Zorla Dans 💃

1030 Kelimeler
"Madem sevmiyorsun bana ayarla." Elif'e yumruğu geçirmek isitiyordum ama çekirdek yemeyi bırakabilirisem yapacaktım. Neyse bir ara yaparım. "Elif sus." Sinirimi çekirdeklerden çıkartıyordum. "O zaman sen ondan hoşlanıyorsun Ayşe." Elif ayarlarımla oynuyordu!!! "Yok öyle bir şey ya!" Birden kapı çalınca elimdeki çekirdekleri tabağa bırakarak kapıya gittim. Kapıyı açınca karşımda bornozlu bir adam görmeyi beklemiyordum. "Selam Yiğit'in yeni sevgilisi." Eliyle beni köşeye iterek içeri geçti. Şaşkınlıkla onu takip ederken salona giderek çekirdekten bir tutam aldı. "Yiğit!" Evin içinde bağırınca kaşlarım çatıldı. Elif'le beraber hayretle adamı izliyorduk, saniyeler sonra kendime geldim ve öne çıktım. "Kimsiniz beyefendi?" Diyince adam bana doğru döndü. "Ben Güney." Elini uzatınca tutarak sıktım. "Haha bende kuzey." Elif kendi kendine şaka yapıp gülerken, Güney Elif'e ters bir bakış attı. "Bu arada ben Yiğit'in sevgilisi değilim." Dediğim an araya girdi. "Eskort musun?" Sinirle soluduğumda elimi çektim. "Hey, hey. Laflarına dikkat et Güney." Yiğit'in sesi yankılanınca açık kapıdan içeri girmiş olduğunu anladım. "Ev arkadaşıyım." Güney anlayarak başını salladı. "Oo Kuzey Güney de buradaymış." Tanımadığım bir adam daha içeri girince Güney yüzünü buruşturdu. "Haha, güzel espiri." Elif gelen adamın esprisine güldü. "Beyler bu ev arkadaşım Sude." Yiğit'in arkasından gelen adam öne çıkarak yanıma geldi. "Bende Deniz beyefendi." Gayet centilmen bir şekilde elimi tutarak dudaklarına götürdü. Gözlerime bakarak yavaşça öpünce aynı şekilde bıraktı. "Memnun oldum Deniz." Deniz yanımdan geçerek Elif'in önünde durdu. "Adınız bahşeder misiniz?" Merakla Elif'in kahve gözlerine bakarken elini tutarak dudaklarına götürdü. "Elif." Kısa bir yanıt verince heyecanlanmış gibiydi. Deniz, Elif'in elini usulca öperek bırakınca yüzünde muzip bir gülümseme vardı. "Çok memnun oldum hanımefendi." "Deniz hadi da, oyalama beni." Yiğit araya girince Deniz yanına gitti. "Sen niye bu kılıklasın Kuzey Güney?" Deniz merakla Güney'e bakıyordu. "Annem attı." Dediği şeyle kıkırdadım. "Nasıl yani?" Elif merakla sorunca, Deniz ona döndü. "Şöyle ki Elif hanım. Bu çocuğun annesi hafif sinirli hu yüzden kafası esince evden atar hafif sinirli bu yüzden kafası esince evden atar. Nasıl veya ne zaman olduğu umurnda değildir." Elif'in kaşları çatılırken bana baktı. Belki de ikimizin de bir ailesi olmadığı için garip geliyordu. Gülümseyerek ona bakınca o da bana gülümsedi. "Ne yapacaksınız Yiğit?" Başımı dikleştirek ona bakınca elini ensesine götürdü. "Bi arkadaşımızın doğum günü partisini hazırladık, şimdi de kutlamaya evine gidiyoruz." "Ama önce şu Kuzey Güney'e bir kıyafet verin." Deniz dalga geçerken Güney sinirle kaşlarını çattı. "Sus artık." "Keşke kostüm partisi olsaydı." Deniz alayla gülerken Güney takmayarak odaya girdi. "O zaman bornozla götürürdük." Deniz de odaya girince Yiğit son bir kez bize baktı. "Hazırlanın sizde geliyorsunuz." Dediği şeyle şaşırmaya vaktim kalmamışken odaya girerek kapıyı kapattı. "Ne yapıyoruz?" Elif şaşkınlıkla sorunca birden heyecanla ayağa kalktı. "Koş, koş!" Benden önce odama girince bende peşinden gittim. "Eda da gelecek mi?" Elif merakla bana bakınca başımı iki yana salladım. "Sence o nişanlısını bırakır mı." Elif gülerek beni onayladı. Dakikalar sonra ikimiz de giyinerek makyaj yaptık. Elif'le erkeklerden önce çıkarak salonda oturunca seslendim. "Bitmedi mi?" Birkaç saniye sonra Güney kapıyı hafif aralayarak kafasını uzattı. "Vay be?" Şaşırarak geri kapatınca Elif kıkırdadı. "Çok tatlılar." Elif mırıldanınca ona döndüm. "Onlar mı?" O sırada Deniz, kapıdan çıkan Güney'in götüne tekme atınca Güney acıyla inledi. "Penaltı." Güney'in bağırışıyla Vişne itiraz etti. "Yoo, sarı kart." Elif'in gözlerinde pişmanlık görünce gülümsedim. "Yok değiller." Birden kahkaha atmaya başladığımızda üçü de bize dönmüştü. "Ney değil?" Yiğit'in sorusuyla ayağa kalktım. "Makyajım olmamış mı dedim de ona cevap verdi." Biz dört buçuk atarken Yiğit yüzümü inceledi. "Güzel olmuşsun." Partiye geldiğimizde ufak tefek şeyleri de yaparak hazırlığı bitirince ışıkları söndürerek oturduk. "Neden şimdi?" Kendi kendime söylenirken tam arkamdan bir ses duydum. "O salağın işi belli olmaz." Yiğit'in nefesini ensemde hissedince ürperdim. Aniden kapı sesi gelirken hepimiz koltuğun arkasına saklandık. "Sikerim böyle hayatı." Kapı açılırken söylenerek içeri giriyordu. Adının Fatih olduğunu öğrendiğim adam içeri girince ışığı yakar yapmaz konfetileri patlatarak bağırmaya başladık. Adam şaşırarak bize bakarken açılan müzikle Deniz onu salonun ortasına gekti ve karşısında oynamaya başladı. Adamın işten çıktığı her halinden belli olurken heyecanla o da oynamaya başladı. "Teşekkür ederim lan." Sevinerek oynarken Deniz kalçasını ona vurdu. "Sağlam kalça." Bir süre sonra herkes oynarken ben en köşede elimde içkiyle duvara yaslanmış onları izliyordum. İndila'nın şarkısından biri çalmaya başlayınca gözlerim Denize kaydı. Deniz yavaşça Elif'in önünde eğilerek elini uzatınca Elif büyük bir zevkle elini tuttu. Deniz kızı kendisine çekerek elini beline yerleştirince, Elif de kollarını boynuna doladı. Elif'in üstündeki kırmızı dar elbise tüm vücut hatlarını belli ederken kolundaki dövmeler ayrı bir hava katmıştı. Bu kıza hayrandım... Şarkı yavaş yavaş hareketlenirken yüzümdeki gülümseme genişledi. Güney'le de Fatih dans ediyordu. "Fatihim ar bir şaplak!" Güney bas bas bağırırken Fatih sert bir şaplak attı ama yüzüne. Güney inleyerek kaçınca Fatih söverek Güney'i kovalamaya başladı. Sanırsın üç yaşındaki çocuklar... "Sap olmanın acısı bu olsa gerek." Kendi kendime gülerken ensemde birinin nefesini hissettim. "Sap olmak budur." Yiğit gülerek önüme gelince elini uzattı. "Benimle dans eder misin Sude." Tam bir hanımefendi gibi elini tutunca çekerek salonun ortasına götürdü. Bu kadar kolay kabul etmemeliydim ama içimdeki dürtü bana engel olmuştu. Yiğit ellerini belime dolayınca bende kollarımı boynuna sardım. "Partiyi nasıl buldun?" Sorusuna gülesim gelirken sustum. "Benim sana bir şey söylemem lazım Yiğit." Merakla bana bakmaya başlayınca boğazımı temizledim. "Geçen gece olanlar için özür dilerim send..." Daha fazla dinlemeyerek araya girdi. "Bak kızım, bir daha üstün ıslak gelirsen eve, seni yatağa öylece atıp kaçacağım." Dediği şeye gülerken düzgün konuşması hoşuma gitmişti ama şiveli konuşmasını daha çok seviyordum. Sinirlenince otomatik şiveye bağlıyordu. Belimde duran elleri sıkılaşınca gülümsemem yok oldu. "Sevdiğim kadın istemediği sürece asla dokunmam." Kaşlarım havalanınca gülümsedi. "Kaç tane sevdiğiniz oldu Yiğit bey?" Boynundaki ellerim istemsizce sıkılaştı. "Boğulayrum da." Kısık sesle söylenince ellerimi genişlettim. "Bu zamana kadar yirmi tane sevgilim oldu. Toplasan üç tanesini sevmişimdir." Gözlerim büyürken sırtına vurdum. "Yirmi mi!" Yüzündeki gülümseme çoğalırken belimdeki elleri sıkılaştı. "Yirmi nedir ya!" Sesim yüksek çıkmıştı. "Ne oldu hoşuna gitmedi mi?" Sorduğu soruyla kendime geldim. "Ne münasebet! Kadınlara yazık." "Benle sevgili oldukları için memnun olmaları lazım." Bunun egosunu kim şişirmişti? "Gören de Brad Pitt sanacak." Birden bana doğru eğilince dudaklarıma yaklaştı ama mesafesini korudu. "Eksiğim yok gibi ama..." Gözlerim zift siyahı irislerine takılı kalınca yutkundum. Kararmış gözleriyle bakışı beni tamamen baştan çıkartıyor gibiydi. Saniyeler sonra ellerimi göğsüne indirdim. "Çok var." Dediğim sırada ellerini belimden çekerek elimi tuttu ve birkaç adım geriye gittim. Bana muzip bir göz kırpınca kendisine doğru çekti. Koluna dolanarak ona sokulunca gözlerime bakarak boştaki eliyle belimi kavradı.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE