Ertesi sabah konak, akşamki fırtınanın yorgunluğunu taşıyan sessiz bir liman gibiydi. Demir, erkenden kalkmış, çalışma odasına kapanmıştı. Önündeki dosyalar iş projeleriyle doluydu ama zihni hâlâ Murat Bey’in Berfin’e attığı o bakışta ve kurduğu cümlelerde takılı kalmıştı. "Gerçek bir hanımefendi..." Bu söz, Demir’in zihninde Zehra’ya karşı kurulmuş bir cephe gibi yankılanıyordu. Kendi kendine, "Bu sadece bir saygısızlıktı," diyordu. "Zehra’nın konumuna yapılmış bir saldırıydı." Ancak içindeki o huzursuz kıpırtı, bunun sadece Zehra ile ilgili olmadığını fısıldayıp duruyordu. Zehra, mutfakta kahvaltı hazırlıklarıyla ilgileniyordu. Akşamki yemeğin ardından üzerinde bir ağırlık vardı. Demir’in onu savunması, sahiplenmesi hoşuna gitmişti ama misafirlerin gözündeki o tereddüdü görmüştü. Berf

