Yatak odasına yürüdüler; el ele yürüdüler. Her adım bir cesaret, her nefes bir karar. Koridordan geçtiler; karanlık koridordan. Kapıya geldiler; ahşap kapı. Yusuf açtı; yavaşça açtı. İçeri girdiler. Oda karanlıktı; perdeler kapalıydı. Yusuf ışığı açmak istedi ama Elif durdurdu. “Hayır,” dedi. “Karanlık olsun. Daha… daha rahat hissediyorum.” Yusuf başını salladı. “Tamam. Nasıl istersen.” Kapı kapandı arkalarından. Sessizlik sardı etrafı; sadece nefesler duyuluyordu. Elif’in hızlı nefesleri, Yusuf’un kontrollü nefesleri. Yatağın kenarında durdular. Yusuf baktı Elif’e; karanlıkta silüeti seçiliyordu. Küçüktü; çok küçüktü. Kırılgan görünüyordu. Ama gözlerinde kararlılık vardı; o karanlıkta bile görülen bir kararlılık. “Elif,” dedi Yusuf. Sesi ciddiydi; çok ciddi. “Son kez soruyorum. Emin

