Ertesi gün hava biraz kapalıydı ama bu, moralimizi bozmaya yetmedi. Zeynep ve Mert’in barışmasının ardından her şey daha huzurluydu. Sabah kahvaltıda Zeynep yine eski neşesine dönmüştü. Mert’in ona tatlı bir şekilde kahve uzatması ve Zeynep’in gülümseyerek kabul etmesi içimi ısıttı. Onlar barışınca sanki biz de daha rahatlamıştık. Can’la göz göze gelip hafifçe gülümsedik. Bir gün öncesine kadar yaşanan gerilimden eser kalmamış gibiydi. Derslerden sonra Can, “Bugün biraz farklı bir şey yapalım mı?” diye sordu. “Ne gibi?” dedim merakla. “Bütün gün kütüphane ve kampüs arasında mekik dokuyoruz. Hadi biraz şehrin tadını çıkaralım,” dedi. Zeynep ve Mert’e de sorduk, onlar da hemen kabul etti. Böylece dersler biter bitmez çantalarımızı yurtlara bırakıp dışarı çıktık. Önce şehirde küçük bir tur

