Eda Göğsüm heyecandan inip kalkıyordu. Kalbim kaburgalarımı zorlasa dışarı çıkıp, kuş misali gökyüzünde süzülecek. Her nefeste biraz daha hızlanıyordu zavallı kalbim. Dizlerim de hafif bir titreme vardı; yerimde sabit duramıyorum. Ama içimde bir şeyler kopuyordu, cesaretimi kaybetmek üzereydim. Hayır, vazgeçemem. Hakan’a ilk kez karşı çıkıyorum. Bu anın geri dönüşü olmadığını ikimizde farkındaydık. Ya savaşa girmeden mağlup olacaktım ya da elimden geleni yapıp ilk defa kendim için savaşacaktım. Bu sefer susup içime kapanmayacağım, ikincisini seçtim. Eteğim de ne varsa, bütün taşları önüne döktüm. Ne aptalmışım, beni görsün diye çırpındım da ne oldu? Gün be gün, yok oluşumu izledim gözlerinde. Herşeyeden çok bu canımı acıttı. Belki de evliliğimizi bu noktaya getiren bendim. Öyle ya, on

