Elli birinci gün. Yusuf artık bir insandan çok, ayakta duran bir hayaletti. Meryem onu zorlayarak hastaneden çıkarmayı başarmıştı; “Bir gece, sadece bir gece eve git, duş al, uyu. Ben buradayım,” demişti. Yusuf direnmişti ama sonunda boyun eğmişti. Belki de Meryem haklıydı; belki de artık Elif’e verebileceği bir şey kalmamıştı çünkü kendisinden geriye hiçbir şey kalmamıştı. Koridorda yürürken ayakları sanki yere değmiyordu. Her adım bir eziyetti, her nefes bir yüktü. Altı hafta boyunca bu hastane koridorlarında binlerce kez gidip gelmiş, aynı mermer zemine bakmış, aynı beyaz duvarları seyretmiş, aynı antiseptik kokuyu solmuştu. Hastane artık onun ikinci evidir, belki de asıl evi olmuştu. Çünkü gerçek evi, Elif’in olmadığı o daire, artık sadece boş bir mekandı. Meryem yanında sessizce yür

