Devrim KARAN
Bir yanım Safir'in kazanmasını istiyor, bir yanım kazanmasını istemiyor. Kazanmasını isteyen taraf beni öpeceği için, kazanmasını istemeyen taraf benden sonra Kuzey'i öpeceği için istemiyordu. Bunu kabul edemezdim.
Maç başlayalı 39 dakika olmuştu ama ne gol vardı ne de gol pozisyonu. Maç oldukça heyecanlı geçiyordu. Kuzey gole yaklaştığında arkan bağırışlar gelirken ben Safir'e arkadan destek veriyordum. Ceza sahasına girdi, şut attı ama Safir topu yakaladı. Arkadan erkekler küfrederken Safir'in kulaklarını kapatmıştım. "Ne oluyor ya?" "Küfrediyorlar." omuz silkti ve oyuna odaklandı. Kuzey bana baktı. Kafasıyla Safir'i gösterip dudağını ısırdı. O sırada Safir "Goool!" diye bağırarak ayağa kalktı. Diğerleri ve Kuzey şaşkın bir halde ekrana bakıyordu. "Nasıl ya?" Safir güldü "İşte böyle." diyerek attığı golün farklı açılardan görünüşünü açtı. "Oha abiciğim kız 90'a çakmış affedersin ama." diyerek kahkaha attıklarında Kuzey hala şaşkınlığını atlatamamıştı. "Daha maç bitmedi. Hadi başlat." "Hay hay." diyerek Kuzey'i taklit ettiğinde bu sefer kahkahayı ben attım.
Ilk yarıyı 1-0 Safir kazandığında Kuzey oyun kolunu şaşkınca yere düşürdü. Sinirle "Hadi başlat!" Safir 2.yarıyı başlattı. Kuzey sinirle tuşlara basıyordu. Onu ilk kez böyle görmüştüm. Açıkçası hoşuma da gitmişti.
İkinci yarının 78. dakikasında Kuzey hala sinirle tuşlara basıyor ve küfrediyordu. Safir ise oldukça sakin bir şekilde oyuna odaklanmış tuşlara basıyordu. Kuzey 83. dakikada istediğini yerine getirmiş ve gol atmıştı. Keyifle Safir'e bakıp "Gördün mü?" "Hı hı... Başlatıyorum." diyerek maçı başlattı. Kulağına yaklaşıp "Sana güveniyorum." dediğimde Safir gülümsedi. Topu sağdan ilerletti, ortaya pas verdi, sola ilerletti sonra tekrar ortaya geçip kaleye şut attı. 87. dakikada maç 2-1 olmuştu. Hiç vakit kaybetmeden oyunu başlattı ve son 3 dakikayı iyi bir şekilde değerlendirip maçı kazandı. İkimiz de heyecanla ayağa kalkıp birbirimize sarıldık. Kuzey yenilmenin şaşkınlığıyla ya da bir kıza yenilmenin şaşkınlığıyla ekrana bakıyordu. Arkadan çocuklar şaşkınlıkla Safir'e bakıyordu. Birbirimizden uzaklaştık. Safir Kuzey'e dönüp "Ne zaman başlarsın?" diye sorup kahkaha attığında diğerleri de devam ettirdiler.
Acar "Bu kadehi Safir için kaldırıyorum." diyerek elindeki şişeyi havaya kaldırdığında ben de kaldırdım. Diğerleri de kaldırıp gülerken Safir meyve suyu bardağını kaldırmıştı. Acar Safir'e dönüp "Safir bir kere esnetsen kuralları ben buradayım?" "Acar olmaz." "Pekala seni zorlamayacağım ama ben buradayım." "Teşekkür ederim." dedi ve meyve suyundan yudum aldı. Begüm "Geçen oynadığımız oyun eğlenceli geçmişti. Yine oynayalım mı?" "Ne oynadınız?" Su sorduğunda Seren "Doğruluk cesaretlilik. Safir'in doğum gününde oynamıştık. O acı biberler hala aklımda." Kaan ve Murat'a bakarak söylediğinde İkisinin de yüzü kızardı. "O biberler hala ağzımda. İğrençti." diyerek Kaan yüzünü buruşturduğunda güldük. Begüm "Hadi yine oynayalım." dediğinde "Ben yokum." diyerek geri kaçtım. "Hayır. Herkes oynamak zorunda." "Hayır!" Kuzey "Yaşlandı artık onu boş verin. Biz oynayalım." dediğinde göz devirdim. "Ama bu öyle değil. Şimdi herkes yalan yanlış bir şey itiraf edecek eğer sen onun tam tersini yaptıysan fondip yapacaksın." "Bu kesinlikle çok saçma bir fikir." diyerek Safir araya girdiğinde onu onaylayan homurtular çıkardım. "Hadi ama. Safir sen de oyna. Çok fazla sarhoş olursan çıkarsın oyundan?" "Ben-" "Lütfen?" "Pekala ama istediğim zaman çıkarım?" "Tamam. Kabul." dediklerinde Kaan ve Acar sehpayı kaldırdı. Herkes yere oturduğunda boş bir şişeyi ortaya koydular. "Şimdi ben bunu çevireceğim. Sivri taraf kime gelirse o bir şey itiraf edecek. Anlaştık mı?" onaylandığında şişeyi Seren çevirdi ve ucu Acar'a geldi. "Aşık olmadım." Safir, Murat ve Begüm içti. Safir yüzünü buruşturdu. Tekrar döndü. Seren "Hiç çıplak yatmadım." dediğinde herkes güldü. Safir dahil herkes içti. Onu o halde görmek isterdim. Şişe Kuzey de durdu. "Hiç mastürbasyon yapmadım." Safir hariç herkes içti. Hiç yapmamış mıydı? Su'da durdu. "Kıyafetlerimle banyo yapmadım." Acar ve Su içti. Kaan "Suda hiç uyumadım." Ben, Sude ve Begüm içti. Kuzey "Daha önce öpüştüm." Sadece Safir içti. Herkes ona uzaylı görmüş gibi bakarken bu haline gülümsedim. Benim olmalıydı. Kuzey "N-Ne yani daha önce biriyle öpüşmedin mi?" diyerek kahkaha attığında Safir sinirden kızardı. "Evet! Daha önce kimseyle öpüşmedim. Ve bu gayet normal bir şey." diyerek Kuzey'e posta koyup ayağa kalktı. "Acar çok güzel bir akşamdı. Ben eve gidiyorum. Motosikletimi yarın alırım. İyi akşamlar size." diyerek hızla yerinden kalktı. Acar kolundan tutup "Safir sarhoşsun. Hadi misafir odasına geç. Dinlen biraz. Bu saatte yola çıkma. Hem. Taksi bulamazsın?" "Biraz hava almam gerekiyor." "Ama-" "Acar gidiyorum." diyerek arkasını döndüğünde Acar peşinden gideceği sırada ben ayağa kalktım. "Acar ben giderim. Sen dur." diyerek Acar'a söylediğimde kafa salladı. "Dikkatli ol." hızla Safir'in peşinden dışarı çıktım. Asansöre binmişti. Merdivenleri kullanarak indiğimde Safir daha yeni asansörden iniyordu. "Safir!" "Devrim yalnız kalmak istiyorum. Lütfen beni yalnız bırakır mısın?" "Ihmm... Hayır." "Devrim. Yalnız kalmaya ihtiyacım var." "Benim de." derin bir nefes aldı. "Benimle dalga geçme!" "Dalga geçmiyorum." "Devrim beni yalnız bırak." dedi ve arkasını dönüp yürümeye başladı. Ben de hızlı adımlarla ona yetişip yanında yürümeye başladım. Bana yandan bir bakış atıp önüne döndü. Sahile kadar yürüdük. Safir kayalıklara doğru ilerledi. "Devrim yalnız kalmak istiyorum." "Acar seni bana emanet etti." "Tamam o zaman benden uzak dur. Düşünmek istiyorum." ondan geriye oturdum.
Uzun süre orada oturduk. Yanına bir adam gelip ellerini gözlerine kapattı. Safir çığlık atınca ellerini çekip öne geçti. Ben de avına saldırmayı bekleyen aslan gibi yanlış bir hareketini bekliyordum. Safir çocuğu görünce ayağa kalktı ve sarıldı. Hemen yanlarına gittim. "Safir rahatsız mı ediyor?" "Hayır. Sarp. Benim liseden arkadaşım." adının Sarp olduğunu öğrendiğim çocuk "Safir abin olduğunu bilmiyordum?" "Abim değil. Arkadaşım." el uzattı. Elini tutup sıktım. "Devrim." "Sarp. Memnun oldum." "Ben de." zoraki bir gülümseme ile karşılık verdiğimde Safir'e döndü. "Nasıl gidiyor?" "Fena değil. Hangi okul?" "Boğaziçi. Sen?" "İTÜ. Hangi bölüm? Ben mühendislik." "İktisat." "Önceden de onu istiyordun zaten?" "Evet. Sen nereden biliyorsun?" "Selin anlatırdı. Görüşüyor musunuz?" "Hayır. Yani birkaç kez takıldık ama uzun zaman oldu... Sen iyi durmuyorsun? İçtin mi?" "Biraz. O kadar belli oluyor mu?" "Biraz." gülümsedi. Ağzına vurmak istedim. "Şey... Ben yine görüşmek isterim. Sen de istersen...telefon numaranı verir misin?" "Evet. Çok isterim." dedi ve telefonunu cebinden çıkardı. Birbirlerine telefonları uzatıp numaralarını aldılar. Ben ise sadece uzaktan onları izledim. "Tamam o zaman... Görüşürüz." dedi ve Safir'e sarıldı. Safir de aynı şekilde ona karşılık verdi. "Eve bırakmamı ister misiniz?" "Hayır. Bugün Acar da kalacağım." "Sız yoksa Acar'la-?" "H-Hayır. Acar'la arkadaşız sadece." "Gerçekten mi? Sevindim." "Anlamadım?" "Yani şey... Her neyse görüşürüz." dedi ve arkasını dönüp gitti. Safir arkasından derin bir nefes aldı. Bana döndü. "Biraz sahilde gezelim mi?" "Olur. Hadi." dedim ve yolu gösterdim. Yürümeye başladı. Yanına gidip yürümeye başladım... Yağmur çiselemeye başladığında Safir'i taksiye bindirmeye çalışmış ama başarısız olmuştum. "Safir hasta olacaksın. Taksiye bin." "Hayır. Yağmurda yürümek istiyorum. Sen istersen git. Hastalanmam." "Evet hastalanırsın. Hadi bin." diyerek kapıyı gösterdim. "Hayır." dedi ve arkasını döndü. Taksinin kapısını kapattım ve Safir'in peşinden gittim. Yağmurda insanlar kaçışıp taksi arıyorlardı. Biz ise ayağımıza gelen kısmeti kaçırıyorduk. Benim yaptığım gibi. Her şey tek bir sözüme veya tek bir hareketime bakar ama ben işi çıkmaza sokuyorum. Safir gülüyordu. Koşarak deniz kenarına gitti ve kollarını açarak derin bir nefes aldı. Ceketimi çıkarıp kollarından geçirdim. Bana döndü ve çıkarmak için hamle yapacağı sırada fermuarını kapattım. "Sakın itiraz edeyim deme!" "Ama-" "İtiraz etme." deyip parmağımı dudağına koydum. Gülümsedi. Elimi dudağından çektim. Kollarını sıvadı. Etrafta hala koşuşan insanlar vardı. Bazı çiftler hariç. Bazıları hala el ele tutuşmuş gülüyor bazıları ise öpüşüyordu. Yavaş adımlarla yürüyorduk. Sahil neredeyse boşalmıştı. "Safir hastalanacaksın." "Bir şey olmaz bana sen istersen git. Ben burada kalmak istiyorum." "Bunu söylemekten vazgeç. Seni burada bırakamam." "Neden?" gözleri parladı. "Çünkü... Acar seni bana emanet etti." göz devirdi ve gözlerinin içindeki ışık söndü. "O yüzden burada kalmana gerek yok. Gidebilirsin. Acar'a ben söylerim." diyerek benden hızla uzaklaştı. Peşinden koşarak kolunu tutup kendime çektim. Biraz fazla çektim çünkü kafası boynuma yapıştı. Ayağında topuklu çizmeleri vardı. Kafasını kaldırdı. Yüzlerimiz birbirine yakındı. Şu an onu öpmemem gerekiyordu. Bunu yapmamam için hiçbir nedenim yoktu. Gözlerimi dudaklarından çekip gözlerine baktım. Aynı şekilde gözlerini dudaklarımdan çekip gözlerime baktı. Dudaklarına doğru eğildiğimde gözlerini kapattı. Dudaklarımızı birleştirdim. Dudakları aralandı. Yavaşça öperken bunu ne kadar çok istediğim aklıma geldi. Ellerimi beline yerleştirip kendime çektim. Elleri yanında kalmıştı. Dudaklarını yavaş yavaş tadını alarak öpüyordum. Safir ise sadece öylece duruyordu. Alt dudağına küçük küçük öpücükler bırakırken Safir ellerini omuzlarıma yerleştirmişti. Gözlerimi açtım. Gözleri kapalıydı. Gözlerimi kapatıp anın ve çileğin tadını çıkarmaya devam ettim. Yavaşça kendini uzaklaştırdığında sadece gözlerine bakıyordum. Gözleri kapalı ve başı yere eğikti. Kısa nefesler alıp nefesini düzene sokmaya çalışıyordu. Ellerim hala belindeydi. Yüzü kırmızıya dönmüştü. Utanıyordu. Çenesini tutup kaldırdım. Gözleri kapalıydı. Yavaşça gözlerini açtı. Gülen yüzüme karşı kaşlarını çattı. Yağmur hala yağıyordu. Ne söyleyeceğimi bilmiyordum. Açıkçası ne denir onu da bilmiyordum. "Ben-" diye başladığımda sözümü kesip konuşmaya başladı. "Bu olmaması gerekiyordu. Bunu olmamış sayabilirim. Yani başına kalmam." dediğinde şaşkınlıkla gözlerimi büyüttüm. "Ne? Bunun özel bir şey olması lazım değil miydi?" "Sen söylemeden ben söyledim." "Ben sana asla böyle bir şey söylemem." şaşkınlıkla gözleri açıldı. "Ne yani beni öptüğün için pişman değil misin?" "Pişman olmak mı? Asla! Aslında şu an tam zamanı ama nasıl diyeceğimi bilmiyorum." "Neyi?" derin bir nefes aldım. "Safir bir ilişkide yaş farkı sence önemli mi?" "Hayır. Neden?" "Ben...Seni seviyorum." deyip derin bir nefes aldım. Sonunda söylemiştim. Tepkisini ölçmek için yüzüne bakarken gülmeye başladı. "Devrim daha demin olan şey yüzünden kendini suçlu hissediyorsan-" "Hayır. Suçlu falan hissetmiyorum. Bu söylediğimde oldukça ciddiyim." "S-sen gerçekten beni seviyor musun?" "Hislerimin karşılıklı olmadığını hatta Acar'a aşık olduğunu biliyorum ama tek bir sorum var Acar olmasaydı benden hoşlanır mıydın?" "Evet." "Acar çok şanslı. Ben seni eve bırakayım?" "Acar'da kalacağım bugün." "Tamam. Gidelim." Ne yani olmamış gibi mi davranacaktık?