MERT DEN DEVAM
Nur 'u taksiye bindirdim. Arkasından bende bir taksi durdurup eve doğru yol aldım. Evde üç kişi kalıyoruz. Ateş, Emre ve ben.
Taksinin parasını verip dışarı çıktım. Hava iyice soğmuştu. Kibarlık yapacağız diye montu kıza verdim. Titreye titreye eve doğru koştum.
Kapıyı açıp, sırıtarak eve girdim. Ateş ve Emre salonda maç izliyorlardı. Kapıyı kapatmamla gözleri bana döndü.
"Bardaki olayı halletiniz mi? "dedim
" Hallettik ama Yağız bir anda kayboldu. Nur kafasında şişe kırdı ya, kesin hastaneye gitmiştir. "dedi Emre sırıtarak.
" Nur ile ne yaptınız? "dedi Ateş.
"Kız benim. "dedim sırıtarak.
" Bu kadar acele etme. "dedi Emre
" İkiniz de susun. Kızla uğraşmayı bırakın. " dedi Ateş sinirle.
Umursamadan koltuğa yayılıp televizyona baktım.
" Hiç uğraşma kardeşim. Nur'a öyle bir gece yaşattım ki. Beni unutması mümkün değil. "dedim
" Ne yaptın da, kızın senin olduğu kanısına vardın. " dedi Emre sorarcasına. Tüm yaşadıklarımızı anlatım.
" Anlayacağınız. Hiç bir kadın yaralı bir kalbe kayıtsız kalmaz. " dedim sırıtarak.
" Nasıl yani? " dedi Emre.
"Anlamayacak bir şey yok. Kıza 'seni seviyorum ama yeni bir aşk için cesaretim yok.' anlamına getirmiş." dedi Ateş tüm konunun özetini.
"Eee şimdi ne yapacaksın? "dedi Emre
Ellerimi ensemde birleştirip koltuğa yayıldım.
" Benin yapacaklarım bu kadar. Şimdi Nur'un bana gelmesini bekleyeceğim."
"Ya gelmezse. " dedi Emre.
" Gelecek.!!" dedim
"Emin misin? " dedi Emre sırıtarak.
Koltuktan doğruldum, ellerimi çeneme koyup düşündüm.
Gelir demi. Ya gelmezse. Offf kafam karıştı. Emre içime bir kurt düşürdü.
" Bak gördün mü? Bu planın işe yaracağı bile belli değil. Kim benim diyorsun. "dedi Emre alayla.
Sinirle yerimden kalkıp üst kata çıktım. Merdivenlerde durup Ateş ve Emre 'ye baktım.
" Bende planlar bitmez. O kız ayaklarıma kapanacak. "dedim ve odama çıktım.
~~~~~~~~~
NUR DAN DEVAM
Yatakta bir sağa bir sola dönüyorum olmuyor. Uyuyamıyorum,
Yatakta doğrulup sırtımı yatağın başına dayadım.
Mert neden öyle şeyler söyledi ki. Ne planlıyor bu çocuk.
Boynumdaki kolyeyi çıkardım. Güzel ama benim için bir anlamı yok. Kolyeyi çekmecenin içine atıp yatağa yattım. Neyse yakında kokusu çıkar.
Sabah telefonun sesiyle uyandım. Kim bu şimdi. Tatil günümde bile rahat yok. Telefonu elime alıp açtım.
"Efendim. "dedim uykulu bir sesle.
" Nur bu saate uyuyor musun? " dedi bir erkek sesi. Yataktan kalkıp telefona baktım. Rehberde kayıtlı değil ama sesi tanıdık.
" Emre? " dedim şaşkınlıkla.
" Evet prenses. Bana bir sözün vardı hatırladın mı? "dedi
" Hatırlıyorum da, sen benim numaramı nerden buldun. " dedim.
" Buldum işte. Hadi hazırlan seni almaya geliyorum. "dedi ve cevap vermeden kapattı. Bunlar dertleri ne? Akşam Mert bir garipti. Şimdi de Emre.
Yataktan kalkıp banyo girdim. Duş alıp bornozumu giydim. Dolaptan kıyafeti alıp hızla giydim. (medyada)
Çantamı alıp dışarı çıktım.Emre siyah spor arabasını yaslanmış bana bakıyordu.
Bende onu izlemeye başladım. Beyaz tişörtü, siyah pantolonu ve siyah dağınık saçları.
"Beni kesmen bittiyse gidelim. " dedi Emre alayla.
Söylediklerini umursamadan arabaya bindim. Emre de arabaya bindi.
" Nereye gitmek istersin? " dedi Emre.
" Sen aradığında hâlâ uyuyordum. Açlıktan ölüyorum. Önce bana bir kahvaltı ısmarla. Sonra senin istediklerini yaparız. "dedim
Emre başını sallayıp onayladı.
Araba deniz kenarında lüks bir kafe de durdu.
" Geldik. "dedi Emre
Dışarı baktığımda şaşırdım. Burası çok lüks bir yerdi. Buraya girebilmek için aylar öncesinden rezervasyon yaptırılır. Böyle yerleri sevmesem de Emre için katlanacaktım.
Arabadan inip kafeye girdik. Garson yerimize gösterip yanımızdan ayrıldı.
Yerimize oturduk, garson elindeki menüyü uzattı.
Menüyü inceleme başladım. Öff bu hangi dil. Alt tarafı bir yemek. Menüyü masaya bırakıp garsona döndüm.
"Şimdi sen bize ortaya bir melemen yanında serpme kahvaltı. Çayı fincanda değil ince belli çay bardağında istiyorum. Benim bu kadar sen ne istiyorsun? "dedim ve Emre 'ye döndüm.
Şaşırmıştı. Fazla mı söyledim acaba. Onun suçu benim midem kolay kolay doymaz. Şu yiyip yiyip kilo almayanlara sinir oluyorum. Ben ne yesem yarıyor ir süre sonra pantolonlarımın düğmeleri kapanmıyordu. Annem zoruyla yoga ve Plates derslerine başladım.
Aslında bakarsanız iyi oldu. Elimde bir sertifika var. Eğer param biterse yoga ve Plates dersleri verebilirim.
"Ben kahvaltı yaptım. Sadece kahve istiyorum. "dedi.
" Tabi efendim ama hanımefendinin istediği. Çay ve menemen bulunmaz. " dedi garson.
Menemen ve çay yok mu? Yok daha fazla katlanamam. Ayağa kalkıp Emre'nin kolundan tuttum.
" Kal Emre bir menemen bile yapamayan yerde kahvaltı etmem. Bunlar kuş kadar yemeğe kol gibi hesap getirirler. "
" Hanımefendi buradaki tabaklar gümüş, oturduğunuz sandalye özel bir tasarım, kullandığınız peçete bile yurt dışından geldi. "dedi garson sinirle.
" Bayanla düzgün konuş. "dedi Emre sinirle.
" Emre sen dur. Garson - yakasındaki isim kartına baktım - Özcan. Siz kalite ile görgüsüzlüğü karıştırdınız.Biz yemek için geldik. Siz gümüş tabak, ital peçete ve özel tasarım sabdelyelerden bahsediyorsun. " dedim ve çantamı alıp çıktım.
Emre de peşimden geldi. Arabaya bindik. Konuşuyordu . Dayanamadım ve ilk konuşan ben oldum.
" Özür dilerim. Bu tarz yerler beni sıkıyor. "dedim
" Önemli değil. Ne yapalım? "
" Ben hâlâ açım ve menemen yemek istiyorum. "dedim
" Tamam o zaman bana gidelim. Ama kahvaltıyı sen hazırlarsın. "dedi.
Ne yaparsam ki? İki haftadır tanışıyoruz. Gitsem mi evine? Ailesi evde mi? Aklımda deli sorular.
" Merak etme yemek seni. Ateş ve Mertle kalıyoruz."dedi Emre
"Tamam gidelim o zaman. "dedim
Emre ile önce alışveriş yaptık. Ne bulduysa sepete atıyordu.
" Çok şey aldık. "dedim
" İnan bana bunlar daha başlangıç. "dedi
Tuz, ince belli çay bardak, çay, şeker aldı.
" Yoksa bu ilk alışverişin mi? " dedim.
" Evet. Eve taşındıktan sonra mutfağa sadece su almak için kullandım. "dedi gülerek.
Aldıklarımızı ödedik ve arabaya yerleştirdik.
Araba iki katlı beyaz bir evin önünde durdu. Arabadan indik. Barajdan poşetleri alıp eve doğru yol aldık. Bekar evine göre lüks bir semtte. Emre kapıyı açıp içeri girdi. Peşinden bende girdim. Ev demeye bin şahit lazım, masanın üstünde pizza ve hamburger paketleri. Bira şişeleri. Oha koltuğun üstünde kırmızı sütyen mi?
"Kız arkadaşın var mı? "dedim
" Yok neden? "dedi Emre alayla
"Peki diğerlerinin.?"dedim.
"Onlarında yok." dedi Emre bu sefer sinirle söylemişti.
Koltuk taki sütyeni göstererek konuştum.
"Peki bu kimin? "dedim alayla.
"Şey o mu? Ebru evet kuzenim Ebru'nun." dedi
"Hadi ama Emre buna inanmamı bekle. Kuzenim yalanı eskidi. İçinizden biri tek gecelik ilişkileri seviyor sanırım. "dedim gülerek.
" Ben değil. Şey..... Mert evet Mert kızları kullanıp atar. "dedi sinsice.
" Kızlarda inanmasalarmış. Mert sanki zorla s....Töbe töbe. Neyse mutfak nerede? "dedim
" Mutfak şurası sen başla. Ben de evi toplayayım. "dedi Emre şaşkınlıkla.
Poşetleri alıp mutfağa girdim. Mutfak tertemizdi. Sanki hiç kullanılmamış gibi. Buzdolabı açtım, içinde içki şişelerinde başka birşey yok. Önce aldıklarımızı yerleştirdim. Sofrayı hazırlayıp menemeni en sona bıraktım. Sıcak sıcak daha iyi.
Çayı demleyip, menemeni sofraya koydum.
Emre'yi çağırmak için salona geldim ama yoktu. Neyse ben yemeğe başlayım,o gelir. Mutfağa gidecekken kapı açıldı.
Gördüklerimle şaşırdım. Mert bir kızla öpüşüyordu.
Bari odanıza kadar sabretseydiniz. Uyarı anlamında öksürdüm.
"Öhhööö. "
" Nur! " Kızdan ayrılıp yanıma geldi
" Bak göründüğü gibi değil."dedi telaşla
"Sakin ol Mert bana açıklama yapmana gerek yok. Burası senin evin, istediğini yaparsın. Keşke odanıza kadar sabretseydiniz. "dedim ve kıkırdadım.
" Haklısın sen kimsin ki! Hesap veriyorum. Hem sen burada ne arıyorsun. " dedi umursamazca.
Koltuğa oturdu , kızda yanına oturup elini Mert'in üzerinde gezdiriyor.
" Beni Emre getirdi. Kahvaltı hazırladım, galiba yukarda. "dedim
" Biri beni mi özlemiş? "dedi Emre
Merdivenlerden inip yanımıza geldi.
" Hadi sofraya geçelim. Sabahtan beri hiçbirşey yemedim. " dedim
Emre omuzlarımdan itip mutfağa sürükledi.
" Hadi prenses seni doyuralım. "dedi.
" Mert hadi sizde gelin. "dedim mutfağa girdik.
Masaya iki tabak daha koyup çayları bardaklara doldurdum. Filiz'in bardağını dolduracakken.
" Ben çayı fincandan içerim tatlım "dedi kibirle.
Mert ve Emre sinirlenmişti. Sorun çıkmasın diye dolaptan fincan çıkarıp çayı doldurdum.
Menemeni tabaklara servis yaptım. Filiz'e gelince, eliyle durdurdu.
" Bu yemek de kaç kalori,haberin var mı.!İstemez kalsın. "dedi Filiz sinirle.
" Filiz, düzgün konuş Nur'la "dedi Emre bağırarak.
Elimi Emre'nin omuzuna koydum.
" Sorun yok Emre. "dedim. Sonuçta Mert onun arkadaşı, Filiz de sevgilisi. Aralarının bozulması istemem.
Filiz umursamazca tabağına birşeyler koyarken bana döndü.
" Ekmek? "dedi Filiz
Yanımdaki ekmek sepetini Filiz'e uzattım.
" Kepekli ekmek yok mu? "dedi
" Yok ama... "dedim
" Neyse boşver. "dedi ve iki dilim ekmek alıp yemeğe başladı.
Dua et misafirim yoksa o kafanı masaya sürte sürte kıvırcık çıkartır. O kıvılcımla da seni yakarım.
Menemeni afiyetle yerken Filiz bana seslendi.
" Nur çayım bitti doldur. "dedi
Ayağa kalkacakken Mert durdu.
" Otur Nur. Filiz kal kendi çayını koy. "dedi Mert sinirle.
" Ama Aşkım! "dedi dudaklarını büzerek.
" Filiz!! "dedi Mert bağırarak
Filiz ayağa kalkıp çayını doldurdu.
Kahvaltıyı yapıp sofrayı topladık. Bulaşıkları sudan geçirip makineye dizdim. Makinayı çalıştırıp salona gittim.
Mert ve Filiz tekli koltuklarda, Emre ise iki koltukta oturuyorlar.
Emre yanına oturdum.
"Film izleyelim mi? "dedi Emre
" Olur. Hangi filmler var.? "dedim
" Ateş de odası film dolu. O gelmeden birini alalım. "dedi Emre sinsice.
" Kimse benim filmlerime dokunamaz.."dedi.
Arkamıza döndük.
"Ateş! "dedik aynı anda.
" Sen ne zaman geldin.? "dedik yine aynı anda. Birbirimize döndük. Gülmemek için kendimizi sıkıyorduk. Ben gülmeye başladım. Peşimden herkes gülmeye başladı. Kahkalarla atmaya başladık.