İntihar resimlerine tek tek bakıyordu Ulaş ne olduğunu kafasında kurmaya çalışıyordu ne yapmalıydı on beş yaşındaki bir çocuk neden kendi canına kıyardı bunu bir türlü anlamıyordu. Süreyya elinde kahveyle yanına geliyordu az önce olanlar bir anda aklına gelen Ulaş çaktırmamaya çalışıyordu. Süreyya’nın ise utancı her yerinden adeta fışkırıyordu. Ben buradayım bakın az önce neler yaşandı .
Sonunda neler olacağını kimse kestiremiyordu yol acaba nereye çıkıyordu yokuşa mı yoksa inişe mi hayat onlara acıdan fazlasını sunmamıştı artık mutlu olmak buradaki herkesin sonuna kadar hakkıydı. Tek tek bir perinin değneği dokunmalı ve tüm dilekler gerçek olmalıydı diye düşündü Ulaş.
Neler olduğunu düşünmeden geçireceği günü bekliyordu Ulaş. Herkes ona düşmandı herkes onun karşısındaydı evet o tek başınaydı ona inanan kimse yoktu ama asla yalnız değildi kendi için bile ayağa kalkacak ve bu işin sonunu getirecekti .
Bir olayı bu kadar kafaya taktığı hiç olmamıştı. Olay haddinden fazla uzamıştı ne olacaktı katil istediğini öldürüp elini kolunu sallayarak mı gezecekti? Elbette hayır kararlıydı Cinayet büro amiri bu işi artık sonlandıracaktı.
Masadaki fotoğraflara bakarken kahvesinden yudumlar almayı asla eksik etmiyordu sonunda kızın bir şeyler bildiğini ama konuşmaması için susturulduğunu düşünüyordu. Süreyya alel acele içeriye girdi sonunda.
-“Amirim Ferda’nın bir ikizi varmış.” Ulaş ise sinsice gülümsedi işte şimdi katil yapbozun bir parçasını elleriyle uzatmıştı şimdi o düşünsün.