Yazın ilk sıcak nefesi Frankfurt’un taşlarını öpmeye başladığında, Main Nehri’nin suları artık siyah değil, derin bir lacivertle altın karışımı bir tonda akıyordu; güneş ışıkları suyun yüzeyinde kırılıyor, her dalgada mor, kehribar, yeşil ve gümüş renkler bir an belirip kayboluyor, sanki nehir kendi içinde dört renkli bir rüya görüyordu. Haziran’ın ortasıydı, hava o kadar yumuşak ve ağırdı ki insan nefes alırken şehrin kokusunu ciğerlerine çekiyor, ıhlamur çiçeklerinin tatlı ağırlığı, nehirden yükselen nem, taş kaldırımlardan taşan sıcak, hepsi birleşip bir tür yeni soluk oluşturuyordu. Viktor artık sabahları yataktan fırlamıyor, yavaşça doğruluyor, pencereyi açıyor ve dışarıdaki ışığa gözlerini kısarak bakıyordu; ametist gözleri artık sadece geçmişin gölgelerini değil, şehrin bugünkü nabz

