Kolumdaki saate baktım saat üçe geliyordu ve biz saat altıda bana kız istemeye gidecektik inanılır gibi değildi ama gerçekti annem ne yapmış ne etmiş beni zorla oraya götürmeyi aklına koymuştu kızı o kadar övmüştü ki benim fikrimi bile sormamıştı o kadar emindim ki kesin çirkin cahil bir köylü kızıydı başka ne beklenirdi ki köylü kızlarından tamam köylü kızlarını sevmiyordu beğenmiyordu ama öyleydi tam 3 tane köylü kızıyla sevgili olmuştu ve hepsinin gerçek yüzünü görmüştü oda en güzelleriydi karakter olarak ise çirkinlerdi hepsi onunla hemen evlenmek istiyordu ama kendisi onlarla evlenmek istemediği için küfür yiyen yine o oluyordu gerçi umurunda mıydı hayır
Arabayla merkez inmişti bir çiçek bir çikolata birde iki tane yüzük almak için dükkanları geziyordu yüzük ne alakaydı bilmiyordu heralde annesi kendisinin beğeneceğinden o kadar emindi ki hemen yüzük takmak istiyordu akşamı sabırsızlıkla bekliyordu bakalım nasıldı bu yan köyün hatunu
İlk durağı bir çiçekçi olmuştu beyaz bir buket istemişti kadın yarım saate hazır olur dediğinde bu sefer çikolata da isteyince kadın bir yarım saat daha istemişti ordan ayrılıp yüzük almak için arkadaşının dükkanına girdi Allah'ın selamını verdiği gibi arkadaşı ayağa kalkmış
"Ve aleyküm selam nerelerdesiniz beyefendi."demişti şakayla karşılık bir sesle uzattığı elini sıkıp kafa selamı ile kafalarını tokuşturmuşlardı
"Dün seferden yeni döndüm kardeşim hemen soluğu senin yanında aldım."dediğinde arkadaşı yanına gelmiş koltuğu göstermişti ikisi oturduğunda çırak çay almak için dışarıya çıkmıştı
"Hoş geldin."dedi gülümseyerek
"Hoş buldum ee sen nasılsın işler güçler ne alemde."
"İyiyim çok şükür kardeşim iyi gidiyor işler bildiğin gibi sen nasılsın."
"Anam bana bir kız bulmuş akşama kız istemeye gidiyoruz."demişti sıkıntılı bir sesle aklına ne zaman evlilik gelse daralıyordu
"Oo hayırlı olsun kardeşim."demişti neşeli bir sesle adam gülerek arkadaşının evlendiğini de görüyordu ya başka bir şey istemezdi
"Eyvallah kardeşim."dediğinde arkadaşı omuzuna vurmuştu
"Ne oldu lan istemiyor musun yoksa diğer kızları hayatımdan çıkarmam diye mi korkuyorsun."dediğinde Ali ona ters bir bakış atmıştı
"Siktir git lan."
"Oğlum yaşın olmuş kaç evlen çoluk çocuğa karış kim bu şanslı kişi tanıdık mı köyden mi."dediğinde arkadaşı ona göz devirmişti ama haklıydı kendisi Ali'den 2 yaş küçüktü ama evli birde iki tane kızı vardı arkadaşı ondan büyüktü ama ne evlilik vardı nede başka bir şey
"Karşı köyden biri adını sanini bilmem."dedi gerçekten tanımıyordu kimdi neciydi kaç yaşındaydı güzel miydi okuması yazması var mıydı hepsi birer soru işaretiydi aklında inşallah aklı başında olgun biridir dedi yaşı küçük ise hiç uğraşamazdı ondan bir iki yaş küçük olsa yeterdi
"Adını bilseydin benim hatuna sorardım herkesi tanır o."demişti Salim ama maalesef adını bilmiyordu
"Boş ver bana yüzükleri göstersene iki tane alyans alıyım." dediğinde salim hemem ayağa kalkıp altın raflarının arkasına geçmiş en güzel yüzükleri çıkarmaya başlamıştı tektaş ve alyansları çıkarıp camın üstüne koydu
"Seç beğen."demişti adam
"Ne bileyim ver iste iki tane benim parmağımın ölçüsüne göre bir tane ver kızın da parmakları inceymiş ona göre ver."demişti yüzüklere baktı hoşuna giden bir tanesini seçti ve kız için onu kendisi içinde bir tane seçmişti
"Bunlar güzelmiş."dediğinde salim bir tane de alyans koyup
"Buda yengeme nişan hediyesi olsun."dediğinde yüzükleri kutusuna koyup küçük şık bir çantaya koydu ve tezgahın üzerine koydu
"Çek bu karttan."diyip kredi kartını cam tezgaha koyduğunda salim ona ters bir bakış attı
"Bizde paranın lafı mı olur koy cebine."dedi ve kartı Alinin önüne koydu ama kardeşi asla para vermeden burdan çıkmazdı
"Salim bak gider başka dükkandan alırım."demişti tamam arkadaşı olabilirdi ama ikisi farklı şeylerdi alışveriş ayrı samimiyet ayrıydı ne zaman gelse hediye vermeye çalışıyordu ama kabul edemezdi
"Nişan hediyem olsun."dediğinde arkadaşı
"Ne nişanı lan daha ortalıkta bir şey yok olursa ben sana söylerim."dediğinde kartı tekrar uzattığında
"O zaman yengemin alyansı benim hediyem."dedi ve karttan 8 bin lira çekti ve kartı geri verdi
"Hayırlı uğurlu olsun kardeşim şimdiden tebrik ederim."
"Eyvallah kardeşim ben sana haber veririm hediye içinde eyvallah."diyip elini uzattığında tokalaştı ve dükkandan ayrıldı çiçekçiden de çiçeğini çikolatasını alıp köyün yolunu tutu
***
Akşam gelip çatmış kız evinde telaş başlamıştı baklavaları açılmış börekler çörekler yapılmış ev temizlenmiş gelin hanım ise süslemeye başlamıştı dolaptan dün aldığı elbiseye baktı evet dün nurhan ile çarşıya çıkmışlardı ve bu beyaz elbiseyi almıştı çok güzel bir elbiseydi dizlerinin altına kadar geliyordu üstü ise tamamen kapalıydı kolları uzundu sade ama şıktı iç çamaşırlını seçtikten sonra elbiseyi üzerine geçirmişti bu sabah duş almıştı saçlarını açıp ilk önce tarayıp daha sonra bulduğu modeli yapmıştı salık bir at kuyruğu yaptığında kendine baktı yüzüne birazcık makyaj yapması gerekiyordu ilk önce nemlendirici ve güneş kremini sürdükten sonra bb krem maskara alık ve dudak kalemini sürüp aynadan son haline baktı güzel görünüyordu fazla abartılı mı olmuş dedi içinden ama nişan gibi bir şey olacaktı henüz kendisi bile bilmiyordu
Kapı aniden açıldığında gelen kişiye baktı arkadaşları nurhan ve suna gelmişti ona büyülenmiş gözler ile ona bakıyordu gülümsedi ve kendi etrafında bir tur döndü
"Nasıl olmuşum."dediğinde gözleri umutla parlıyordu acaba fazla mı abartılı olmuştu çünkü ikiside hala ona bakıyordu
"Ay çok güzel olmuşsun bebeğim."demişti suna arkadaşına gözleri sulanmıştı bu günleride görmüştü ya ölse de gam yemezdi çocukluk arkadaşı evleniyordu ve buna şahit oluyordu mu mükemmel bir duyguydu aşırı duygusallaşmıştı
"Gerçekten çok güzel olmuşsun melek gibisin ya."demişti nurhan ellerini arkadaşına uzattı tuttuğunda kendine çekip Suna ile birlikte hepsi birbirine sarıldı üçlü kız grubu olarak hiç ayrılmaları için üçüde dua etti üçünde çocukluktan beri arkadaştı kaç yıl olmuştu sahiden kim bilebilirdi ki bu günleri göreceklerini
"Sizde çok güzelsiniz."demişti genç kız
"Senin kadar değiliz."demişti suna
"Haklı."dedi gülerek nurhan
"Siz benden önce gittiniz vallahi ben evde kaldım."demişti suna şakayla karışık ses tonuyla nurhandan bir yaş küçük gülay'dan bir yaş büyüktü ikiside gitmişti geriye kendisi kalmıştı
"Ben yanlışlıkla bu hale geldim ikinizde biliyorsunuz."demişti gülay dudaklarını büzdü bu durumda memnun muydu hayır istiyor muydu hayır ama mecbur muydu evet belki de hayırlı olanı buydu baba evinde 18 yılını geçirmişti bu sürede bir kez olsun babası ona bir kez elini kaldırmamıştı annesi ise ona bir kere bile hakaret etmemişti diğer kızların aksine mutlu bir ailede yaşamıştı bunun için minnettardı
Hayırlısı bu diyip geçecekti mecbur
Kapının sesi geldiğinde üç kız birbirine heyecanlı baktı üçüsunden de aynı ses çıktığında hemen odadan çıkmışlardı en son gülay aynadan kendine bakıp topuklu ayakkabısını giyip odadan çıkmıştı koşar adımlarla kızlara yetişmişti hemen kapının önündeki yerini almıştı kapıyı oyalanmadan açtığında içeriye misafirler girmeye başlamıştı o meşhur hoş geldiniz faslını yapmıştı tanımadıkları bir sürü insan içeriye girmişti
Kaynanası görümcesi ve eltisi üçlü olarak gelince gülümseyip her birini öptü ve kısaca sarıldı ufuk abi ve elinde bir çiçekli adamı göründüğünde kalbi durmuş gibiydi gözleri omun gözleriyle birleşince
İçinde anlamsız bir heyecan ile ona bakarken kalbim küt küt atıyordu gözleri çok güzeldi baktıkça insanın bakası geliyordu yanıma yaklaştıkça ağzım dilim kuruyor ne yapacağımı bilmiyordum elimde olsa şimdi burdan koşa koşa giderdim elindeki çiçeği ve çikolatayı bana verdiğinde başım öne eğilmişti daha fazla ona bakarsam iyi şeyler olmayacaktı
Bu kadar yakışıklı olduğunu hayal etmemiştim