Geçen bir haftada ağustos ayı bitmişti ve Fırat'la sadece iki kez görüşebilmiştik. Muhtemelen Lapseki'deki derslerim olmasa o görüşmeler bile olmayacaktı. Neyseki bugün pazardı ve tüm günü birlikte geçirecektik. Heyecanla arabamı çalıştırdığımda, istikametim Lapseki ve Çanakkale arasında bulunan Kemiklialan adlı köydü. Fırat orada kahvaltı yapmayı teklif etmiş, ben de elbette seve seve kabul etmiştim. Köyü daha önce görmemiştim, hatta ismi dışında başka bir bilgim yoktu. Yaklaşık on beş dakika sonra navigasyonun işaret ettiği virajdan dönüp köye girdim. Dümdüz biraz ilerledikten sonra, yolun sağ tarafına gitmem gerektiğine dair ikaz geldi. Direksiyonu sağa kırdığımda ise, resmen cennetin bir köşesi beni karşıladı. Arabamı çay bahçesinin hemen yanındaki ağaçlardan birinin altına,

