14 bölüm

1587 Kelimeler
Yanaklarımın hala yandığını hissediyordum mutfakta ayçiçek ve sedef ile kahvaltı hazırlarken onlar kendi aralarında bir konuşma yapıyordu ben ise odada yaptığımız konuşmayı hala düşünüyordum normalde bu kadar saf biri değildim ama onun yanında resmen ağzım dilim tutuluyor kafam uçuyordu seni yiyeceğim derken çok ciddiydi şaka falan yapmıyordu gece için hem tedirgin hemde heyecanlıydım en son gitmeden önce beraber olmuştuk yani tamı tamına bir ay iki gün olmuştu ilk beraberliğimizde biraz acı çekmiştim diğerinde yani yusuf ali gitmeden önce ki akşam birlikte olduğumuzda çok zevk almıştım o üç gün boyunca ağrılarım devam etmişti ama şu an çok iyiydim ağrım sadece beş gün sürmüştü ilk üç gün biraz zor geçsede atlatmıştım akşam neler olacağını tahmin bile edemiyordum Üstelik onun ne kadar profesyonel olduğunu o gece anlamıştım öpüşürken o hareketleri birlikte olduğumuzda canımın biraz acıyacagını bile biliyordu ilki değildim bunu zaten çok net anlamıştım kim bilir ne kadar kızla birlikte olmuş kaç kızla öpüşmuştü ama benim ilkim olmuştu dudağımdan ilk o öpmüştü ilk onunla beraber olmuştum onun geçmişi artık geride kalmıştı tek korkum aldatılmaktı onuda yusuf ali yapmazdı biliyordum öyle biri değildi karısını aldatacak kadar alçak biri değildi "Yengoş iyi misin sen."dedi ayçiçek yengesine bakarken düşünceli görünüyordu üstelik yanakları kızarmıştı gülümsedi abisiyle az önce yukarıdaydı neler olmuştu acaba "İyiyim canım."dediğimde göz kırptı bende göz devirdim abisiyle yukarda olduğumu az önce öğrenmişti yusuf beni kucağına alırken sedef görmüştü ve ayçiçeğe söylemişti ayçiçek de bunu kastediyor olmalıydı "Ah benim yakışıklı abim bu konularda çok iyidir."dediğinde hemen eliyle ağzını kapatmıştı yanlışlıkla ağzından kaçırmıştı üstelik bir aylık evli olan yengesine gözleri şaşkınlık ve biraz utançla açılmışken yengesi ona ters ters bakıyordu tatlı sert bir bakış atıyordu "Ya öyledir."dedim ve arkamı döndüğüm gibi onunla göz göze geldim kapıya yaslanmış elleri ceplerinde bana bakıyordu öyle düm düz falan bakmıyordu gözlerinde değişik bir duygu görünüyordu duraksadım olduğum yerde bende onun gözlerinin içine baktım güzel gözleri vardı koyunun en güzel tonuydu "Ayçiçek abicim bana bir küllük verir misin."dediğinde gözleri hala karısının gözlerinin içindeydi birbirine kilitlenmişlerdi gülay hafif sinirle bakıyordu kardeşi olacak manyak karısının yanında ne demişti "Veriyim abicim."dedi ayçiçek hafif korku ile abisi onu köşeye çekip bunun hesabını sorardı ne diye şom ağzını açmıştı ki ne gerek vardı abisi ne halt yiyorsa ona neydi niye şimdi ağzını açmıştı ki sıkıntılı tavrı ile mutfak dolabından küllüğü çıkarıp abisine uzattığında abisi küllük ile birlikte kendisini çekmişti güçlü kollarının altındaydı "Gel seninle konuşalım abim."dediğinde karısı ona tek kaşını kaldırıp dudağının altındaki hafif sinirli bir gülüş atmıştı "Yanlış bir şey söylemedi ayçiçek eski marifetlerinden bahsetti kocacım."dedi gülay Allah'tan sadece bir kısmını ağzından kaçırmıştı diğerlerinden ağzından kaçırmamıştı yoksa kim bilir ne derdi canım görümcem "Ayçiçek annem seni çağırıyordu sen bir git kapıyı da kapat güzelim."dediğinde ayçiçek koşar adımlarla kolunun altından çıkmış kapıyı gürültü ile kapatmış ortamdan tüymüştü geriye ikili kalmıştı Gülay sırtını tezgaha yaslayıp kollarını birbirine bağladığında yusuf küçük adımlara karısına yaklaşıyordu ona kızgınlıkla bakan kadına yaklaştı belinden yakaladığı gibi tezgahın üzerine bırakıp elini omuzuna koyan kadının boynuna öpücüğü kondurdu Ama kadın kendini geri çekmişti şu an yusuf ali ile konuşmak istemiyordu onu öpmesini istemiyordu tek istediği bir an önce burdan gitmesiydi yoksa sinirden ağzını burnunu ısırırdı adam kadının belinden tutup kendisine daha fazla yaklaştırdı burunları birbirine değerken adam konuşmayı başlatmıştı "Gülüm niye böyle yapıyorsun."dedi adam "Ne yapıyorum yusuf ali."dedi onun eski kız arkadaşlarını duymak istemiyordu eski çapkınlıklarını duyunca deliriyordu "Bir tek sen varsın hep sen olacaksın kızım neyin trpini atıyorsun."dediğinde dudakları birbirine değiyordu değdikçe bedenlerinin üzerindeki etki inanılmazdı dudakları yanarken kadın ellerini adamın yüzüne koydu parmakları ile sakaları ile oynarken dudaklarına doğru fısıldadı "Bu gözler bu dudaklar benden başkasına değerse bir daha yüzümü göremezsin."dedi ihanet onun için bambaşka bir şeydi bunu yapacağı an yüzüne bile bakmazdı bu evlilik biterdi "Eğer yaparsam kafama sık."dedi dudaklarını sonunda dudaklarına bastırdığında boynunu tutup küçük öpücüklerini en derine doğru çekti eğer bu hatayı yaparsa ölürdü bu kadını aldatmak söz konusu bile değildi Kadın ellerini boynuna koyduğunda adam bacaklarından tutup kucağına çekmişti belinden tutarken gülay bacaklarını adamın beline dolamıştı alt dudağını emerken adam daha fazlasını ister gibi onu daha fazla kendine çekiyordu dili ağzında dolanırken kadın öpüşmeyi sonlandırmıştı dudakların şişkin olduğunu hissediyordu adam dudaklarınından ayrılan dudak ile morali bozuldu şu anda yukarda olmak vardı ama malum yerde bunu yapmak hiç hoş değildi "Mutfaktayız." "Odamıza geçeriz." "Halanlar gelecek." "Gelsinler siktir et." "Bir daha küfür etme dememiş miydim." "Sen daha küfür duymamışsın."dediğinde tırın üstünde millete nasıl küfür ettiğini duymamıştı eğer duysaydı şu an bu küfüre bile şükrededi "Ağzını bozma sana yakışmıyor."dediğinde dudaklarının üzerine bastırılan dudaklar ile ağzı kapanmıştı adam durmak bilemediği için tekrar dudaklarını esir almıştı ama bu sefer tahmin edemeyecekleri bir şey olmuştu Kapı aniden açıldığında gülay şok ile ona bakan genç bir kıza bakıyordu onlara şok ile bakan kız ile hemen adamın kucağından inmişti rezil bir anda yakalanmışlardı yusuf ali bıyık altından gülerken gülay kızarmış yanakları ile hala ona hafif şaşkın ve nefretle bakan kıza anlam vermedi şaşkınlıkta haklıydı ama ya o yüzündeki nefret "Ş... şey kusura bakmayın rahatız ettim."dediğinde sinirden konuşmakta zorlanıyordu gördüğü görüntü onu hem şoke etmişti resmen mutkfta sevişiyorlardı yusuf aliye baktı ona bakıyordu "Yok sorun değil gelmişsiniz abicim bizde halamları karşılamaya gidelim hadi gülay."diyip karısının elini mutfaktan çıkarken gülay utançtan yere bakıyordu resmen rezil olmuştu "Rezil olduk kız bize nasıl bakıyordu."dedi gülay çaresiz sesiyle "Karı koca değil miyiz istediğimiz yerde öpüşürüz." "Gerçekten helal olsun bende senin bu rahatlığından istiyorum inanmıyorum sana."dediğinde kocası ona gülerek cevap vermişti "Sende yakında bana baka baka alışırsın." "Öyle olursa gerçekten kendimi damdan atarım." "Sus kız halamların yanında hanım hanımcık davran yoksa o seni damdan atar."diyip yanağından makas alıp odaya girdiklerinde karısı hemen elini bırakmıştı ilk önce halasının elini öptüğünde karısı da öpmüştü ardından kuzenlerine sarılmıştı iki tane vardı az önce mutfakta onları yakalayan hayal ve ondan küçük olan sena "Hoş geldiniz hala."dedi adam koltukta otururken bir yandan karısına bakıyordu gülay kuzenleri ile sarılmış ayçiçegin yanına oturmuştu ayçiçek hemen kulağına bir şey fısıldayınca gülay kaşlarını çatmıştı kim bilir yine ne diyordu ayçiçek hanım "Hoş bulduk yusufum nasılsın işler güçler nasıl gidiyor."dedi kadın yeğenine birde onun karısına baktı güzel karısı vardı yalan söylemeyecekti kızı ile evlenmesini istiyordu ama olmamıştı severdi yeğenini onun için en iyisi olmuştu belki de "İyi gidiyor çok şükür."dedi adam "İyi iyi allah bozmasın." "Sen nasılsın gelin hanım evlilik nasıl gidiyor."dedi kader hanın meraklı tavır ve sesiyle "İyiyim evlilik güzel gidiyor alışmaya çalışıyorum." dedi gülay kadına tebessüm ederken ellerini bacağının üstüne koymuş ona bakan kıza baktı ona dikkatle bakıyordu boş verdi belki de güzel bulmuştu o yüzden beğeniyordu belki de "Ne zaman gidersin babanın evine."dedi kader hanım "Belli değil ama haftaya gitmeyi düşünüyorum kader halacım."dedi samimi tavırlarıyla eğer yanlış bir şey yaparsa gelecek sözler ile uğraşamazdı zaten kadın tatlı bir şeye benziyordu zarar gelmezdi "İyi iyi git bir hafta kal özlemişsindir aileni."dedi Yusuf Ali kaşlarını çattı bir hafta babasının evinde ne işi vardı ne yapacaktı orda gerek yoktu bırakmazdı karısını bir aydır hasretinden ölmüştü bir an önce akşam olup onu yatağa atmak istiyordu çok özlemişti dün akşam yorgundu karısının kollarında huzur ile uyumuştu "Evet özledim."dediğinde bakışları kocasına kaymıştı tek gözünü kırpıp hayırdır nereye bakışı atmıştı akşam konuşuruz bakışı attığında adam tamam dedi artık kaş gözle konuşmayı da öğrenmişlerdi "Ee sen Gülay ilk okulu mu bitirmiştin."dediğinde bedenini ona çevirmişti onun hakkında bir çok şeyi merak ediyordu hayal "Hayır lise mezunuyum ama üniversite okumayı düşünüyorum."dediğinde hayalin sesindeki o iğneleyici tonu anlamıştı ne yani ilk okulda okulu bırakmak eziklik yada başka bir şey miydi "Ne güzel ben yusuf'un senin üniversite okumana izin vereceğini düşünmüyorum nede olsa burası köy yani üniversite merkezde ki yusufta köyde yaşıyor nasıl gidip geleceksin."dediğinde sesindeki iğneleyici tonu gizleyememişti "Hayal sana ne canım."dedi ayçiçek sinirle neydi şimdi bu tavırları gıcıktı zaten bu kıza abisinin peşini bırakmıyordu o artık evli bir adamdı ve karısı ise tam karşısında oturuyordu şimdi böyle konuşmaya ne gerek vardı birde gülay daha yeni bir vakayı atlatmıştı şimdi de bu çıkmıştı "Abla sen sus istersen."dedi sena etrafa tedirgin bakışlar atarken her an her şey olabilirdi ablasının yusuf aşkı bitmediği için her an bu kıza saç baş dalabilirdi "Ha birde şeyi duydum sen daha bekarken köyün ortasında bir kızla saç baş başa kavga etmişsin bütün köy senin dedikodunu yapıyor hala üstelik kız yaralanmış."dediğinde ortamda ölüm sessizliği oluşmuştu Gülay yumruklarını sıkarken ağlamamak için kendini zor tutuyordu sinirden ağzını açıp tek bir şey bile söyleyemiyordu oturduğu yerden ayağa kalktı göz yaşlarının akmaması için bin bir türlü şey yaptı ama her şey boştu sağ yanağından akan yaş ile arkasını döndüğünde yusuf alinin sesini duymuştu ama o sinirle oturma odasından çıktığı için ne dediğini hatırlıyordu bile ayağındaki hafif topuklu terlikleri umursamadan merdivenleri koşarak yukarıya çıktığında arkasından gelen kocasını umursamadı bile Odaya girdiğinde ilk yaptığı şey elini saçlarına götürüp çekiştirmek olmuştu o kız şu an burda olsaydı onun ağzını yırtardı elini boynuna attıp gömleğimin boynunu açtı kapının sesi geldi ama duymadı bile makyaj masanın üzerinde olan vazoyu alıp banyo kapısına fırlattığında odada tiz bir ses yankılanmıştı "Gülay sakin ol ne yapıyorsun sen."dedi yusuf ali karısının kolundan tutup yatağa oturtu saçları bozulmuş gömleğinin düğmeleri açılmış ağladığı için rimeli akmıştı Ama hala çok çekici duruyordu üstelik ilk defa onu böyle görüyordu "Tut beni yoksa sana yemin ederim o kızın belasını sikerim." dediğinde işaret parmağını kocasına uzatmış sallıyordu elleri sakalarında iken sakin olmaya çalışıyordu ama düşündükçe daha da deliriyordu "Oo yavaş ol yavrum ne ettin."dediğinde kadının sinirli öfkeli halinin ne kadar değişik olduğunu düşünüyordu gerçekten bu kadın sinirlendiğinde ortalığı birbirine katardı sakin birine benziyordu ama hiçte öyle değildi "Ona ne lan ona ne istersem gider herkesi döverim dua etsin anneler oradaydı yoksa onun amına kodurdum."dediğinde nefret ettiği küfürleri etmeden duramıyordu küfürden nefret etsede bazen bazı insanlar hak ediyordu siniri geçtiğinde bu küfürlerden çok pişman olacaktı çünkü nefret ediyordu "Küfür ağzına çok yakışıyor be yavrum."
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE