O günden sonra bir daha rastlaşmayız diye bana sırrını verdiği için sanki onu tanımıyormuşum gibi davranmaya başladım.
Başımla kısa bir selam verip Eva'ya kafenin içini işaret ettim.
Sonuçta daha patronla garsonluk işi için konuşacaktım.
Eva işaretimi ciddiye almadan Edward ve David'i işaret ederek beni onlarla tanıştırmaya başladığında Edward'la İngiltere hayatım boyunca uzun süre yüz yüze gelmek zorunda kalacağımı hissetmiştim.
"Bak Şura, Edward bölümümüzde ki en samimi ve sempatik insan. David ise onun yakın arkadaşı."
Beni de yakın arkadaşı olarak onlara tanıtmış ardından aralarına girip kollarına girmiş onları bir kahve içmek adına kafeye sokmuştu.
Ya ikisinden birinden hoşlanıyordu ya da yakın arkadaşları filan radarına girmişti.
Onların peşinden kafeye girip çoktan yerleştikleri masanın boş sandalyesini çekerek oturdum.
Edward'ın üzerinde herhangi bir gerginlik veya şüphe yoktu. Aksine bana bakarken gözlerinin içi parlıyordu.
Bir süre gözlerimi arkadaşı ve onun üstünde gezdirdiğimde aklıma harika bir soru düşmüştü.
İlk cümleleri ve birbirlerine attıkları kaçamak bakışlardan sevgili olduklarını mı çıkarmalıydım?
"Biz böyle oturduk oturmasına da... Eva biz Chris'le pek anlaşamıyoruz. Yani demem o ki,"
"Biliyor musunuz Şura bu kafede işe başlayacak."
David'in sözünü kesen Eva'nın neden telaşlandığını düşünmeyi erteleyip gelen garsona sipariş verdim.
━━
"Orada uzun süre durduğumuz için bana kızgın değilsin değil mi?"
"Değilim."
"Peki garsonluk işinde hâlâ ciddi misin? Tamam kontrat filan imzalamış olabilirsin ama olsun istediğin zaman feshedebiliriz."
"İnsanları yarı yolda bırakmayı sevmem."