56. Bölüm: Küller ve Sabah Gökyüzü, şafağın ilk soluk ışıklarıyla yırtılmaya başlarken, kamp hâlâ derin bir uykunun kollarındaydı. Strateji çadırının içi ise, bir savaş alanı gibi sessiz ve dağınıktı. Devrilmiş leğenin suyu haritanın üzerinde kurumuş, lekeler bırakmıştı. Yağ kandili, son bir kıvılcım çaktıktan sonra sönmüş, onları gri bir alacakaranlığa terk etmişti. Demir, sırtüstü yatıyor, çadırın tepesindeki koyu lekeleri izliyordu. Kolunun üzerinde Serra'nın başı ağırlığını yapıyor, düzensiz nefes alışverişi onun göğsünü hafifçe inip kaldırıyordu. Uykuya daldığında, yüzündeki o çocuksu gerginlik dağılmış, yerine neredeyse huzurlu bir ifade yerleşmişti. Öyle savunmasız, öyle kırılgandı ki... Demir'in içinde, onu ezmek, parçalamak isteyen o canavar, şimdi sessizce izliyor, yaptığı tahr

