Demir’in kahvaltı masasında bıraktığı o ağır sessizlik, Berfin’in kulaklarında bir zafer marşı gibi çınlıyordu. Demir gitmişti. Zehra ise kazandığı bu mutlak ama zehirli zaferin ağırlığı altında ezilerek tabağındaki zeytinle oynuyordu. Berfin, oturduğu sandalyeden ağır ağır kalktı. Üzerindeki o soluk bluzu düzeltti. Demir’in az önce kulağına fısıldadığı o tehdit dolu veda, aslında bir teslimiyetti. Berfin bunu biliyordu. Bir erkek, gerçekten umursamadığı bir kadını bu kadar sert bir sürgünle cezalandırmazdı; sadece varlığından korktuğu birini yok saymaya çalışırdı. Mutfaktan çıkıp doğrudan Demir’in çalışma odasına yöneldi. Demir’in henüz evden çıkmadığını, telefonla konuştuğunu biliyordu. Odaya girdiğinde Demir telefonu kapatmış, masasının üzerindeki evrakları çantasına yerleştiriyordu. B

