Telefonu elime aldım. Karşımdaki kadın hiç kımıldamadan bana bakıyordu. "Demir'i aramam gerekiyor." başını salladı. Telefonun ekranını açıp hızla Demir'i aradım. Neden olayların üstüne daha ağır olaylar geliyordu. "Demir?" "Sakın evden bir yere ayrılayım deme, Ezgi. Hemen geliyorum." ne yapacağımı bilmez bir şekilde durdum. Bakışlarım camdan dışarı kaydı. "Neler oluyor, Demir?" Demir'in derin bir nefes aldığını duydum. "Sakin ol, küçüğüm. 10 dakika içinde yanınızda olacağım." telefonu kapattım. Çalışanlardan biri Çınar getirip kucağıma bıraktı. Yine kötü bir şey olmasın diye dua ediyordum. Bundan sonra olacak olanlara sesimi dahi çıkarmayacaktım. Bundan böylesi sadece kendi hayatım olacaktı. Başkasının hayatına dahil olmak istemiyordum. Oğlum kucağımda gayet huzurla uyuyordu. Yaklaş

