Ankara, Gülfidan'ın düşündüğünden de büyük bir şehirdi. Öğretmenevi'nden çıkıp yemek yiyecekleri lokantaya gidene kadar Sanem'in kolundan ayrılmadı bu yüzden. Hele arabalar vızır vızır geçiyodu ya yanından; sanki hepiciği onun üzerine üzerine sürüyomuş gibi geliyordu. Restoranda 6 kişilik bir masaya oturdular. Boş sandalye birazdan dolacak ve babalarının ahbabı Memduh bey gelip onlara katılacaktı. Öğretmenevinden çıkmadan önce Arif telefon etmiş, öyle kararlaştırmışlardı. Memduh bey; siz yemeğinizi yiyin, ben çaya yetişirim dediğinden siparişlerini teker teker verdiler. Gülfidan'ın içi bi garipti o yüzden çorba istedi sadece. Sümbül sanki yol boyunca istifra eden o değilmiş gibi, ne var ne yok istemişti. Onun bu hallerini bilen kardeşler kıs kıs gülüyordu ama Gülfidan, şaşmış kalmıştı bu g

