VİKTOR Viktor’un gençlik yılları, Duvar’ın yıkılışından sonraki o kaotik, tozlu geçiş döneminde başladı; 1990’ların başı, Berlin’in doğu yakası hâlâ gri beton yığınları ve eski rejimin enkazıyla doluydu, ama artık Batı’dan esen rüzgâr her sokağa, her apartman boşluğuna sızıyordu. Viktor on sekiz yaşındaydı; babasının ölümüyle birlikte evdeki sessizlik nihayet tam bir sessizliğe dönüşmüştü. Annesi hâlâ kreşte çalışıyordu ama artık ilaç dozları artmıştı, gözleri boş bakıyor, konuşurken kelimeleri yutuyordu. Viktor evi terk etti; Prenzlauer Berg’deki o Plattenbau’yu, kan lekeli halıyı, votka kokusunu geride bıraktı. Sırt çantasında birkaç elbise, defterleri, babasının paslı bıçağı –o bıçak hâlâ elindeydi, cebinde taşıyordu, bir tür tılsım gibi– ve biraz para vardı. Kreuzberg’e geçti; Batı Be

