Eda Yatağıma uzanmış, tavana dalmıştım. Tavanın beyazı gözlerimin önünde yavaş yavaş bulanıklaşıyordu ki, dışarıdan gelen bir araba sesi sessizliği yarıp geçti. Başımı kaldırdım. Bir an dinledim. Sonra içime düşen tanıdık huzursuzlukla doğrulup cama gittim. Perdeyi araladığımda, Hakan’ın arabasının bahçeden çıkıp sokağa doğru uzaklaştığını gördüm. Arka lambaları, karanlığın içinde iki küçük kırmızı nokta gibi giderek küçülüyor, sonra gecenin içine karışıp kayboluyordu. Kaşlarım istemsizce çatıldı. “Gece gece nereye gidiyor ki?” Elim otomatik olarak komodinin üzerindeki telefona gitti. Ekranı açtım. Rehberde Hakan’ın ismi parlıyordu. Arama tuşuna basmak üzereydim ki, akşam yemeğinde söyledikleri zihnimde yeniden yankılandı. Ailem hakkında söyledikleri… Çok ağırdı, o küçümsemeler, soğuk

