Misafir odasının perdelerinden sızan sabah ışığı, sanki içeri buyur edilip edilmediğinden emin değilmişçesine solgun ve tereddütlüydü. Elif, gözleri çoktan açık, yan dönmüş halde yabancı bir duvara bakıyordu. Bir zamanlar sadece yatılı misafirler, ara sıra kalmaya gelen Meryem ya da bir dost için ayrılan bu oda, son iki haftadır onun sığınağı olmuştu. Yatak onunkinden daha dar, çarşaflar daha sertti; yastık ise henüz başının şeklini almamıştı. Buradaki her şey eğretiydi. Geçiciydi. Kendi evinde bir sığıntı gibi hissettiriyordu. Yan odadan gelen sesleri duyabiliyordu. Yusuf uyanmıştı. Onun sabah rutinini ezbere bilirdi; banyoya giden ayak sesleri, akan suyun gürültüsü, kahve kupasının tıkırtısı… Tam on dört gündür böyleydi. On dört sabah boyunca ayrı uyanmışlar, aynı boşlukta dönüp duran a

