Göğsünde bir ağırlıkla uyandı o gün Gülfidan. Hani böyle her çalan kapıda, her çalan telefonda bir felaket haberi gelecek diye yüreği ağzında bekler ya bir insan öyle bir ağırlıktı. "Hayrolsun inşallah." dedi. Yatağın için de oturduğu yerde yüzünü sıvaladı, uyanmak, kendine gelmekti niyeti. Sonra derinden bir bebe mıkırdanması doldu kulağına. Öyle ya; dün gece vakti beklenen misafir gelmişti. Biraz daha oyalandı. Görmek istemediğinden değil de, nasıl davranması gerektiğini bilmediğindendi bu duralama. Elbet bu bebe kucak isteyecek, karnı açıkacak mama isteyecek, altının temizliği, uykusu paklanması derken her bişeyiyle ilgilenmesi gerekecekti. Şimdiden çekerse elini ayağını, dün gece ettiği beylik laflar nereye geder o vakit? Kendi değil miydi; "Benim analığımın özlüğünü, üveyliğini kimse

