyordu. Birden irkildi. Kendini ilgi duymak diye avutuyor muydu? Gerçekten de iç sesinin dediği gibi aşık mıydı kıza. Tüm gece bunlara kafa yormuştu. Sabah güneş doğuyordu. Artık fark etti ki Mira'ya aşıktı. Ama ne yapacaktı, nasıl davranacaktı bilmiyor ve Esma'yı düşünüyordu. O da kendini sevdiğini söylüyordu. Mira'ya aşkını belli etse o üzülürdü. Ama diğer türlü Mira'yı ezmeye çalışacağını biliyordu. Nasıl koruyabilirdi Mira'sını. Belki okul olsa o zaman akşam gelir ve onunla fazla görüşmek zorunda kalmaz diye düşündü. Bu fikir aklına yatmıştı. Bir de Mira'ya soracak ona göre davranacaktı.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE