Tamam

1266 Kelimeler
Telefon titreştiğinde Akın zaten uykudan vazgeçmişti. Yatağın kenarında oturuyordu. Ceketi sandalyenin arkasına asılıydı, ayakkabıları kapının önünde, olduğu yerde duruyordu. Işığı kapatmamıştı. Gecenin onunla işi bitmemişti çünkü. O odada bir bekleyiş vardı; sessiz ama ağır, bastıran bir şey. Ekran yandı. Ayla. Tek kelime. “Tamam.” Mesajı bir kez okudu. Sonra bir kez daha. Sonra ekranı kapattı. Nefesini tuttu. Uzun. Derin. Göğsü hafifçe titredi. “Lan…” dedi kendi kendine. Bu bir sevinç patlaması değildi. Daha çok, yıllardır içeride tutulmuş bir şeyin yerinden oynaması gibiydi. Yer değiştirince can yakan ama aynı anda rahatlatan bir hareket. Sanki vücudu alıştığı bir acıyı bırakıyor, yerine bilinmeyen bir boşluk alıyordu. Yatağa uzandı ama gözlerini kapatamadı. Aylanın sessizliği geldi aklına. Kaçmayışı. Geri çekilmemesi. Ve o tek kelime. Tamam. Sabaha kadar uyumadı. Bir ara gözlerini kapadı, rüyanın kıyısına değdi ama geri sıçradı. Elini yüzüne sürdü, saçlarını geriye itti. Zihni durmuş gibiydi ama kalbi durmuyordu. Gün ağarmadan kalktı. Duş aldı ama suyun sıcaklığını fark etmedi. Gömleğini giyerken elleri sakindi; kalbi değildi. Aynada kendine baktı. Bu adam… Yıllardır gizli sevmişti. Gizli saklamıştı. Sevdiğini, düzen uğruna susturmuştu. Ve şimdi… Bir mesaj, kapıyı aralamıştı. Daha fazla beklemedi. Ayla mesajı attıktan sonra telefonu ters çevirmişti. Yatağa uzandı. Tavanı izledi. İçinde tuhaf bir sakinlik vardı. Nereden geldiğini bilmiyordu ama gerçekti. Karar vermek yorucuydu; belirsizlik daha yorucuymuş, bunu şimdi anlıyordu. Uyudu mu? Hayır. Ama ilk kez, zihni suskunlaşmıştı. Zil çaldığında uyanıktı zaten. Kapıya yürüdü. Dürbünden baktı. Akın. Kapıyı açtı. Akın kapının önünde duruyordu. Erken saatlere yakışmayan bir kararlılıkla. Gözleri netti. Uykusuzluk yüzündeydi ama dağınık değildi. Bir an sustular. O an, ikisinin de geri dönüşü yoktu. “Hazırsan,” dedi Akın. “Gidiyoruz o zaman.” Emir değildi. Pazarlık da değildi. Ayla kısa bir gülüş bıraktı. “Bu kadar mı?” dedi. “Hiç mi dramatik değilsin?” Akın omuz silkti. “Yıllardır dramatik yaşadım,” dedi. “Bugün sade.” Ayla bir adım attı ama durdu. “Bir dakika.” Ayla derin bir nefes aldı. Sanki içindekileri toparlamak için değil, geri dönmemek için. “Öyle şartsız geleceğimi düşünmedin herhalde,” dedi. “Sen beni yıllardır seviyor olabilirsin. Uzaktan izlemiş, korumuş olabilirsin. Belki hayatım hakkında benden fazla şey biliyorsundur.” Kısa bir duraksama verdi. “Ama ben seni tanımıyorum, Akın.” Adını ilk kez böyle, çıplak söylemesi havayı değiştirdi. “Ben seni sadece patronum olarak tanıyorum. Şirkette… birkaç aydır. Güçlü, mesafeli, herkesin önünü iliklediği biri olarak.” Dudaklarını birbirine bastırdı. “Tamam, yıllar önce sana bir bardak su verdim. Hatırlıyorum. Ama sadece bu.” Akın bir şey söylemek için ağzını açtı ama Ayla elini kaldırdı. “Bitirmedim.” Gözleri kararlıydı. “Evinize gelirim,” dedi. “Yanında olurum. Nikahına da girerim.” Bu kelimeyi söylerken sesi hafifçe kısıldı ama geri adım atmadı. “Ama şartlarım var.” Akının yüzünde bir şey kıpırdadı. Mutluluktu bu. O kadar saf, o kadar filtresizdi ki Ayla fark etti ama anlamlandırmadı. Ayla devam etti: “Birincisi: Odalar ayrı olacak.” “Karı–koca ilişkisi olmayacak. Fiziksel olarak da, ruhsal olarak da bana baskı yok.” “İkincisi: Bu bir süreç olacak. Sen bana alışacaksın, ben sana. Birbirimizi tanıyacağız. Acele yok.” “Üçüncüsü: Beni hiçbir şeye zorlamayacaksın. Ne duygusal olarak, ne fiziksel olarak, ne de ‘benim dünyam böyle’ diyerek.” “Dördüncüsü: Çalışmaya devam edeceğim. Hayatımı bırakmayacağım. Kimliğimi senin gölgende eritmene izin vermem.” “Ve son olarak…” Bir an durdu. Bu en zoruydu. “Bu düzen, sadece senin kurallarınla yürümeyecek. Benim de sözüm olacak.” Sustu. Sanki bir sözleşme masaya konmuştu. Maddeler netti. Geri dönüşsüzdü. Akının yüzüne baktı. Bir itiraz, bir pazarlık aradı.Bulamadı.Çünkü Akın onu dinlerken maddeleri değil, tek bir cümleyi duymuştu: Yanımda olacak. Gülümsedi. Yıllardır yüzüne uğramayan bir gülümsemeydi bu. “Tamam,” dedi. Ayla kaşlarını çattı. “Hangisi tamam?” “Hepsi,” dedi Akın. “Her şey senin istediğin gibi olacak.” Ayla hâlâ temkinliydi. “Gerçekten mi?” Akın başını salladı. “Yeter ki,” dedi, “yanımda ol.” O an Ayla anladı: Bu adam, şartları değil, sonucu dinlemişti. Ayla içeri döndü. Küçük bir bavul çıkardı. İki–üç gün yetecek kıyafet. En gerekli eşyalar. Fazlasına dokunmadı. “Kalanını sonra alırım,” dedi. Akın itiraz etmedi. Şehrin gürültüsünden uzak, elit bir yerleşimde durdu araba. Büyük bir bahçenin içindeki üç katlı ev, gösterişli olmaktan çok ağırbaşlıydı. Kendini kanıtlamaya ihtiyacı olmayan şeyler gibi. Ayla arabadan indiğinde ilk hissettiği şey sessizlikti. Akın kapıyı kendi açtı. “Hazırsan,” dedi. Zorlamadı. Bekledi. Ayla başını salladı ve içeri adım attı. Ayakkabılarını çıkarırken duraksadı. Bu detay onu şaşırtmıştı. Akının evinde halı vardı. Gerçek halı. Yaşanmışlık hissi veren. Akın bunu fark etti. “Burada herkes ayakkabısını çıkarır,” dedi. “Ben de.” Bu küçük cümle Aylayı tuhaf biçimde rahatlattı. Salona girdiğinde ilk fark ettiği şey sessizlik oldu. Gösterişli ama bağırmayan bir evdi burası. Her şey yerli yerindeydi; sanki biri gelirse diye değil, biri zaten varmış gibi düzenlenmişti. Alt kat genişti. Mutfak, misafirler için bir tuvalet, salon ve yemek alanı birbirine akıyordu. Salon genişti; duvar boyunca uzanan bir kütüphane, raflarda düzenli dizilmiş kitaplar… “Bu kadar kitap beklemiyordum,” dedi. Akın omuz silkti. “İnsan konuşmadığında, okur.” Bu cümle Aylanın içinde bir yere dokundu. Karşısında büyük bir şömine. Önünde, şömineye yakın iki rahat okuma koltuğu. Arka tarafta havuz görünüyordu. Camlar büyüktü; pastel renkli duvarlar ışığı tutuyordu. Yer yer serilen halılar mekana sıcaklık katıyordu. Ayla fark etmeden yavaşladı. İkinci katta üç misafir odası ve büyük bir çalışma odası vardı. Düzenliydi ama kişisel. Birinin hayatı burada akıyordu. “Burası senin odan,” dedi Akın, hemen merdivenlerden çıktığında sağındaki kapıyı açarak.Ayla içeri adım attığında durdu.Oda… boş değildi. Ama fazla da değildi. Açık renk duvarlar, sade bir yatak, geniş bir masa, pencere önünde bir koltuk. Raflarda birkaç kitap. Bir lambader. Perdeler hafifti.“Bu…” Ayla yutkundu. “Hazır gibiydi.” Akın bir an sustu. Sonra dürüstçe: “Hazırdı,” dedi. “Ne zaman geleceğini bilmiyordum. Ama geleceğini biliyordum.” Ayla bir şey demedi. Odada dolaştı. Masaya dokundu. Pencereye yaklaştı. Bu oda bir misafir odası değildi. Uzun süre kalacak biri için düşünülmüştü. “İstersen değiştiririz,” dedi Akın hemen. “Her şeyi.” Ayla başını salladı. “Hayır. İyi.” Bu “iyi”, onun ağzından çıktığında gerçekti. Koridorda ilerlerken bir kadınla karşılaştılar. Orta yaşlarında, sakin bakışlı.“Bu Emine,” dedi Akın. “Evin düzeninden sorumlu.” Kadın hafifçe gülümsedi. “Hoş geldiniz,” dedi Ayla’ya. “Sizi bekliyorduk.” Bekliyorduk. Bu kelime Ayla’nın içinde yine bir şeyleri yerinden oynattı. Mutfaktan başka bir ses geldi. Genç bir adam başını uzattı.“Kahvaltı için hafif bir şeyler hazırlıyorum,” dedi. Sonra Ayla’ya döndü. “Bir isteğiniz var mı?”Ayla ne diyeceğini bilemedi. İlk kez bir yerde “isteği” soruluyordu. Akın araya girdi. “Alışana kadar zorlamayın,” dedi. Sonra Ayla’ya döndü: “Her şey sen söylemeden yapılmayacak.”Bu da bir sınırdı. Onu da fark etti Ayla. Çatı katına çıktıklarında Akın durdu.“Burası benim,” dedi.ayla tereddüt etti.dolaşmak istemedi.mahremiydi sonuçta.ama akının gözlerindeki hevesi görünce ses çıkarmadı.Çatı katı genişti. Büyük bir teras açılıyordu. Terasta küçük bir oturma grubu. Yatak odası ferah; giyinme odası, büyük bir banyo… İçinde kocaman bir jakuzi. Ayla bir an durdu. “Bu evi…” dedi, kelimeyi tartarak, “biriyle yaşayacakmış gibi yaptırmışsın.” Akın sustu. İçinden geçenleri söylemedi. Sen olsaydın, demedi. Her şeyi senin zevkine göre yaptım, demedi.Sadece baktı. Ayla sonunda salona geri döndü. Ayakta kaldı. “Ben…” dedi. “Bir süre etrafa alışmam gerekecek.” Akın başını salladı. “Zamanın var. Kimse seni izlemiyor.” Ayla içinden emin misin? diye geçirdi ama sormadı. O an anladı:Bu ev, Akın’ın dünyasıydı.Ve o dünya, ilk kez birine kapısını tamamen açmıştı.Ayla için bu bir güven daveti değildi henüz. Ama kesinlikle… Bir başlangıçtı.
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE