13.BÖLÜM

511 Kelimeler
Duyduklarıyla şok olmuştu adeta ne yapacağını zaten bilmiyordu bu iş iyice arap saçına dönmeye başlamıştı bir ,iki ayda çemberi daraltıp sonuca ulaşması gerekirken gittikçe genişliyor konular dağılıyor şüpheliler artıyor ama nedeni asla bulunmuyor ya katil çok şanslıydı ya da bu ben fazla aptalım diye geçirdi içinden. Kızı daha fazla üzmemek adına bir şey daha sormadan oradan ayrıldı ama anladı ki bu görüşmenin aynından bir tane daha olacaktı. Büroya girdiğinde Cemal’e takılmayı düşündü yine içten içten oturmuş ah çekiyordu. -“Ne oldu Cemal Karadeniz de gemilerin mi battı” diye takıldı arkadaşına Cemal ise hiç bozuntuya vermeden yönünü Ulaş’a doğru çevirdi. - “Amirim borçlarım var faize girmek istemiyorum haram ne yapacağımı da bilmiyorum.” dedi. Ulaş biraz düşünür gibi yaptı sonunda konuşmaya karar vererek: “Ula Cemal faizden korktuğun kadar işten kaçarak kul hakkına girdiğini düşünseydin bu kadar borcun olmazdı herhalde.” dedi. Haydar müdür kızgın bir ifadeyle birden içeriye daldı. Ulaş’a dönerek: “Odama gel dedi.” Ulaş arkasından takip ederek iki kat yukarıdaki odasına gittiler. Müdürün odasına girdiğinde masasındaki kocaman aile resmi dikkatini çekiyordu. Haydar İbrahimoğlu çocuklarına çok değer veren bir baba olduğunu Ulaş adı gibi biliyordu. Öyle ki çocukları için çok sevdiği mesleğinden bile vazgeçebilirdi. Sonunda müdür masasına oturduğunda Ulaş’ta karşısına oturdu. Hiçbir şey içmeyeceğini söyleyerek direk konuşmaya girelim dedi. Müdür önce yeni traş ettiği sakallarına eliyle dokunarak çok düşünceli bir halde Ulaş’a döndü: “Sence de bu olay haddinden fazla uzamadı mı” dedi. Ulaş ise bu sorunun geleceğini adı gibi biliyordu. Şuan için tek yapacağı zaman kazanmaktı. Yoksa bu olayı başka bir birime aktarırlardı. – “Haddinden fazla uzadığını bende biliyorum. Lakin ortada ne bir şüpheli var ne de kurbanların ölmesi için bir neden. Şuan için geniş bir çemberde araştırarak çemberi daraldım sonuca ulaşmayı hedefliyoruz.” dedi. Müdür duyduklarından hiçte memnun olmadı: “Biliyorsun bizi yukardan sıkıştırıyorlar. Artık daha fazla infial yaratmadan bu dosyayı kapatmaya bak.” dedi. – “Ne yani bana yoldan geçen birini katil diye getirip hapse atmamı mı bekliyorsunuz?” diye sordu. - “Çok fazla katile kafayı yorup olaydan uzaklaşıyorsun ulaş. Fikret amirin gibi olmandan korkuyorum. Memlekette bir sürü olay oluyor ve şunu da unutma tek yetenekli cinayet büro amiri sen değilsin.” diyerek üstü kapalı tehdit etti. Ulaş ise bu tarz boş laflara karnı tok olduğu için aldırmayan bir tavırla önce ayağa kalktı ve kapıya doğru giderek kapı kolundan tutu ve döndü. - “Evet tek cinayet büro amiri ben değilim. Lakin şunu da unutmayın ben bu memleketin her yerinde hizmet verebilirim.” diyerek odadan çıktı. Kapıdan çıkarken Süreyya ile yüz yüze geldi. Elinde dosyalarla yeni bilgiler vereceği belli olan Süreyya’yı ince bir süzdü. Mavi gözleri kocaman açılmış endişesi tavan yapmıştı. - “Gene neler oldu sarı bu kadar endişelendin.” dedi. -“Amirim Ferda Yılmaz’ın ailesi memlekete hiç gitmemiş. İşin aksine evden ayrıldıkları günden beri hiçbir yerde görünmemişler.” dedi. Ulaş elini duvara koyarak bir ayağını diğer ayağının diğer tarafına atarak çapraz duruyordu. - “Burnuma pis kokular geliyor Süreyya. Bu olay artık haddini iyice aştı.” dediğinde gözlerindeki parıldamasından artık işin sonuna gelindiğini sadece yazar anlıyordu.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE