Berfe uykusunu almasıyla uyandı. Daha gözlerini açamamıştı ama sert bir yerde olduğunu hissetti. Yavaşça başını kaldırdığında Miran beyin üzerindeydi. Sadece başı değil resmen bütün vücudu adamın üzerine çıkmıştı. Kalkmak için kıpırdansa bile Miran beyin belindeki kollarından dolayı kalkamamıştı. Kesin ağırlığımdan adamın her yeri uyuşmuş olacak. Birde bu duruma nasıl açıklama yaparım diye düşünüyordu.
Yavuz da Mira kıpırdandığı zaman uyanmış ve kızın ne yapacağını merak etmişti. Kalkmasına izin vermemesiyle kız daha çok strese girmişti. Bunu kısık gözlerle baktığı için görüyordu. Zaten Mira kendisine odaklanmadığı için onu uyandırdığını fark etmemişti.
Berfe biraz daha çabalasa bile en sonunda pes etmişti. Kocası uykusunda bile kendisinden güçlüydü anlaşılan. Adamın yüzüne baktı ve ilk defa böyle yakından gördüğü yüzü incelemeye başladı. Sonra farkında olmadan onun yüzüne dokunmaya başlamıştı. Adamın göz kapaklarına dokundu, sonra yanak ve çenesine. En sonunda fark etmeden dudağına gayriihtiyari dokunmuştu. Bu dokunuşla adamın da nefesi titredi. Kız da artık uyandığımı anlamıştır zaten diye gözlerini açtı ve Mira'nın masmavi gözleri karşısındaydı. Adamın uyanmış olması ve elinin dudaklarında olması şok etkisi yaratmıştı. Adam kızın hâline tebessüm etti ve hızlıca kızın dudakları üzerine bir öpücük kondurdu. Bu daha çok dudaklarının aralanmasını sağladı. Kız bu sabah şok üstüne şok yaşamıştı.
Kızın bu tatlı halini gören adam çok fazla dayanamadı ve bu sefer tutkuyla kızı öpmeye başladı. Bir süre şaşkınlık sebebiyle duran kız dudaklarını zorla ayırmaya çalışan dille kendine geldi ve adamın isteğine uyup dudaklarını aralayıp karşılık verdi. Etraftaki her şey silinmiş sadece onlar varmış gibi birbirlerini tüketiyorlardı. Ama bu olay yine fazla süremedi ve Yavuz'un çalan telefonuyla bölündü. Israrla çalsa bile Yavuz açmıyor ilk geceleri gibi olmasını istemiyordu.
"Galiba önemli bir şey açmalısınız."
"Şu andan daha önemli olmadığına eminim. Boşver güzelim çalıp susar nasıl olsa." diyerek işine devam etmeye çalıştı.
"Yine de açsanız olmaz mı? Merak da ettim bu kadar çalınca." diye tatlı dil kullanmıştı bu sefer kız.
"Yemin ediyorum herkes düşman bana. Tamam meleğim bakalım. Alo?"
arayan dedesi ve yadesinin yanında ki çalışan kahyaydı.
"Ağam Hasan ağam fenalaştı. Hasta. Şimdi hastaneye götürüyoruz. Merkezdeki hastane sizde gelesiniz."
"Tamam geleceğiz neyi var dedemin ve ne kadar yol kaldı?"
"Bende tam bilmiyorum ama kalp kriziymiş herhalde ağam. Yarım saatten az sürer gitmemiz. " demesiyle Yavuz telefonu kapattı.
"Mira güzelim dedem kriz geçirmiş. Ben hastaneye gideyim. Sen de ev halkı uyanınca söyle onlara olur mu?"
"Asiye teyze uyanmıştır. Ona desek ben de sizinle gelsem olmaz mı? Hem belki yadeye destek olurum. " adamın onay vermesiyle o da kalktı ve hemen üzerine bir şeyler geçirdi. El ele aşağı indiler ve mutfağa gidip Asiye hanıma olanları anlattılar. Arabaya atlayıp yola çıktılar. Hastaneye gittiklerinde girişte duran danışmaya sordular ve odanın numarasını öğrendiler.
"Odaya aldıklarına göre durumu iyi herhalde. Korkmayın lütfen."
"Sağ ol Mira'm. Ama artık şu resmi seslenmeyi kaldır ha olmaz mı? Bana karşı öyle seslenmeni hak edecek bir şey yapmadım ki. Beni daha fazla üzme olur mu? Hem yadem duymasın kocana böyle seslendiğini. " diyerek konuşma biterken bir muziplik katmıştı.
"Tamam ama siz benden çok büyük olduğunuz için adınızla seslenmek ne bileyim tuhaf geliyor. "
"Fark etmedim sanma Hakan denilen ite bile adıyla sesleniyorsun. Ben ondan çok yaşlı mı duruyorum hatun?"
"Şey, hayır onu demek istemedim. Tamam adınla sesleneceğim. Artık biz de içeri girsek mi?"
"Girelim bakalım Mira hanım." diye kızı kolunun altına çekti ve odaya girdi.
İçeri girdiklerinde Hasan dede hasta yatağında yatarken Yade Fatma da ikili koltukta oturuyordu. Hemen yaşlı adam nasıl diye sordular ve sırayla ellerini öptüler.
"Dede nasıl oldun iyisin değil mi? "
"İyiyim oğlum. Sen bunlara bakma bir telaşla aldı getirdiler beni hastaneye
Biraz köy havası alsam geçerdi. "
"Ama Hasan dede daha kötü durum da olabilirdi. Bence iyi ki getirmişler."
"Hele küçük gelin sen konuşursun? Hep susunca dedim dilsiz herhalde. Pekte güzel sesin var niye konuşmazsın?"
"Aslında çok konuşuyorum yade ben sen susarken denk geldin galiba."
"Karışmayın gelinime. Hadi doktor oğlumla konuşun da çıkarsın beni. "
"Dede daha yeni geldin bu ne hız?"
"Dediğimi yap sen. Eve gideceğim ben."
"Hasan dede çıksanız bile konağa gelin. Hem acil bir şey olursa hızlıca hastaneye geliriz. Hem oğullarınız ve torunlarınız da sizi özlemiştir eminim."
" İyi, hoş dersin güzel kızım da bu bizim çocuklar hayırsız. Hele babaları, dedeleri kalp şeyi olmuş aha bir torun bir de gelin var yanımda başka kimse yok."
"Dedeciğim onlar uyuyordu bize telefon geldiğinde. Biz hemen çıktık. O yüzden uyandıklarında geleceklerdir. Hem madem böyle düşünüyorsunuz biz en üstte kalıyoruz. Bir sürü yer var. Sen ve yadem odada kalırsınız ben de salondaki koltuklarda yatarım. İlk misafirim olursunuz olmaz mı? Beni kırmayın lütfen."
"Seni kıracağıma aha bu Yavuz'un kafasını kırarım güzel kızım. İyi madem sizin odanızda kalmak yakışık almaz. Lâkin bu kadar ısrar ettin gelir kalırız biraz. "
"Dedem sen de el kızı için beni sattın ama. Kafasını kırarım falan. Bir de karımın yanında. Bütün karizma gitti. " diyerek dalga geçti.
Onlar gülüp konuşurken evin kalan üyeleri kapıdan içeri girdi. Herkes yaşlı adama sırayla geçmiş olsun deyip geri çekiliyordu. Yaşlı adam da onlara çok bakmadan geçiştiriyordu. Oda o kadar kalabalık olmuştu ki herkesin sesleri birbirine giriyordu. En sonunda yirmili yaşlarının sonunda duran genç doktor geldi ve kalabalığı odadan çıkardı. Yaşlı adamın isteği üzerine odada sadece Fatma yade, Yavuz ve Berfe kalmıştı. Doktor kontrollerini yapınca onlara döndü ve isterlerse taburcu olabilir ama dikkatli olmalı diye anlatıyordu. En son gözleri Berfe de takılı kalmıştı. Yavuz gözlerinden ateş çıkarabileceğini düşündü. Kendi yanında utanmadan karısına bakıyordu bu adam. Öksürme ile bir uyarı vermişti. Bu mesajı alan doktor tekrar geçmiş olsun diledi ve odadan seri adımlarla çıktı. Genç hekim çıksa bile Yavuz hala sinirliydi. Neden karısı her yerde bu kadar çok dikkat çekmek zorundaydı ki. Bir an acaba okula gitmesi fikrinden vaz mı geçsem kim bilir oradaki ergenler nasıldır? diye düşünse bile kızın eğitim hakkını böyle bir şey için elinden alamazdı. Ve hala bu konuyu kıza anlatmadığını hatırladı.
Sonra dedesinin toparlanması için yardım ettiler ve arabaya binip yola koyuldular.
Herkes hastanedeyken plan yapıp uygulama aşamasına geçmişti Esma. İlk önce kendi köyünden olan birini konak için göndermesini söyledi annesine. Ne kadar o insanlarla muhattap olmayı hiç istemese bile şuan ihtiyacı vardı. Kendi de yaşlı bir ebe kadının yanına gitti. Bu kadından o kuması olacak yılanın gebe kalmasını engellemek için bir şeyler isteyecekti. Dün Yavuz yanına gelmemiş o kızla kalmıştı. Demek ki artık bir şey yapmak zorundaydı. Kocasını elinde tutamıyorsa o kıza da bırakmazdı. Ebe kadına nasıl bir şey istediğini anlattı. Kadın ona bir ot vermişti. Bir de ilaç.
"Bu otu kaynatıp içirirsin eğer ki bu olmazsa yani yapamazsan şu ilacı ağır kokulu bir yemek ya da kahveye kat. Ama dikkat et. Bu gebeliği engeller ama sonsuza kadar kısır da bırakabilir. Ve bu ilaç kullanılırken gebeyse o zaman bebeğe bir etkisi olmaz ama yavaşça kan zehirlenmeye başlar."
O kızla birlikte olmuşsalar bile daha ilk geceden gebe kalacak hali yok. Yani o kız da benim gibi kısır kalacak diye düşündü. Bu düşünce keyfini yerine getirmişti. Bakalım o zaman gözde sen olacak mısın Berfe göreceğiz diyordu.
Esma eve geldiğinde istediği kızın çoktan geldiğini gördü. Hemen onunla beraber odasına çıktı ve yapması için ilaçla otu verdi. Nasıl yapacağını, kime yapacağını anlattıktan sonra gönderdi ve kendini duşa attı.
Hastaneden gelen ev halkı hemen Asiye hanım ve kızlarına oda hazırlayın demişti. Onlardan hemen sonra gelen Yavuz'un arabasından inmişlerdi. Her aile üyesi avluya inmiş teker teker el öpüp geçmiş olsun dileklerini sunuyor ve kısa konuşmalar yapıyorlardı. Berfe Hasan dede çok ayakta kaldı dinlensin artık, dediğinde herkes ona hak vermiş ve kalacakları odayı göstermişti. Yade ve dedenin Berfe'ye iyi davranması en çok Esma'yı kıskandırıyordu. Önceden bu iki yaşlı insan da kendisinin Yavuz'la evlenmesini istememişti. Zaten ondan sonra daha az gelir olmuşlardı konağa.
Herkes biraz uyuyup dinlendikten sonra yemek saati gelmişti. Bu arada da Esma yeni gelen Nevin'i onlara tanıtmış ve kendisinin işe aldığını söylemişti. Bir anda ortaya çıkan durum Selma hanımı rahatsız etse de altından bir şey çıkmaz inşallah, dedi.
Yemek sırasında Berfe'nin Hakan'ın yanında oturması ve Yavuz'un sürekli onlara bakması yadenin gözünden tabi kaçmamıştı.
"Berfe kızım niye orda oturursun kocanın yanında oturmam gerek değil"
"Şey yade ilk gün buraya oturdum sonra da herkes hep aynı yerindeydi. O yüzden bende burada oturmaya devam ettim. Hem kimse neden orda oturdun dememişti."
"Hem yadem ne fark eder. Ha benle oturmuş Mira ha Yavuz'la. Aynı şeydir."
"He Hakan birde ne fark eder diye kızı koynuna al istersen. Tövbe."
"Yade ikisinin ne alakası vardır. Biz arkadaşız yan yana oturmamızda bir sakınca yok bence." diyerek konuyu kapattı.
Yade konu boyunca Yavuz'un Berfe yanımda otur demesini beklese bile o böyle bir hamle yapmamıştı. Hayır olsun neler oluyor bu evde bir düzen olmalı artık diye düşündü. Kısa sürede eve geri dönme işini erteleyecekti yade. Bu konuda Yavuz'un hamle yapmasını yine de bekleyecekti.
Yemek bitmiş herkes terasa çıkmıştı. Bugün bir değişiklik olması için önce kahve içecek ilerleyen saatlerde çayı içeceklerdi. Bunu duyan Esma sinsice gülümsedi. Nevin'le göz göze gelmesiyle kıza işaret verdi. Diğerleri masa toplar iken Nevin hızla kahveyi yaptı ve genç kıza denk gelecek kahveye etrafa bakıp ilaçtan birkaç damla koydu. Bir şeyin belli olmadığını fark edince gülümsedi. Aslında bunu yapmak istemezdi. Lâkin hem çalıştığı için para alacaktı hem de Esma kendisine para verecekti. Böyle çok para kazanmaları hep olmazdı.
Kahveler dağıtılınca Esma Berfe onu içecek mi diye temkinli bir şekilde bekliyordu. Ama daha kız içemeden Aslı'nın koluna çarpmasıyla kahve dökülmüştü. Bunu gören Esma sinirle gözlerini kapattı. Her zaman bu fırsat ayağına gelmezdi ve şimdi de salak görümcesi farkında olmadan işini bozmuştu.
"Kızım biraz dikkatli olsana az daha yakıyordun Mira'yı. Neyse ki bir yerine gelmedi."
"Ağabey sanki bilerek yaptım? Berfe kusura bakma lütfen."
"Hiç önemli değil. Benim de hiç içesim yoktu bu da bahanesi oldu." diye gülümsedi.
Çay, kahveler içilmiş saatlerce sohbet edilmişti. Saatin gece yarısı olmasıyla birazdan herkesin kalkacağını bilen Esma erken davranmış ve Yavuz'a hadi gidelim odamıza diyerek başka bir şans bırakmamıştı. Kadının bu tavrı yine yade ve gelini Selma hanımın gözünden kaçmamıştı. Onlar gidince yade gelini Selma hanıma eğildi ve
"Bu kadın hep böyledir Selma?"
"Evet, anne. Genelde böyle. İlk iki hafta da hastayım bana bakmıyorlar diye oğlumu yanında tuttu. İlk geceden yanına çağırdı. Böyle şey olur mu?"
"Hele olmayacağını bilirsin de niye uyarmazsın bu densizi. Hadi o olmadı Yavuz'u uyar. Berfe kızımla bir şeyler yaşaması gerek artık. Aşiret yine kısır konuşmalarına başlar yine. "
"Ne diyeyim anne haklısın. Lâkin bilirsin ne konuşturur ne söz dinler. "
"Bakalım yine konuşulunca Yavuz onu dinliyor mu dinlemiyor mu? "
Esma'nın çağırmasıyla kadını küçük düşürmemek için gelmişti. Onun planı Mira'yla kalıp sabahki anlarının devamı için uğraşmak olsa da bu bir gecelik de olsa rafa kalkacaktı anlaşılan.
Esma da ilacı içmese de en azından Yavuz benimle bu gece bir şey olmaz diye önlemini aldığını düşünüyordu. Bu keyifle belki bu gecemiz iyi geçer diye ummuştu. Ama Yavuz aklında Mira var iken Esma'ya dokunmak istememişti. Bu ikisine de haksızlık olurdu. Ondan dolayı hemen eşofman ve bluzunu giyip yatağa girmişti. Adamın bu tavrı üzerine Esma hem şaşırıp hem de biraz bozulsa da önemsemedi. Onunla ilişki yaşaması pek önemli değildi. Berfe ile olmasın ve kız hamile kalamasın yeter bana diye düşünüyordu.
Ertesi haftaya kadar her şey olağan ilerlemişti. Berfe sadece bir kere kahve içmiş dolayısıyla sadece bir kere ilaca maruz kalmıştı. Ama çoğu zaman Yavuz yanında olduğu için Esma takılmamıştı bu duruma. Diğer yandan yeni yapılacak ortaklık için uğraşan erkekler fazlasıyla yoğundu. Tabi Yavuz bir de Berfe'nin mimarlık okumak istediğini öğrenmiş tercih dönemi kapansa bile kendilerine ait olan üniversiteye kaydını yaptırdı. Ama bu haberi yoğunluktan dolayı hala Mira'ya söyleyememişti. Son imzalar atılmış İstanbul'dan gelen ortaklarını yarın akşam yemeği için davet etmişler, onları ağırlamak istiyorlardı.
Konaktaki kadınlarda da bu yemek davetinin telâşı vardı. Her yer tertemiz yapılıyor hangi yemekler yapılsa diye düşünüyorlardı. Berfe'ye göre hem kendi yemekleri yapılmalı hem de belki ağır gelir de yiyemezler diye herkesin yediği sıradan ikramlıklar da olmalıydı. Ama Esma Berfe'nin dedikleri yapılsın istemiyor onlar modern insanlar biraz modern yemekler yapın sizin yemekleri ne yapsınlar diyerek kızın moralini de düşürüyordu. Yine de Berfe'nin dediği gibi yapılacaktı. Çünkü mantıklı olandı.