Duyduklarını anlamaya çalışan Süreyya çocuğa dönerek yeniden sormak istiyordu sesini daha sakin tona getirirken içeriye Pedagog Sude Sanlı girmişti ve Ulaş’a doğru yine ben gelmeden başlamışsın bakışı atarak kötü kötü bakıyordu sonunda. Masaya oturduğunda herkese selam verdi çocuğa ellerini uzattı.
“Merhaba artık korkmana gerek yok ben senin için buradayım, Sude ben senin adın ne?” diye kıza elini uzattı kız korkarak elini uzattı ”Ferda adım.” Sude gülümsedi Ulaş Süreyya çık işareti verdi o da sakince sorgu odasından uzaklaştı.
Sude yaklaşık yarım saate yakın çocukla sohbet ettik den sonra Ulaş’a işaret vererek çıkabiliriz dedi dışarıda ise bütün ekip toplanmıştı. Sorgu da neler olduğunu merak ettikleri her hallerinden belliydi Ulaş hepsini büronun yolunu gösterdi hepsi masaya geçip Ulaş ve Sude’nin konuşmasını bekliyordu.
“Evet çok bilmiş Sude hanım gözlemlerinizi alalım.” göz kırparak şakacı tavırla ellerini Ulaş’ın omuzuna koyan Sude :”Her zamanki kabalığınız hiç eksilmemiş Ulaş amirim üstüne bir de artmış .”Defterden tuttuğu notları okumadan önce Ulaş kısa bir özet geçmek için söze girdi :”Evet arkadaşlar çocuğun söylediğine göre babasının fotoğraf makinesinde 28. sokakta ölen insanların fotoğrafları varmış bunu görünce korkup hemen bize gelmiş .” Herkes birbirine bakıyordu peki bu kadar saat çocuğu orta da olmayan ebeveynler neden onu aramıyorlar diye kafalarında soru işaretleri geçiyordu
.
Sude kendini hazır hissettiğinde derin nefes aldı :”Çocuk yalan söylüyor Ulaş.” Ulaş bile şaşırmıştı. Hepsi lafın devamını bekler gibi Sude’ye odaklanmıştı.
“Evet , gözleri ve mimikleri bunu bağırıyor adet neden bunu yapıyor bilmiyorum ama söylediği her şey yalan.” Ulaş Süreyya’ya dönerek çocuğun anne babasını çağırmasını istedi. Savcılık dan ev arama izni çıkarmasını ekledi. Sonunda ise Sude’ye gel kahve içelim diye işaret ederek bahçedeki kamelyaya kahvelerini alarak yürüyorlardı.
Sude kırmızı takım elbisesiyle bir bakanı tekrar baktırıyordu bu durumdan da gayet memnun gibiydi sonunda oturduklarında Ulaş kafasını arkaya atarak derin bir nefes alıyor ellerini yüzünü kapatıp derin bir of çekiyordu.
“Bu iş nereye gidiyor o kadar sinirlerimi bozuyor ki sonunda yine ablana gideceğim diye korkuyorum.” dedi Sude ise gülümseyerek hiç bozuntuya vermeden :”Ablama gitmen onun da ruh sağlığı açısından hiç iyi olmaz Ulaş .”dedi Ulaş önündeki masaya koyduğu sert kahvesine uzanarak bir yudum aldı sonunda beynine kan gidiyor gibi hissetmişti gündüz olmasına rağmen insanın içini karartan bulutlu bir hava söz konusuydu .
Kendine ne zaman kararmış bunalmış hissetse her zaman bu hava suçluydu. Her kötü hava durumunda başına kötü şeyler geliyordu bilmiyordu belki de bu sadece onun hüsnü kuruntusu idi. Hayat ona hep ters yüzünü göstermişti belki de bundandı mutsuz olmasının sebebi uzaklarda aramamalıydı aslında. Ne zaman biraz mutlu olsa hep ters bir şeyler çıkardı . Bu hayatın Ulaş Akçalı'ya selam verme sebebiydi.
Sonunda derin bir hiç huzursuzluk kaplamıştı içini evet birazdan yine bir şeyler olacak ve başı belaya girecekti her zaman hissederdi bunu çünkü Ulaş Akçalı olmak bunu gerektirirdi.
Asla yanılmazdı her zaman bir bildiği vardı kendince doğru olanı yapmaktan hiçbir şey onu alıkoyamazdı.
Bugün aklında oturmamış şeyler vardı .Gerçi bu olayda ne , ne zaman kafasını oturmuştu ki Bir şeyleri zaten doğru zamanın geleceği günü bekliyordu. O anda içindeki bütün fırtınaları kopartacak bütün olayın düğümlerini çözülecekti.
İşte o mükemmel sonuca varılacaktı. Belki de sadece o böyle olmasını istiyordu.
Elbet sessizliğinin bir sebebi vardı elbet kendince bir şeyler arıyor kendinde olmayan istiyordu.
Katili köşe bucak sıkıştırıp yakalamak istiyordu ama hiçbir zaman zorlu yolları aşmadan asıl hedefe ulaşamazdı. İnsan bu her konuda böyle idi fakat hayatın çarkı hiçbir zaman yanılmazdı .
Sebepsiz yere üzülmüştü küçücük bir kız gelmiş onlara babasının suçlu olduğundan bahsediyordu .
Ve dahası bir başka pedagog gelmiş kızın şizofren olabileceğini söylüyordu .
Neden bu kadar dolambaçlı yollar vardı ? neden bu kadar fazlaydı neler oluyordu kendisi dahi tahmin edemiyor de artık katilin bile hızına yetişemiyordu.
Onun planladığı şeyleri hiç kimse ulaşamıyor diyor gerçi ulaşsa ne olacaktı ki her zaman aynı sonuç birkaç yıl ceza alıp kurtulacaktı .
Yeterli bir delil bulmadan asla ama asla gerçek cezasını çekmeyecekti. .Bu yüzden katili hemen değil bütün her şeyi kanıtlayarak ispatlayarak önüne dökerek bulmak istiyordu.
Al işte sen bunu yaptın diyebilmeli idi katil kendinden utansın evet ben bunu yaptım diye bilsin istiyordu.
Ama nafile bu kadar zalim birisi hiç bunları itiraf eder miydi asla.
Ulaş ise bundan nefret ederdi. Süreyya pencereden onları izliyordu Ulaş bunu görmüş kaygısızca gülmüştü. Sonunda gözlerini Sude’ye çevirerek :”Zaten ben de meraklı değilim size çok bilmiş kardeşler tek bildiğiniz hobi edin Ulaş, dışarı çık Ulaş evcil hayvan besle Ulaş vıdı vıdı güya okuyup diploma almışsınız ama psikolojiden filan anlamıyorsunuz siz hem söylesene bu kızın ruhsal bir hastalığı var mı bakalım bayan çok bilmiş.” diyerek sözünü tamamladı.
Kendini fazlasıyla kaptırmıştı kızın ne dediğini bile düşünmüyordu hiçbir şeyi duymuyor gibiydi Ulaş.
Süreyya da uzaktan onları izliyordu fazlasıyla kalbi kırgındı.
Neden bu kadar yakın olmaları gerekiyor diye düşündü kadın .
Ben bile bu kadar çekinerek yaklaşırken bu kadın nasıl oluyor da bu kadar yakın olabiliyor dedi içinden.
Sessizliğe boğulmuştu ortam ,esen rüzgar içlerinden geçiyor adeta bütün benliğini alaşağı ediyordu sebepsiz değildi elbette rüzgarın Bir de bir sebebi vardı burunlarına Keskin bir ölüm kokusu getirmişti
Evet hava bile ölüm kokuyordu artık bu şehirde insanların alamadığı bu kokuyor sadece derinden hissedenler alabilirdi.
Gerçekten Eğer bunu hissetmeye başladıysanız İşte o zaman gerçek bir polis olabilirsiniz demekti.
Sadece bu kokuyla da kalmıyordu elbette aklınıza gelmeliydi aniden bir his düşmeliydi içinize evet bugün kötü bir şey olacak demeliydiniz ve o gün kötü bir şey olmalıydı işte.
Sude telefonun dan başını kaldırmıştı yani Ulaş’ın şu ana kadar ki sızlanmalarını dinleyip te kendini zehirlememişti. Sonunda gözlerini devirerek Ulaş’a baktı :”Bunu söylemek için çok erken lakin narsist bir kişiliğe sahip olma olasılığı çok yüksek.” dedi onlar sohbet ederek on beş dakikayı geçirdiklerin de Süreyya uzaktan onlara doğru geldiğini bile fark etmemişlerdi..
“Amirim kötü bir haberim var maalesef ki kızın annesi ve babasına ulaşamıyoruz.” dediğinde Ulaş ayağa kalkarak sorgu odasına doğru ilerledi Arkasından tüm ekip merakla gidiyordu Herkes sorgu odasına geldiğinde kapıyı açtılar lakin içeride ne birisi vardı ne de kızı gören Ulaş ekibe doğru dönerek :”Tuzak acele etmeliyiz.” dedi.