Büşra da tıpkı Fırat gibi, dirseğini aynı yastığa dayayıp yüzünü avucunun içine bırakmıştı ve ikisi de bir yastığa sığan başları ile biraz yükselmiş bir halde birbirlerine bakıyorlardı. Önce hangisi diğerinin gülümsemesine neden olan tebessümü başlatmıştı belli değildi. O an ikisi de gülümsüyordu ve Büşra'nın az evvel başlangıcını yaptığı her şeyi anlatması için Fırat, uslu bir çocuk olup beklemesi gereken tarafken, Büşra'nın salon ışıklarının loş yansımasında gördüğü yüzüne dokunmamak mücadelesinden yenik çıkıp kızın yüzünde işaret parmağını gezdiriyordu. Ağır hareketleri alnında çizdiği daireden başlangıç noktasına döner dönmez burnunun üzerine inmiş oradan da dudaklarının nemli yüzeylerine değiyordu. Konuşmuyordu Büşra, kafasında nasıl başlayacağını düşünürken Fırat sanki hiç birini mer

