YEDİNCİ BÖLÜM

1995 Kelimeler
    Herkes hazırlanmış avluda yan yana dizili bir halde misafirleri bekliyordu. En başta Ömer bey ve Adar bey eşleri ile beraber duruyordu. Onlardan sonra Hasan bey ve Yade Fatma hanım vardı. Yavuz ve Esma yan yanaydı. Onlardan sonra da Akın, Azad, Hakan yan yana iken Berfe de Hakan'ın yanındaydı. Bu duruma Yavuz oldukça bozulsa da bir şey diyememişti. Aslı ve Mizgin de sıra halindeki dizilimin sonundaydılar.     Gelen misafirler çok kalabalık bir aile değildi. Evin babası Mehmet bey ve eşi Ayten hanım en öndeydiler. Oğulları Serhat bey hemen arkalarından geliyor ve onun arkasından da kız kardeşi Azra geliyordu. Gelen misafirlerle tek tek tokalaşmış kısa kısa hoş geldiniz diyerek içeri davet edilmişlerdi. Bu kadar çok kalabalık bir aile beklemedikleri açıktı.     Herkes masaya otururken Berfe içeri girip Asiye hanımlara yardım ediyordu. O içerdeyken Serhat gördüğü güzel kız acaba hangi ailenin kızı ona göre yakın olmalıyım diye düşünüyordu. Serhat 25 yaşında ailesinin holdingini yöneten biriydi. Genelde hiçbir kadın dikkatini çekmezken ilk gördüğü anda bu sarışın kız onu bir hayli etkilemişti. Yanlarına gelmeyip içeriye girmesi onun utangaç olduğunu düşündürmüştü. Ama yemek yerken gelir umarım diye düşünüyordu kendi kendine.      Bu arada aileler kaynaşmış herkes kimin kim olduğunu öğrenmişti. Konuk olan ailenin öğrenemediği tek kişi şuan içerde olan Berfe'ydi. Servis için gelen Berfe herkese çorbaları dağıtmış ve her zaman oturduğu Hakan'ın yanındaki yerine geçmişti. Bu arada Ayten hanım oğlunun kendine yaptığı işaretten bu kızı beğendiğini anlamıştı. Zaten kendi de bu kızı beğenmiş ama acaba evli mi diye düşünmeden edememişti. Burada kızların erken yaşta evlendiğini biliyor ve tabiki tasviplemiyordu.      "Güzel kızım senin adın nedir? İçeri girince tanışamadık seninle"        "Asiye teyzelere yardım etmek için girmiştim. Kabalık ettiysem kusura bakmayın lütfen. İsmim Berfe Mira." diye karşısındaki kadına tebessüm etti.         Bu kıza kim olduğunu sorsa dikkat çekeceğini bildiğinden sormamış onun yerine Berfe'ye tebessüm etmişti. Kızın sesine de hayran kalan Serhat dalmış gibi kızı izliyordu. Tabi bu annesi hariç Yavuz ve Esma'nın da dikkatini çekti. Yavuz adamın karısına bu kadar rahat bakmasına sinirlenmişti. Esma'ysa belki bugünlük aralarını bu adam sayesinde bozabilirim diye düşünüyordu. Yemek yenmeye devam ederken pek farklılık olmamıştı. Serhat hala Berfe'ye bakıp onunla ilgili hayaller kuruyor, ve aynı zamanda Yavuz'un öldürücü bakışlarını üzerine çekiyordu. Ama o kadar Berfe Mira'yı izlemeye dalmıştı ki adamın bu bakışlarını fark etmemişti. Yemekler bitmiş terasa sohbet etmek için çıkmış oturuyorlardı. Kahve kayınbabasının  isteği üzerine Berfe'ye düşmüştü. Onun yanına Aslı ve Mizgin de aşağı indi. O kahveleri yapmaya başlarken kızlar da fincanları çıkartıyor bir yandan sohbet ediyorlardı.      "Aslı, Berfe gördünüz değil? Serhat bey ne kadar yakışıklıydı. "      "Yakışıklıydı canım kuzenim de. Çok heveslenme istersen. Adam okumuş ve İstanbul da yaşıyor. Orada her gün ne kadar güzel kızlarla beraberdir. "           "Bilmiyorum bence o kadar da iyi değildi. Ama eğer sen hoşlandıysan da neden olmasın? Mizgin de çok güzel bir kız. Hem insan aşık olursa dış görünüş neden önemli olsun ki?"       "Vay yenge aşk falan. Abime aşık mı oldun kız yoksa?"       "Ne alakası var kızım aşık değilim ağabeyine falan. Kumayım ben unuttun herhalde?"        "Ya kumasın diye aşık olamazsın diye bir kural mi var? Hem ağabeyim zaten o Esma olacak cadıya aşık değil."              "Miran Esma hanıma aşık bence. Düşünsene sen aşık olmasan öyle birini çeker misin? Ben çekmem. Bilmiyorum belki ben kuma geldiğim için kötü bile davransa bir şey diyemem. Ama o gün karar verileceğinde annen ağlarken o gülüp dalga geçiyordu baya. Sahi siz o gün neredeydiniz görmedim sizi."        "Ya biz o gün baya geç yattık çok dedikodu yapınca. Öğleden sonra bir uyandık her şey olup bitmiş." Mizgin'in bu lafıyla kızlar kıkırdamış ve pişen kahveleri fincana koyan Berfe'yle tepsi taşıyorlardı. En önde Berfe kahveleri götürüyor hemen arkasından kızlar da ikramlıkların olduğu tepsiyi taşıyordu.      Berfe misafir ve aile büyüklerinden başlayarak kahveleri dağıttı. Büyükler bir yanda sohbet ederken gençler diğer tarafa geçmiş onlar da sohbet edecekti. Fırsat bu fırsat diyerek Serhat Berfe'nin yanına geçmişti. Onunla sohbet etmeye çalışacaktı. Zaten kızın diğer yanına da Hakan oturmuş Yavuz'a sinirlenmek kalmıştı. Resmen karısını iki yandan kaplamışlardı. Ama Yavuz daha fazla dayanamayıp Berfe'yi yanına çağırdı. Hiç kimse böyle bir şey beklemiyordu.  Yavuz'un bu davranışıyla Esma küçük düştüğünü düşünüyordu. Bunun için o da hamle yapmaya karar verdi.      "Yavuz da kuzeni Berfe'ye ne kadar düşkün görüyorsunuz değil mi?"     Böyle demesiyle herkes şaşkınca ona döndü. Yavuz da karısına sinirlense de onu yalanlayıp küçük düşüremezdi. Ne yapacağını bilmeyerek sıkışıp kalmıştı. Yine de bir şey söylemedi. Zaten Berfe de o ikisinin yanından kendi yanına gelmiş orada oturuyordu. Şimdilik bir şey yapmamaya karar verdi.            Berfe ne kadar kuma olduğunu bilse de kendisini kocasının kuzeni olarak tanıtan kadına onun bir şey demesini  az da olsa beklemişti. Ama adamın susup bir şey dememesiyle kabalık yapmak istemediğinden misafirlere hafif bir tebessüm etmiş ve yerinden kalkmıştı.       Onun alındığını Yavuz sezmiş olsa da diğer karısını da ezemezdi. Berfe'nin gönlünü alırım diye düşündü.         Berfe'nin gidişinden biraz sonra Serhat da ayaklanmış su içme bahanesi kullanmıştı. Biraz dolaştıktan sonra da kızı mutfakta bulmuştu. Berfe dalgınca bulaşıkları yıkıyordu. Aklına gelen fikir ile sessizce kıza yaklaştı ve kulağına doğru eğilip      " Su almak için gelmiştim."    Kıza bu kadar yakından seslenmesiyle Berfe korkup sıçramış ve arkasına dönmüştü. Tabi döndüğü zaman adamı bu kadar yakınında görmesiyle şaşırdı.  Biraz geri çekilmeye çalışsa bile hemen arkasındaki tezgah bunu engelliyordu. Yine de biraz daha kendini çekti. Kızın bu halini gören adam bir kere daha ona hayranlık duysa da kıza hep yakın olma arzusunu engelleyemiyordu. Berfe de arkasını dönüp dolaptan bardak çıkardı ve şu doldurup adama uzattı. O bunları yaparken adamın çekilmesini beklese bile yerinden kıpırdamamıştı. Suyu da kızın gözlerine bakarak bitirince elinde ki bardağı tezgaha koymuştu. Bir şeyler söylemek istese bile cümlelerini bir türlü toparlayamıyordu.      "Biliyorsun burada turist sayılırız. Beni yarın biraz gezdirir misin?"      "Üzgünüm ama sizinle gezmem iyi karşılanmayacaktır. Hem Ömer ağanın da izin vereceğini zannetmem lütfen kusura bakmayın. " en iyi bu şekilde reddeteceğini düşündü kız.      "Ömer beyden izin alırsam gelirsin ama? "      "Dediğim gibi bence izin vermez. "            Adamın kendisine gülümseyip sonra çıkmasıyla derin bir nefes aldı kız. Biri görse belki yanlış anlardı diye düşündü. O sırada terasta misafirlere kalacakları yerler gösterilmiş ve Yavuz hariç diğer gençler de odalarına çekilmişti. Serhat neşeli adımlarla terasa çıktı. Ömer beyi gördüğünde yanına gitti.      "Ömer bey sizinle bir şey konuşmak istiyordum bir bakabilir misiniz? "      "Tabi Serhat oğlum buyur şöyle geç"  Adamın işaret ettiği yere geçtiler.      "Ömer bey ben biraz Berfe'nin beni gezdirmesini istedim de. O sizin izin vermeyeceğinizi düşündü de. Birde ben konuşayım dedim. "       "Şimdi ne deyim bilemedim ki? "               "Aslında ben kabul edersiniz diye düşünmüştüm. Sonuçta yeğeninizi iş ortağınız olacak bana emanet edersiniz değil mi? Diğer türlü bana güvenmemiş olduğunuzu düşünürüm. Daha imza atılmadığına göre ortaklığımızı gözden geçiririz. İki taraf içinde güven önemli."       "Doğru dersin güven önemli. Yarın gezin bakalım." diye genç adama cevap verdi ve burnundan soluyarak ailesinin yanına geçti. Serhat da aldığı zaferle odasına.       "Ne oldu baba ne istiyormuş?"      "Berfe ile gezmek için izin istedi. Ben de verdim."      "Ne demek izin verdim? Benim karım nasıl elin adamlarıyla gezecek? Şaka değil mi? "      "Ne şakası ulan işim gücüm yok sana şaka mı yapacağım? Karın Berfe için kuzeni derken adam olup karım desen hiç buna cesareti olmazdı. Şimdi adam sürekli Berfe'nin dibinde olsun da gör gününü."       "Baba ne yapsaydım o kadar kişi var iken Esma'yı yalancı konumuna mı getireydim? Bunu düşündüm nerden bilecektim bu şerefsizin karımda gözü varmış."      Yavuz çok sinirliydi ve her an herkes bu sinirden nasibini alabilirdi. Onun bu hali annesi ve yadesini eğlendirse de onun biraz kıskançlığı tatmasını istemiş ve şimdilik bir şey dememişlerdi. Hızla yerinden kalkan Yavuz ilk önce Berfe'yi azarlamak istese de zaten onu kırdığını bildiği için daha fazla aralarına mesafe koymak istemedi ve Esma'nın odasına gitti. Girdiğinde Esma her zamanki gibi telefonundan bir şeylere bakıp kendi kendine oyalanıyordu. Kocasının içeri girdiğini görünce yataktan doğruldu ve bugün ki zaferinden sonra keyifle ona doğru geldi. Ama Yavuz ona sinirliydi. Bir bakıma Berfe'nin kuzeni olduğunu söylemese o adam karısına sarkmaya cesaret edemezdi ona göre.       "Az önceki olay neydi Esma? Sen ne diye Berfe'yi yanlış tanıtıyorsun."      "Ama Yavuz onlar İstanbul'dan geldi. Hem bunu anlayışla karşılamazlardı bir de orada kokteyl olduğu zaman gittiğim de insanlar benle dalga geçerdi. Orada sosyete nasıl biliyorsun. Neden bunu bu kadar büyüttün ki? "      "Ne demek niye büyütüyorsun? Mira benim karım. Sırf sen kuzenim dedin diye yarın o Serhat itini gezdirecek. Ve biz İstanbulda değil Mardindeyiz. Orda insanlar ne der umurumda bile değil. Ama buradakiler görünce neler diyecek sen tahmin et bakalım? Hem yarın bir gün çocuğumuz olursa sırf senin onlar gibi sosyete olma takıntından dolayı gizlemeyeceğim. O zaman ne yalanlar uyduracaksın bakalım."      Sen çocuğunuz olacak zannet diye mırıldansa bile Yavuz anlayamadı ve ne dediğini önemsemedi. Eşofman ve tişörtünü alıp banyoya geçti. Çıktığında karısına bakmadan yattı.      Berfe yatağında düşünüyordu. Adam kuzeni olarak tanıtılmasına bir şeyler diyebilirdi ama yapmamıştı. Aslında artık aralarının iyi olduğunu ve adama alışmaya başladığını düşünüyordu. Bu yüzden bugün ki olaya bu kadar önem verdim galiba diye düşündü. Yine de kuma olduğunu ve böyle şeyleri isteme hakkının olmadığını biliyordu. Ama bir kadın olarak bazen ihtiyaç duymuyor değildi. Her neyse ben kendi kendime yeterim diye düşündü.      Sabah midesinin bulanması üzerine Berfe ani bir hareketle banyoya koşmuş ve midesi boş olduğundan sadece mide suyu ağzına gelmişti. Bu boğazını çok yakmıştı. Sebebini anlamayan Berfe midemi üşüttüm herhalde, biraz dikkat edeyim dedi kendi kendine. Ağzındaki berbat tattan kurtulmak için dişlerini fırçaladı ve odasına dönüp üstünü giydi      Aşağı indiğinde kimseyi görmemişti. Herkesin hala uyuduğunu düşündüğü için kendine ıhlamur kaynattı ve terasa geçti. Korkuluklara yaslanıp Mardin'in manzarasını izledi. Başını aşağı doğru eğdiğinde spor yapan Serhat beyi gördü  Adam terlemiş olacak ki tişörtü tam çıkarırken Berfe'yle göz göze geldi. Onu izlemiş gibi göründüğü için yanakları utançtan kızarmıştı. Kendini gördüğü için adamın tişörtünü çıkarmayacağını düşünse de adam tam aksine gözlerine bakarak çıkarmıştı. Kocasından sonra ilk defa bir erkeği böyle görüyordu. Ne kadar utansa da adama ayıp olmaması için ufak bir gülümseme gönderip hızla odasına gitti. Sabah sabah bu kadar çok stres kendine  iyi gelmemişti. Elindeki bardağı bırakıp kahvaltı hazırlıklarına yardım etmeye başladı. Kısa sürede el birliğiyle sofrayı hazırlamışlardı. Herkes yerine geçince sohbet ederek yaptıkları bir kahvaltı oldu.      "Berfe kahvaltın bittiyse hazırlan sen  istersen." daha Berfe ağzını açamadan Yavuz konuşmaya başladı.      "Hayırdır Serhat bey Berfe ne için hazırlanacakmış?"      "Ömer beyle dün konuşmuştuk. Size söylemedi galiba. Biliyorsunuz buraları bilmiyorum Berfe de bana gezdirecek. Aslında ister mi diye sormamıştım ama Ömer beyin izin vermeyeceğini söyledi ondan izin aldığıma göre gelirsin değil mi Berfe? " adamın söylediği cümleyle Berfe Ömer ağaya baktı. Adam gözünü onaylar gibi kapatınca başını salladı.      "Müsaadenizle ben hazırlanayım o zaman. Size afiyet olsun."diyerek kalktı ve merdivenlere yöneldi.      Kız babasına bakınca adamın itiraz etmesini bekleyen Yavuz onaylamasıyla olduğu yerde kaldı. Kızın gidişini sinirli gözlerle izledi. Ondan sonra da kendisi kalktı ve o da Berfe'nin odasına yöneldi.  İçeri girdiğinde kız kıyafetini giymiş ve ayna karşısında saçını yapıyordu.      Çok kısa bir etek olmasa da sanki bu dünyadaki en kısa etekmiş gibi geliyor ve parçalama isteği oluşturuyordu onda üstelik kızın boynu, omuzları açıktaydı. Bu kız ne kadar güzel olduğunu fark etmemiş miydi? Nasıl o adam için böyle güzel olabilirdi ki?      "O üstündekilerle gitmeyi düşünmek gibi bir hata yapmıyorsun umarım. "      "Giydiğime göre böyle gideceğim. Kötü mü duruyor yoksa?"      "Kötü durmuyor, sorun da bu. Hem o adamla gitmeyi nasıl kabul edersin. Sen benim karımsın. Hem burada neler der neler yaparlar bilmiyor musun Mira?"      "Dün Serhat bey bana sorduğu vakit kabalık etmemek adına Ömer babanın izin vermeyeceğini söylemiştim. Nasıl bilebilirdim ki gidip izin alacağını? O misafir zaten ne yapabilirim ki. Biraz gezip geleceğiz. Ben de bayadır dışarı çıkmamıştım zaten. Hem unuttun mu onlar seninle kuzen olduğumu sanıyor yani hiçbir şey yapamayız."      "Mira ben o konu için özür dilerim. Orada Esma'yı yalancı gibi tanıtmak istemedim bu yüzden bir şey demedim"      "Benim için önemli değil. Zaten ben kuma olduğumun farkındayım. Tam da karın sayılmam zaten."      "Ne demek karın değilim? Bal gibi de karımsın. İmam nikâhımız var bir kere. Hem bizim çocuğumuz olacak o zaman ne diyeceksin resmi nikahlı evli değiliz o yüzden tam babası sayılmazsın mı?"      "Hayır öyle değil tabi ki. Baba olmak için illaki karı koca olmak gerekmiyor. Tabi ki babası değilsin diyemem. Ama şunu kabul etmen gerekir ki kimliğim hala aynı. Bekar yazıyor ve soyadımın da Akhan olduğu. Sadece bunu dedim. Her neyse Serhat beyi çok beklettim bu yüzden artık inmem gerek."diyerek odada çantasını bulup çıktı.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE