Ne kadar ağladığımı bilmiyorum. Ayağa kalktım, odanın içinde dolanırken bakışlarım duvarlarda gezindi; her şeye acı acı baktım. Derin bir nefes alıp banyoya geçtim. Soğuk suyla yüzümü yıkadım, başımı kaldırdığımda aynadaki halimle göz göze geldim. Kendime acıyacak hâle gelmiştim. Bir insan kendine acır mıydı? Ben acıyordum. Düştüğüm duruma, yaşadıklarıma, şahit olduklarıma… ve daha da şahit olacaklarıma. Bir süre öylece baktım kendime. Sonra, yutkunup derin bir nefes aldım. “Toparlanman gerekiyor,” dedim kendi kendime. “Güçlü duracaksın, Kudret Hanım’ın oyunlarını ortaya çıkaracaksın.” Derin bir nefes alıp odaya döndüm. Bu odada nefes aldığım sürece ciğerlerim daralıyordu. Aklıma Cihan’la yaşadıklarımız geliyor, midem bulanıyordu. Dolaba yönelmiştim ki, kapı açıldı. Cihan içeri

