Bölüm 5: Kurallar

2357 Kelimeler
Odama girdim, dolabı açıp ne giyeceğimi düşünmeye başladım. Askılıkta sıfır kollu, belinde kahverengi kemeri olan bir kot elbise alıp giydim. Saçımı topuz yapıp odamdan çıktım. Can'la kahvaltı yapıp evden çıktık. Ben okuluma o da sevgilisinin yanına gitti. Arabayı park edip okula girdim. Koridorun başında konuşan Zeynep ve Elif'i görünce yanlarına doğru ilerledim. "Günaydın kızlar. " dedim ve sınıfa girdik. Yerimize oturunca zil çaldı. Sınıfın kapısı gürültüyle açıldı ve biri yere düştü. Zeynep'e döndüm. " Ne oluyor? Kim bu yere düşen.?" dedim. Zeynep boşver anlamında elini sallayıp, umursamazca konuştu. "Edebiyat Öğretmeni Sakar Meryem. "dedi gülerek. Zeyneb'e çok sinirlenmiştim. Sınıfa döndüm, onları da Zeynep den aşağı kalır yanı yok. Hepsi gülerek Meryem Hocaya bakıyor. Ayağa kalktım , hocanın yanına gidip elimi uzattım. Elimdeki tozları sildi elimi tutup ayağa kalktı. " Teşekkür ederim. - üstündeki tozları temizlerken konuşmaya devam etti. - Sen yeni öğrencisin galiba. "dedi Elimi uzatıp kendimi tanıttım. "Evet ben Nur Asaf." dedim. Meryem hoca üstündeki tozu silmeye çalışsada çıkmadı. "Lavobaya gitsem iyi olacak. "dedi ve sınıfa döndü. " Birazdan geleceğim. Sessizce bekleyin. " dedi ve dışarı çıktı. Hocanın çıkmasıyla sınıf 'ın gülmesi daha da artı. " Yeter.!!!" dedim bağırarak. Herkes susmuş bana bakıyorlardı. "Neden bağırdın Nur? " dedi Zeynep " Neden mi? Birde soruyor musunuz! Düşen birine elinizi uzatmak yerine gülüyorsunuz. Siz, diğer sınıflar tarafından itilip kakılırken elinizden tuttum. Bunun için miydi? Sizde diğer sınıflar gibisiniz. Düşene ancak gülersiniz. Yazıklar olsun. Ben sizin için tüm okulu karşıma aldım. " dedi Sınıftakilerin bazıları özür dilerken Elif ayağa kalktı. " Tüm okulu karşına mı aldın! Güldürme beni, Amerika'da yaşadığın olay yüzünden vicdan azabı çekiyorsun. Vicdanını bize yardım ederek rahatlatmaya çalışıyorsun.."dedi. Sustum, Ne zaman bu olayı duysam kalbim sıkışıyor. Elif 'in söyledikleri doğru muydu? Ben bütün bunları vicdanımı rahatlatmak için mi yapıyordum. Konumuna dokunan elle ürktüm. "Hadi canım hoca geldi. "dedi Zeynep. Kolumdan tutup sırama götürdü. Sırama oturup başımı sıraya yasladım. Ne kadar öyle durdum hatırlamıyordum. Kendimi boşlukta hissettim. Hocanın içeri girdiğini bile fark etmedim. Galiba Elif haklıydı. Ben sadece vicdanımı rahatlatmak için yardım ediyorum. Of! Kafam çok karışık. Ellerimle başıma masaj yapmaya başladım. "Özür dilerim Nur. " dedi Zeynep " Özür dinlemeniz gereken kişi, ben değilim Meryem Hoca. " dedim kızgın bir sesle. Zeynep ayağa kalktı. Tüm sınıfın gözleri Zeynep'e döndü. " Birşey mi oldu Zeynep? " dedi Meryem hoca. " Özür dilemek istiyorum.-Bana dönüp konuştu. - Düşen birine gülmek yerine elimizi uzatmalıydık. " dedi Zeynep . Arkasından Elif ve birkaç kişi dışında herkes özür diledi. Meryem Hoca tebessümle Özürleri kabul edip dersi anlatmaya devam etti. Sınıfa göz gezdirdim. Onların mutlu olması beni de mutlu ediyordu. Elif ne derse desin ben sadece vicdanımı rahatlatmak için yardım etmiyordum. Yine de Elif'in söyledikleri aklımın bir köşesindeydi. Öğlen zili çalmasıyla kantine indik. Ben ve Zeynep, tost ayran alırken Elif diyet bisküvi ve kola aldı. Nedense Elif 'e alışamadım. Beni rahatsız eden birşey var. İster ön yargı değin ister ön sezi bu kızda birşeyler vardı. Neyse yakında kokusu çıkar. Herzamanki Yerimize oturup tostlarımızı yemeğe başladık. Kantine önce Mert ardından Emre ve Ateş girdi. Her zamanki masalarına otururdular. Gözleri onların üzerinden çekip kantinde gezdirdim. Kantinin girişinde Özgür, elinde gitarla bize yaklaştı. "Sen gitar mı çalıyorsun?"dedim ama o beni durmuyordu. Gözlerini dikmiş bir yere bakıyordu. Gözlerini takip ettiğimde Emre 'nin yanındaki kıza bakıyordu.. Önüme dönüp Özgür' ü dürtüm. "Sana diyorum daldın gittin. Hem o kız kim? " dedim. " O mu?Ebru. Emre'nin kuzeni. "dedi dalgın dalgın.. Kıza döndüğümde onun gözleri de Özür'deydi. Ebru da Özgürce birşeyler hissediyor, gözlerinden belli. Heyecanla Özür'e döndüm. " Seviyor musun? "dedim. Özgür hüzünlü gözlerle Ebru'ya bakıp bana döndü. " Sevsem ne olur? Bizim bir şansımız olamaz. " dedi. " Neden? Sen kızı seviyorsun. Gözlerinden anladım o da seni seviyor. Aranızdaki engel ne? " " Kurallar "dedi Özgür umutsuzca. " Kurallar mı? " dedim " Bu okulun kurallarından biri sınıflar arasında aşk yasaktır. " dedi Zeynep " Çok saçma "dedim sinirle. Özgür de başını salladı. Özgür 'ün gitarını alıp kucağına bıraktım. " Saklımdasım şarkısını biliyor musun? " dedim. Özgür de başını salladı. Ayağa kalkıp kantini ortasına ilerledim. " Arkadaşlar, öğle teneffüs de küçük bir konsere hazır mısınız.! " Sandelyemi Özgür' ün yanına çekip oturdum. Emrelerin masalarına baktım. Ebru gözü kırpmadan Özür'e bakıyor. " Bu şarkı özel birine. " dedim ve başlaması için Özgür'e işaret verdim. Yürüyorum ey yar, insanların arasında. Kimi yorgun kimi dökük, kanar sabır yarasında Özlüyorum seni, zamanla barışamadım. Geçip gidiyor, ömrüm günlere doyamadım. Ucum yok, bucağım yok. Saklımdasın ey yar haberin yok. Yıllar geçti, sönmedi ateş. Yanıyorum ey yar haberin yok. Şarkı bittiğinde tüm kantin alkışlarken Önce Mert ardından Ateş sinirle kantinden çıktılar. Emre 'ye baktığımda yerinde oturuyordu. Gözlerimiz birleştiğinde sırıtarak bana baktı. Zil çalmasıyla kantinden çıktık. Ders beden eğitimiydi. Spor salonuna girip soyunma kabinlerine gittim. Dolabımdan pembe tişörtümü siyah taytı ve pembe spor ayakkabımı giyip dışarı çıktım. Spor salonuna girdiğimde şaşırdım. Saate baktım, ders başlayalı on dakika oldu ama spor salonu boştu. Bu işte bir gariplik var. Arkamı döndüğümde ikinci şoku yaşadım. Ateş, Emre ve Mert karşımda dikiliyorlar. Spor salonunda Ben ve üç silahşör karşı karşıya. Mert alayla beni süzdü ve igrenircesine konuştu. " Hadi yeni kız, ellerini açıp boş salonu gösterdi. bak burada kimse yok. Döküntüleri sınıfına benim ilgimi çekmek için gittin ve başkan oldun. " Arkasından Emre öne çıkıp konuştu. " Mert yanılıyorsun bence. Nur benim ilgimi çekmek için yaptı. Eliyle saçını düzeltip gömleğinin yakasını düzelti. Aranızda en yakışıklı benim." Gözlerimi Emre ve Mert den çekip Ateş'e döndüm. "Sen ne diyorsun. Senin için gittiğimi düşünmüyor musun? " Omuz silkip konuştu. " Umrumda değilsin. Sevgilisi olan birine ilgi duymam. Hem otopark taki Çocuk üç erkekle başbaşa olduğunu duyunca ne olur? " dedi Ateş'in söylediklerini umursamadan derin bir nefes aldım ve konuşmaya başladım . " Tamam açıklayacağım. " dedim. Mert, Emre ve Ateş şaşkın gözlerle bana bakıyorlardı. " Ben Aşık oldum. " dedim " Kime? " bunu söylen beni umursayan Ateş ti. " Ben üçünüze de aşık oldum." dedim "Aşkım? " spor salonunda yankılan ses ile arkama döndüm. " Can? " Bakışlarım Can ve üç silahşör arasında gidip geliyor. Başım büyük belada. Hızla Can'ın yanına ilerledim. " Sen yine neyin peşindesin. '' dedi Can sinirle. "Can güven bana. Ben ne yaptığımı biliyorum." dedim Can ilk başta itiraz etsede bana güvenmeyi seçti. "Sen niye geldin? "dedim ve arkamdaki üçlüye baktım. Dışarıya çıkıyorlardı. Can 'a konuşmasıyla önüme döndüm . " İşim erken bitti, kızları ben alayım istersen. Hem bavullar senin arabana sığmaz. "dedi " Tamam, ben bir Zeynep' le konuşayım. "dedim. Ama etrafta öğrenci yoktu. Nerde bu sınıf. Can'la spor salonundan çıkarken Zeynep koşa koşa yanımıza geldi. " Nerdesin sen Nur! Toplantı varmış, tüm dersler iptal. "dedi Zeynep nefes nefese. " Tamam canım, bak bu arkadaşım Can. " dedim. Can ve Zeynep tanıştılar. Aklım halâ üç silahşör de. Can'a döndüm. " Can, Zeynep ve Gül'ü sen eve götürürsün.Benim önemli bir işim çıktı. Anahtar sende var zaten. "dedim ve koşarak soyunma kabine girdim.. Çıkardığım elbisemi geri giydim. Saçımın topuzunu açtım Elimle düzeltip açık bıraktım. Çantamı alıp dışarı çıktım. Otoparka girdiğimde Mert ve Ateş çoktan arabasına binip gittiler. Emre arabasına yeni biniyordu. Hızla koşup Emre'nin arabasına bindim. "Nereye gidiyoruz. " dedim gülümseyerek. " Küçük kızlara göre bir yer değil. " dedi alayla. Kollarımı göğsümde bağlayıp koltuğa yaslandım. " Bu küçük kız gelmek istiyor. " dedim kararlı bir ses tonuyla. " Beladan başka birşey değilsin. " dedi sitemle. Ve arabayı çalıştırdı. Emre arabayı durdurup bana döndü. " Geldik küçük kız. "dedi Camdan dışarı baktım. " Bar mı? "dedim şaşkınlıkla " Korktun mu küçük kız? " dedi alayla. " Hayır tabiki. "dedim ve arabadan indim. Peşimden Emre de inip yanıma geldi. Elini omuzuma atıp içeri sürüklemeye başladı. Engellemeye çalışsam da dinlemedi. Pes edip beni sürüklemesine izin verdim. İçeri girdiğimde beklediğim gibi kötü bir yer değildi. Hatta çok kaliteli bir yere benziyordu. Etrafı izlemeyi bırakıp Emre'yi takip ettim. Gittiğimiz masada Mert ve Ateş vardı. Etrafı kızlarla çevrilmiş. Emre ve beni görünce şaşırdılar. Tek boş olan yere de Emre oturdu. Bana yer kalmadı. Mert, Ateş ve Emre tartışmaya başladı. Beni burada istemedikleri belli. Oturacak sandalye bulmak için etrafa bakmaya başladım. Karşı masada boş bir sandalye görünce, masaya doğru ilerledim. "Sandalye boş mu? "dedim " Boş güzelim,buyur otur. "dedi sırıtarak. " Saoğ kardeş, yoksa bu hamile halimle ayakta kalacaktım. Dedim ciddiyetle. "Aaa sen yorulma abla, ben istediğin yere kadar taşırım. " dedi mahcubiyetle. Adama bak sen, demin güzelim diyordu,şimdi abla mı olduk. " Zahmet olmasın. "dedim gülmemek için kendimi zor tutuyorum. " Ne zahmeti, benim eşimde hamile. Biraz tartıştık,kafa dağıtmak için buraya geldim. "dedi hüzünle Şuna bak kafa dağıtmaya gelmiş. Ulan dua et eşine ve Çocuğuna, yoksa kafanı öyle bir dağıtırdım ki, kimse toplamaz. "Aaa! Olmaz öyle şey. Şimdi eşini en sevdiği tatlı ve çiçeği alıp eve gidiyorsun. Eşin karnında ikinizin canını taşıyor. Biraz altan al. "dedim samimiyetle " Sağol ablam, seni de ayakta tuttum. Hangi masaya bırakayım. " dedi. Emrelerin masalarını gösterdim. Onlar da tartışmayı bırak bizi izliyorlar. " Şu masaya bırak. "dedim ve beraber masaya ilerledik. Sandalyeyi masaya bıraktı. Bende hamile rolüne devam ettim. Elimi karnıma koyup yavaşca sandalyeye oturdum. Masada ki şaşkın gözleri umursamadan adama elimi uzattım. "Bu arada ben Nur. "dedim Adam elini uzattı. " Ben de Kemal. Eşinizle de tanışmak isterim. Sizin gibi biri tatlı bir kızı bulduğu için çok şanslı "dedi ve masaya baktı. " Eşim... " dedim ve masadakilere bakmaya başladım. Şimdi hangisini söyleyeceğim. " Benim eşim... "diyecekken " Benim "dedi. Bunu söyleyen Ateşdi. Kemal Abi Ateş'e elini uzattı. " Demek şanslı baba ve eş sensin. " dedi. Ateş kollarını omuzuma koydu. " Evet o şanslı baba ve eş benim."dedi. Kemal Abiyle tanıştıktan sonra izin isteyip kalktı. Kemal abi gidince tüm gözler bana döndü. "Ne var adam bana sarkınca, hamile yalanını söyledim. Sonra adam vicdan yapıp sandelyemi buraya kadar taşıdı. " dedim tek nefeste. Ateş ve Emre gülerken Mert kızgın gözlerle bakıyordu. " Sen neden buradasın? "dedi Mert sinirle. " Okul kuralları hakkında konuşmak için. "dedim " Okul kuralları mı? " dedi Emre " Tek bir kural var. Sınıflar arası aşk yasak "dedi Ateş " Bu kuralı kaldıramaz mı? "dedim sevimlice. Önce tatlı dil olmazsa kaba kuvvet. " Hayır. "dedi Mert sert bir ses tonuyla. " Neden bu kuralı kaldırmak istiyorsun? " dedi Ateş şüpheyle. Şimdi ne yapacağım. Gerçeği söylersem. Emre Özgür'e birşey yaparsa . Of!!! En iyisi başka bir yol bulmak " Peki, bu kuralı kaldırma karşılığında, ne istiyorsunuz? " " Alaaddin'in cini gibi mi? "dedi Emre heyecanla. Kollarımı önümde birleştirdim. "Dile benden ne dilersen sahip." dedim. Emre elini çenesine koyup düşündü. "Eee benim herşeyim var. "dedi Emre " Tamam o zaman şöyle bir teklifim var. " ayağa kalkıp kendi etrafımda döndüm. " Benim gibi güzel ve becerikli bir hizmetçi ne dersiniz? " "Kabul. "dedi Emre heyecanla. Mert ve Ateş'e döndüm. " Bu çok saçma. "dedi Mert " Bence de. " dedi Ateş " Peki o zaman, sadece teklifimi Emre kabul ettiği için Döküntüler sınıfı ve Brujuvalar Sınıfı arasındaki ilişki yasağı kaldırılmıştır. "dedim ve elimi Emre'ye uzattım. " İlişki yasağı bu iki sınıf için kaldırılmıştır. " dedi ve elimi sıktı. Telefonun çalmasıyla, çantamı açıp telefonumun ekrana baktım. Oha! Saat bir olmuş. Can beni öldürecek. Şimdi Can'ın azarını çekemem. Mesaj atmaya karar verdim. GÖNDERİLEN :CANCAN İşim uzun sürdü, birazdan evde olurum. Yazıp yolladım. Çantamı toplayıp ayağa kalktım. "Herşey için teşekkür ederim. Okulda görüşürüz. "dedim Arkamı döndüğümde birine çarptım. " Dikkat etsene bücür. " dedi sarışın varlık. Dua et sarışın ve mavi gözlere zaafım var. Yoksa çoktan dalmıştım sana. Ben sarışın varlığa hayran hayran bakarken kolumda bir el hissettim. " Nur iyi misin? "dedi Mert telaşla. " Ooo! Mert Demirkan "dedi sarışın varlık alayla. " Akşam akşam belanı benden bulma Yağız." dedi bağırarak. Mert'in bağırmasıyla, ürküp bir adım geri gittim. "Yapma Demirkan, sevgilini korkutuyorsun. "dedi Yağız alayla. Sinirle Yağız denen sarı varlığın önüne dikildim. " Sarı çocuk, dua et sarışınlara zaafım var. Olay çıkmadan git. " dedim "Gitmiyorum bücür. Ne yapacaksın bakalım.? " dedi Yağız "Saçlarını yolar kendime kaynak yaparım gözlerinden de kolye. "dedim. Etrafa baktım, Masadaki şişeyi alıp kafasına geçirdim. " Yada kafanda sirtaki yaparım. "dedim. Yağız yere yıkılırken, arkadaşları bize doğru gelmeye başladı. Mert Emre ve Ateş 'e döndü. " Burası sizde,ben Nur' u götürüyorum. "dedi ve elimden tutup beni dışarı çıkardı. Mert'le el ele sokakta koşuyorduk. Hani filmlerde ağır çekim koşarlar, saçları uçuşur ya. İşte bizim ki öyle olmadı. İlk dakikada yere kapaklandım. Mert elimi tuttup beni ayağa kaldırdı. Üstümdeki tozları eliyle siliyordu. "Çocuk gibisin. "dedi gülerek. Etrafıma baktığımda sahile gelmiştik. Denizi göstererek konuştum. " Sen de çok romantiksin. "dedim ve banka oturduk. "O sarı çocuk yani Yağız kim?" dedim "Yağız bizim okulun karşısındaki Yaşam Koleji 'nin öğrencisi. Aramızda bitmeyen bir rekabet var.''dedi "Yaşam Koleji mi? " dedim. " Evet bizi taklit etmeyi severler. "dedi sinirle Mert' in elini tutup konuştum. " Aranızda özel bir husumet var sanırım. " dedim sorarcasına. " Boşver. "dedi ve ayağa kalktı. Sahilde yanyana yürürken ilerde bir takı tezgahı gördüm. Koşarak tezgahın önüne geldim. Ortasında yeşil taş ve etrafı pırlantalarla çevrili bir yüzük dikkatimi çekti. Parmağıma taktıkmaya çalıştım ama olmadı. Satıcı kadına döndüm " Bu yüzün daha büyüğü yok mu? "dedim " Malasef elimde sadece bu kaldı. " dedi " Peki teşekkürler."dedim . Sahte de olsa çok beğenmiştim. Mert'e döndüğümde, elindeki kolyeyi bana uzattı. " Al" dedi Mert "Çok kibarsın. "dedim Arkamı dönüp saçlarımı topladım. " Ne yapıyorsun Nur. " dedi Mert. Öküz vallahi, Allah'ım herkese insan bana niye öküz düşüyor. Adaletin bu mu dünya! Arkamı dönmeden konuştum. " Sırtım kaşınıyorda, bir kaşı diyecektim. Töbe töbe neden olacak kolyeyi takmak için arkamı döndüm Mert. " dedim Sinirle Boynuma değen sıcak elle irkildim.Önüme dönüp Kolyeme baktım. Çok güzel bir melek kolyesiydi. Bu öküzden beklenmeyecek birşeydi. " Yürü ilerden bir taksi çevirip seni eve bırayım. " dedi ve ilerledi. O kadar hızlı yürüyor yetişmek imkansızdı. Onun bir adımı benim üç adımdı. Adamdaki bacak zürafa da bile yok. Başı öküz altı zürafa. Bundan sonra Mert'e öküzüraf diyeceğim. Hızla yanına koşup elini tuttum. Mert önce elimize sonra bana döndü. "Elim üşüyor ve çok hızlı yürüyorsun." dedim ve omuz silktim. Üstündeki ceketi çıkarıp bana giydirdi. Kolunu omuzuma atıp beni kendine çekti. "Böyle daha iyi "dedi gülerek. Beraber sahilde yan yana yürüdük. Mert 'le yürürken bir anda durdu. Hızla bana döndü. " Olmaz. Yapamam bir daha güvenemem. " dedi ve arkasına dönüp bir taksi durdu. Kolumdan tutup taksiye bindirdi. " Meleğim, olmanı istemiyorum. "dedi ve taksinin kapısını kapattı.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE