15

214 Kelimeler
Sahilde bana iğrenç teklifte bulunan şahıs. "Beni yanlış anladın." "Git." Buradan bir an önce gitmek için bir adım atmaya çalıştığımda sol ayak bileğimde hissettiğim sızı yüzünden inlemiştim. "Yardım edebilirim?" "Git." Sülük gibi sarı dağılmış saçlarıyla önüme geçip iki elini havaya kaldırdı. Yapışmaya çalışıyordu onu anladım da şu an bunun için yanlış bir zaman, bunu görmemekte neden ısrarcı oluyordu? Ona bulunduğum konumdan bakarken gözlerindeki pişmanlığı görmemek elde değildi ama ne yazık ki samimiyetine inanamazdım. "Kötü bir gün geçirmiştim. Tek derdim sabaha kadar bugünümü anlatabileceğim biriydi. Artık anlatma derdinde değilim. Aramızdaki yanlış anlaşılmayı düzeltip buradan gideceğim." "Tamam, anladım. Git." Başımdan savar gibi konuşmamla bana onaylamaz bakışlar atıp dibime kadar girmiş kucağına almak için hamle yapmıştı. Koluna vurup durmasını sağladım. "Eğer dokunursan bağırırım." "Bağırırsan çok çabuk müdahale edileceğini düşünmüyorum." "Nasıl?" "Bu semtte ki insanlar 'Bana bir şey olmasında başkasının başına ne halt geliyorsa gelsin.' modunda." Çok kültürlü olunca böyle oluyormuş demek... Vay canına. Bana güven veren bir bakış atıp kucağına almak için izin istediğinde başımı başka çarem olmadığı için olumlu anlamda salladım. Bir elini dizlerimin altından geçirip diğer elini de sırtımın altına koymuş ve beni havalandırmıştı. Arden yüzünden İngilizler'i kafamda belirli kalıplara sokmam beni onun gibi bir karakter yapmaktan öteye geçiremezdi. Üstelik bir ırkçıyla tanıştım diye onları zihnimde kötü insanlar olarak tasarlamam bana zarar verir, benliğimi lekelerdi.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE