Ulaş telefonu hemen kapatıp arabasına binerek büroya doğru adeta kanatlanıp uçmaya karar vermişti. Yirmi dakikayı geçtikten sonra büroya girdiğinde herkes masada kocaman bir pastayla gülerek korkuyla içeriye giren Ulaş amire bakıyordu Ulaş ise korkunç öfkeli gözlerle onlara bakıyordu. Sonunda masaya doğru bir iki adım atarak Berk’e dönerek ”Berk sen öldün oğlum bana şaka yapılmayacağını kimse sana söylemedi mi?” dediğinde Çömez etrafına baktı evet kimse ona söylememişti bu harika fikri söylediğinde herkes yaşasın ve sonucu görsün bizde biraz eğlenelim diye düşünüyordu .Ne yazık ki Çömez tuzağa düşmüştü.
-“Amirim kimse söylemedi özür dilerim bir daha vallahi yapmam isterseniz size bir yıl boyunca kahve ısmarlarım.” Ulaş daha da sinirlendi.:”Sen amirine rüşvet mi teklif ediyorsun bakayım “diye tersledi sonunda kalktı pastanın üstüne baktı.
“İYİKİ DOĞDUN AKÇALI.”
Yazıyordu bu fikir olsa olsa Haydar Müdüründür ondan başka kimse burada ona soyadıyla hitap edilmeyeceğini bilir.
Haydar Müdür kollarını iki yana açmış Ulaş’a bakıyordu oda gidip yanına sarılarak babacan tavırı geri çevirmemiş hem de kendi doğum gününü unuttuğu halde bu yaşta hatırlayan bu adama biraz olsun minnetini hissettirmek istemişti.
Süreyya herkesten önce arkasında durmuş sonunda ise adeta boynuna atlamıştı .Herkes bir an da şok olmuştu sesler kesilmiş fısıldaşmalar başlamış bunları duyan Ulaş sakince Süreyya’yı kendinden uzaklaştırmaya çalışsa da başaramadı.
-“Süreyya kızım ne yapıyorsun herkesin içinde.” dediğinde Berk ooo diye saçma sesler çıkarmış isterseniz biz çıkalım demişti. Süreyya ayrılırken bu kez de elini tutarak :”Telefonlarıma bakmayınca size bir şey oldu sandım amirim kusura bakmayın ve iyi ki doğdunuz.” dedi elindeki hediyeyi uzatarak kenara çekildi.
Ulaş hediyeyi parçalar tarz da açarak içinden çıkan Sabahattin Ali’nin İçimizdeki Şeytan eserine sanki kayıp bir parçasına bakıyor gibi bakmıştı.
Hem de eski basımdı işte bu dünyanın en güzel hediyesiydi onun hobisi olan bu durum şöyleydi en sevdiği yazarın eski basım kitaplarını toplayarak küçük bir koleksiyon oluşturmaktı.
Herkesin kutlaması bittik den sonra dilek tutulmuş ve pasta kesilmişti çilekli ve vanilyalı olan favori pastasını daha unutmayan bu insanlara şöyle bir göz gezdiriyordu Ulaş hepsi konuşmanın ,geyiğin dibine vururken o sessizce onları izliyordu . İşte onlar düştüğünde yanında olan kan bağı olmadan ailesi olan insanlar.
Çocuğunu kaybetti onlar vardı ,karısı terk etti onlara sığındı babasını kaybetti yine onlar vardı sahi şu dört sene de daha ne gelecekti Ulaş’ın başına ? Aslın da kafasını çevirse hemen şu sol köşede pencerenin önünde Aloe vera saksını masanın arkasına koyarak çayını masaya bırakan kumral kadın evet evet o mavi gözlü güzel.
Süreyya hemen orada kalbi onundu neden zordu aşılmaz duvarlar neden arada kocaman boşluklar vardı sahi bu kadar zor muydu artık birini sevmek güvenmek bakabilir miydi yine birine Derya’ya baktığı gibi.
Derya o işte acının unutulmaz tadı ,Yalnızlığın sesi onun parmak uçlarında saklıydı . Ya aramıştı onu belki geri dönecekti yeniden yeşerebilir miydi umutlar hayır dedi Ulaş Akçalı o bana artık altın yollardan da geçerek gelse ben ona gümüş kapılar açmayacağım.
Gittiği günden sonra o kapı ona sonsuza kadar kapandı işte bu kadar netti çünkü Akçalı olmak bunu gerektirirdi. Bütün Akçalı ailesinin kuralları vardır ve hepsi adı gibi bilir onur herşey den önce gelir.
Sonunda telefonu çalıyor arayan Derya idi telefonu açarak kimsenin duymayacağı bir yer bularak uzaklaştı evrak odası bunun için paha biçilemez bir ortamdı.
-“Evet Derya.”
Kadın derin bir nefesten sonra konuşmaya başladı.
-“Eskiden canımıniçi diyerek açardın telefonu Ulaş.” dedi sitemkar şekilde sanki yeniden duymak istiyordu.
Ulaş’ın dudağının kenarı yukarı kayarak alaycı bir tavır takınmıştı suratına.
-“Senin de dediğin gibi eskidendi”dedi .
-“Ulaş bak ben çok zor durumdayım evlenmek istemiyorum lakin bu adam silahla beni tehdit ediyor şuan bile çok zor aradım herkese iyi gözüküyor başta bana da iyiydi lakin sonradan ağırdan alalım erteleyelim dedim bana silah gösterdi benim benim inan aklıma başka kimse gelmedi senden başka Ulaş lütfen bana yardım et.”dedi.
Ulaş olanları sakince dinledi ne diyeceğini önce kafasında tarttı sonunda ise zalimce olsa bu sözleri kendi iyiliği için yapmak zorundaydı.
-“Bak en yakınındaki karakola gidip şikayetçi ol yada suç duyurusunda bulun benim sana önerebileceğim tek şey bu benim alanım değil ama arkadaşlarımı ararım seninle ilgilenirler başka bir şey yoksa kapatıyorum.”diyerek direk kapattı tek söz dahi duymak istemiyordu.
Evet bu olanlar canını sıkmıştı hatta şimdi arabaya binip gidip kadını almak istiyordu lakin yapmayacaktı yine kendine bu kötülüğü bu saplantıdan kurtarmak bir üç senesini almıştı bu saatten sonra kimseye feda edecek yılları yoktu hele ki kendisini hiçbir suçu yokken kapı dışarı eden tek kelime dahi etmeden terk eden vefasız bir kadın hiç yoktu.
Kapıda durarak bütün konuşmayı başından sonuna dinlemiş olduğu anlaşılan Süreyya geldi yanına ellerini omzuna koydu.
-“Sizi hala mı rahatsız ediyor.”dedi . Ulaş bir şeyler söyleyecek gibi oldu ama kadın buna bu sefer izin vermeyecekti adam yeniden ateşe gitmeyecek sadece yanında olarak bile olsa destek olacaktı.
Kadın ayak uçlarından yükseldi adamın yanağına zor yetişiyordu gül kurusu rengiyle insanı çileden çıkaran dudaklarını adamın yanağına küçük bir buse kondurmak için kullandı.
Öpücük şok ediciydi az ve özdü seviyorum diyordu aması da vardı ama bir şey beklemiyorum.
Sonrasında utandı kadın sarışınlığına tuhaf kırmızı bir gölge oturdu bu gölgeden kaçmak için odayı hızlıca terk etti Ulaş hala küçük ama sevgi dolu öpücüğün etkisindeydi. Uzun zamandır sevilmiyordu sanki kalbi sevilmenin etkisini hazmetmeye çalışıyordu elini yanağına götürdü.
Aptal aptal gülümsemiş etrafına bakıyordu şaşırtıcı şekilde mutlu olmuştu adam sanki birden gelen bir kurtarıcıydı kadının busesi.
Ciddileşmenin zamanı geldi diyerek odadan çıktı büroya girdiğinde herkes toparlanmış dava hakkında çalışmaya başlamıştı Cemal panonun önünde son detayları Haydar müdüre aktarıyordu.
Ulaş yavaşça onlara yaklaşarak sessizce dinlemeye koyulmuştu .İntihar dediğinde Ulaş şaşırmış neden benim bundan haberim yok der gibi Cemal’e bakıyordu.
-“Ne intiharı “ dedi Cemal ise hemen hazırdı.
-“O gün bize babam öldürdü diyen kız vardı ya amirim intihar etmiş ihbarını aldık lakin yetişemedik gittiğimiz de kız çoktan atmıştı kendini.”
-“Ferda mı?” diye şaşırdı Ulaş on beş yaşının başında babasının katil olduğunu söyleyen herkesin şizofren dediği bir kız neden intihar ederdi ki. Yoksa bu intihar süsü verilmiş bir başka cinayet mi?
-“Nerede oldu Olay .”dedi Ulaş.
-“28 sokağın girişinde amirim.” işte bu cümle yine Ulaş’ı beyninden vurmuştu katil adeta kedinin fareyle oynadığı gibi oynuyordu Ulaş Akçalıyla.