Aysel sıkıldı. Ders çalışması gerekiyordu ama sürekli bununla uğraşmak da hiç eğlenceli değildi. Kitapları masada bıraktı. Telefonunu alıp sayfalarda gezinmeye başladı. Sevecen bir profil fotoğrafı ardında gizlenen milyonlarca insanın mutlu, kültürlü, anlayışlı havalarında paylaştığı yazıları okumaya başladı. Vakit geçsin diye bazı yazılara yorum yaptı.
Yorum yaptığı yazılar ya edebi ya felsefi yazılardı. Düşüncenin kalbi olan bu iki dalda yazılar okumaya bayılırdı. Fikrini belirtmek istediğinde mutlaka yazardı. Ne zaman bir yorum yazsa mesaj kutusu hiç tanımadığı insanların mesajlarıyla dolardı.
Flört avcıları diyordu Aysel onlara. Aydın maskesi altında, kim bilir nereden duydukları bir kaç olay ya da fikirle kız peşinde koşan abaza ordusu.
Tartışabilecek kadar gerçek fikirlere sahip olsalar herkesin okuyacağı yerde paylaşmaları gerekir, diyordu. Profil fotoğraflarına bakıp beğendikleri fotoğraf sahiplerine mesaj attıklarını anlamak için zaten alim olmaya gerek yoktu.
Aysel bu mesajların hiç birine cevap vermezdi. Kendince oyun oynardı bazen. En çok beğeni almış paylaşımlardan birine yorum yapar bir saat içinde mesaj kutusuna kaç mesaj düştüğünü sayardi. Ava çıktıklarını zanneden flört avcıları Aysel için birer sazandı.
Bir saat dolmuştu. Keyifle gülerek "bakalım kaç sazan var kutuda ." Dedi. Dün gelen mesaj sayısından 3 kişi daha fazlaydı. Bunlardan birinin hemen her yorumuna dönüş yaptığını fark etti. "Ah zavallı! Çok yalnız olmalı ." dedi alaycı bir tavırla. Biraz profilini inceledi. Yakışıklı değil ama ısrarcı, dedi. Üniformalı fotoğraf, büyük harflerle yazılmış meslek, eğitim durumu, herkese açık bir kaç havalı olduğu düşünülen fotoğraf... Fatih Mehmet Zor yazıyordu adında.
Bugün biraz daha eğlenmek istiyordu. Fatih Mehmet'in son mesajına dikkatle baktı. Bir kaç defa okudu.
" Sizin aksinize ben düşünürün haklı olduğunu düşünüyorum. İnsan affedici olmalı. Affetmenin zayıflık olduğunu vurgulayan yazınızda affetmeyip kalbimize yük ettiklerimizin af bekleyen kişiden ziyade affetmeyene yük olduğunu göz ardı ettiğinizi söylemeliyim. İnsan başkasını cezalandırıyorum derken kendine bu yükü yüklememeli. Bu zalimce olur. " Böyle yazıyordu mesajda.
Hiç yapmadığı bir şey yaptı. Bu gencin son mesajına cevap yazıp gönderdi."Düşünür, düşünürken sizin kadar düşünmemiştir.Savaşmak yerine elbette affetmek kolay geliyor size. Kalbe yük olma düşüncenizi reddediyorum. Ne ile mücadele edersek o alanda güçleniriz. Sanırım spor yapmasaydınız profilinize koyduğunuz o kaslı fotoğraflarınız olmazdı. Çalıştığınız, savaştığınız alanda güçlendiğinizin en canlı örneği kendinizsiniz. "
Cevap gecikmedi. " Bu , sayfamda gezindiğinin itirafı :) " yazıyordu. Yazının sonunda da sırıtan bir surat. Bu yüz ifadesi Aysel'i deli etmişti. Sadece cevap vermiş olması bu adama nasıl on yıllık arkadaşı gibi karşılık verme cesareti veriyor olabilirdi. Bu durum Aysel açısından yüzsüzlüktü. Telefonu kapatıp yatağına fırlattı. Kendisine buharı kıvrıla kıvrıla çıkan , kokusu muhteşem kahve yaptı. Kahve kupasını iki eliyle tutup avuçlarını ısıtmak ister gibi yaptı. Son cümleyi söyleyen ben olmalıyım diye düşündü. Zor FM olarak adının baş harflerini kısaltığı bu hadsiz adama haddini bildirmek istedi. Pek düşünmeden yeniden telefona uzandı. "?" yazan mesajı gördü Zor FM'den gelen. Aysel de " İçi boş fikirlerin ambalajını görmek istedim sadece. Gideri yokmuş. Takılma." yazdı. Hızlıca uygulamadan çıktı mesajı gönderdikten sonra. Zor FM'in yüz ifadesini düşünüp keyifle kahvesini yudumlamaya devam etti. Üstünlük sağlamanın rahatlığıyla ne cevap geleceğini de merak ediyordu.
Ertesi gün meraktan çatlıyor olmasına rağmen uygulamaya girmedi. Sonraki gün baktığında mesajına cevap gelmiş olduğunu gördü. Aysel'in düşündüğü gibi üste çıkmaya çalışan, kabalaşan bir cevap değildi. Aysel'i çok iyi tanıyor gibiydi. " Güzel olduğunuz kadar küstahsınız repliğini yaşadım sayende. Tam olarak neye kızdığını açıkça söylemelisin ki kırmızı çizgilerini bileyim. Dilinin dikenleri canımı acıtmıyor bil ?"
Aysel , okurken güldüğünü farketti. Bu göz kırpan işaret hoşuna gitmişti. Demek ki hep alttan alan olacak , dedi içinden.
Günler haftaları, haftalar ayları kovaladı. Aysel ve Zor FM daha sık görüşür oldu. Önce telefon numaralarını verdiler, sonra görüntülü konuştular ve artık ilk buluşma kararını aldılar.
Beş ay önce Aysel'e biriyle sosyal medyada tanışıp konuşmaya başlayacağı bir de üzerine flört edeceği söylence alaycı bir kahkaha atardı.
İlk buluşmanın ardından Aysel arkadaşlarının da onayını almak ister gibi sevgilisini arkadaşlarıyla tanıştırdı. Kızların gözlemlediği olumsuz bir durum yoktu fakat hepsi sosyal medya meyvesi olan bu aşkı güvensiz buluyordu. Arkadaşlarından biri bunu Aysel'e açıkça söyledi. Seninle buradan iletişime geçen başkalarıyla da geçer, nasıl güveneceksin dediğinde arkadaşı, Aysel ortak hesap açmakta buldu çareyi. Zor FM hiç itiraz etmedi. İkisi de şahsi hesaplarını kapattı ortak bir hesap kullanmaya başladı. Aysel; profil resmini, arkadaş listesini istediği gibi düzenliyordu.
Arkadaşı bir gün Aysel'e Aysel'in de haberinin olmadığı Zor FM 'in fotoğrafının olduğu fakat isminin başka olduğu bir hesap gösterdi.
Aysel, öfkesinden deliye döndü. Farklı şehirlerde yaşamasalar yakasına yapışmak istedi. Telefonda içinde biriken zehri kustu ama yetmedi. Zor FM 'i her yerden engelledi. Çok sürmedi , olayın sabahına çocuk işten izin alıp Aysel'in kapısında beklemeye başladı. Çok uğraştı ama sonunda kendini dinlemeyi başardı. Zor FM' in anlattığına göre hesap gerçek değilmiş. Fotoğrafını kullanan kim olduğunu bilmediği biri tarafından açılmıştı. Fatih Mehmet gibi gösterip kendini insanlardan faydalanmaya çalışıyordu biri. Hem mağdur olduğunu hem de bunun üzerine sevgilisinden ayrı kaldığını anlatınca Aysel inandı ve pişman oldu önyargılı olduğu için. Hangimizin garantisi var ki böyle bir şeyi yaşamayacağına deyip sevgilisini affetti.
Aysel'in arkadaşına göre bu mantıklı değildi. Gerçekten kendini Fatih Mehmet Zor gibi gösterip onun tanıdıklarından fayda sağlamak isteyen biri adını da aynı koyardı hesabın. Aysel'in arkadaşına göre bu çocuk farklı isimlerle pek çok sahte hesap kullanıyordu ve Aysel gibi başka sevgilileri de vardı. Belki de adı bile gerçek değildi. Sonuçta kimse kimliğini görmemişti. Mesleğinin de yalan olma ihtimali yüksekti. Bir tanıdığının üniformasını pek ala giyip fotoğraf çekinmiş olabilirdi. Aysel arkadaşından bunları dinleyince yine içini bir kurt kemirmeye başladı. Sevmiyor olsaydı hemen kalkıp gelir miydi diye bir yanı da vicdan yaptı. En kesin yol, yerinde görmek diye düşündü. Zor FM'in yaşadığını söylediği yere bilet aldı , doğrunun peşinde yollara düştü. Aylardır dinlediği anılardan hareketle ortalama konuma ulaştı.
Fatih Mehmet'i sürpriz diyerek aradı. Beraber gezdiler. Aysel Fatih Mehmet'in evini gördü, iş yerine gitti, arkadaşlarını gördü. Hiç de arkadaşının dediği gibi bir durum yoktu. Adı sanı yalan olsa bunca insan ne diye çanak tutsun deyip gönül rahatlığıyla döndü.
Aysel ne kadar mutlu dönse de ikilemli olaylar bitmedi. Başka hesaplar, aynı hesaptan başka kadınlarla yazışmalar, hortlayan eski sevgiler, kız arkadaşı olduğunu iddia eden kızlar...
Fatih Mehmet her birine Aysel'e mantıklı gelen bir kılıf buluyordu. Aysel'in her inanışında arkadaşı Aysel'in gözünün kör olmasına kızıyordu. Arkadaşları ayrı ayrı konuştular Aysel'le işe yaramayınca toplanıp konuştular. Fayda olmadı. Aylar yıllara dönüştü böyle.
Aysel herkesin aksine Fatih Mehmet'le evleneceğini düşünüyordu. O düşünen, sorgulayan, idealist kız gitmişti yerine evlilik meraklısı , koca düşkünü biri gelmişti. Okulunu bitirdiğinde Zor FM adlı radyo kurmayı bile düşünüyordu. Aysel'e kalsa bugün evlendirdi. Tüm ailesi biliyordu Fatih Mehmet adlı biriyle yıllardır görüştüğünü. Aysel'den başka kimsenin gönlü yoktu bu evliliğe ailede. Okulda da inanan yoktu. Her dönem sonu nişanım olacak diye gidiyordu Aysel olmadan dönüyordu. Parasında da kendi aralarında taktıkları bir yüzük taşıyordu.
Okulu bittiğinde Fatih Mehmet'in başka bahanesi kalmadı Aysel'e söylemek için. Yaz tatilinde Aysel'i istemeye gittiler. Kayınvalidesi iki bilezik taktı, gerisi düğünde dedi. Aysel olanca fotoğrafını her platformda paylaştı. Zor FM'le zor evlenirsin diyenler görsün istedi. Düğün tarihini de belirleyip iki aile ayrıldı.
Aysel çeyizlik eşya telaşına düştü. Yaz bitmeden Fatih Mehmet aradı ve artık onunla evlenmesinin mümkün olmadığını çünkü zaten evli olduğunu söyledi. Şimdiye kadar aldığım her şey ve söz de takılan altınlar senin olsun diye ekledi.
Aysel, öylece kaldı. Zor FM son gittiği görev yerinde tanıştığı başka bir kızla üç ay görüştükten sonra evlenmişti.
Aysel altınları bozdurmak için kuyumcuya gittiğinde altınların da sahte olduğunu öğrendi. Sahte olan sadece altınlar değildi. Ne yükte ne pahada ağır olmayan altınlar ve hayallerini alıp evine döndü Aysel.
O gün hayattan en büyük dersi almıştı Aysel. Bir büyünün peşinden mantıksızca koştuğunu çok zaman sonra anladı. İnsan yaşarken göremiyor hırsına kapıldığı şeyler uğruna mantığa aykırı durumlarda ne kadar ileri gittiğini. Aysel de yaşarken görememişti. Şimdi kendi de gülüyordu yaptıklarına.
Fatih Mehmet'ten bağımsız sadece hayali olduğu için radyo kanalını kurdu. Eşikten dönen evlilik musibetini kulağını küpe yapmak için kanalın adını Zor FM koydu. Her akşam Zor FM'de şarkılar dinleten Aysel'i Fatih Mehmet dinliyor mu bilinmez. Belki de mesajını okuduğu dinleyicilerden biridir Fatih Mehmet, belki eşiyle mutludur, belki de eşini de Aysel'i aldattığı gibi aldatıyordur.