10.bölüm( Kapanmayan Yaralar)

858 Kelimeler
Kapı kilitlendiğinde zaman durmuş gibiydi. Öpücük, geçmişin kırık parçalarını bir anlığına birleştirmişti. Ama sadece bir anlığına. Miray geri çekildi. Gözlerinde korkuyla umut arasında sıkışmış bir ışık vardı. — “Şimdi ne olacak?” diye fısıldadı. Efe, başını eğdi. Gözleri hâlâ onun dudaklarında, alnında, parmak uçlarındaydı. Ama kalbinde bir savaş vardı. — “Bilmiyorum… Keşke bilsem,” dedi. “Ama bir şey var… Artık saklayamam.” Miray’ın gözleri büyüdü. Efe, dolabın alt gözünden küçük, siyah bir çanta çıkardı. Fermuarını yavaşça açtı. İçinden eski bir fotoğraf ve kırık bir kolye çıktı. Miray gözlerine inanamadı. — “Bu… benim kolyem.” — “O gece... sen koşarken düştü. Sakladım. Hiç kimseye vermedim. Sadece bakıyordum. Unutmak için değil… hatırlamak için.” Miray’ın gözlerinden yaşlar süzüldü. Kolyeyi elleriyle kavradı. — “Ben hatırlamaya korktum. Sen… hep bildin.” Efe başını salladı. Gözleri karanlıktı ama içinden bir şey sızıyordu—pişmanlık mı, yoksa yılların yükü mü, ayırt edilemiyordu. — “O gece yalnız değildim, Miray. Bodrumda olan tek çocuk ben değildim.” Miray’ın yüreği yeniden sıkıştı. — “Kimdi?” — “Mert.” Miray bir adım geri attı. Damarlarındaki kan çekildi. — “Ne?!” Efe gözlerini yere indirdi. — “O gece onun ailesi de oradaydı. Ama biz saklandık. Onun sesiyle bulmuştum seni. O, seni uyarmıştı. Ama sonra... ortadan kayboldu.” Miray nefes alamadı bir an. — “O zaman… o da her şeyi biliyor.” Efe başını salladı. — “Biliyor. Ama anlatmadı. Çünkü… onun da kanı döküldü o gece.” Sessizlik. Keskin. Derin. Yaralayıcı. — “Ben yıllarca korkuyla yaşadım,” dedi Miray, sesi titreyerek. “Bir gecede çocukluğum, kimliğim, güvenim elimden alındı. Ve siz... sustunuz.” — “Seni korumak için sustuk.” — “Hayır,” dedi Miray, bir adım ileri atarak. “Beni susturmak için sustunuz. Hatırlamamamı istediniz.” Efe’nin gözleri bu kez doldu. — “Belki. Ama artık susturmayacağım. Sana her şeyi anlatacağım. Ve istersen beraber ortaya çıkaracağız.” --- 📌 SAHNE: MERT’İN EVİ – GECE Mert, balkonda oturuyordu. Elinde eski bir ses kayıt cihazı vardı. Parmağıyla ‘play’ tuşuna bastı. > “13 yıl önce. Saat 22:47. Çocuklar bodruma götürüldü. Kod adları: Zeytin, Lale, Kum. Emir verildi. Tanıklar yok edilecek…” Mert’in elleri titredi. Gözleri karanlığa baktı, sanki geçmişin içinden biri çıkıp karşısına dikilecekmiş gibi. Telefonu çaldı. Arayan Miray’dı. Açmadı. Bir mesaj geldi: > “Her şeyi biliyorum. Konuşmamız gerek. Şimdi.” --- 📌 SAHNE: BOŞ BİR OTOPARK – GECE YARISI Miray, kapüşonunu başına geçirmiş, köşede bekliyordu. Mert geldiğinde gözleri yorgun ama tetikteydi. — “Ne kadarını biliyorsun?” diye sordu Mert, yaklaşırken. — “Sadece bildiklerimi değil, hissettiklerimi de getirdim,” dedi Miray. Mert durdu. Derin bir nefes aldı. — “O gece… ben de bir çocuktum. Ama bana emir verildi, Miray. Babam içerideydi. Ve ben sadece itaat ettim.” Miray’ın kalbi tekrar kırıldı. — “Sen beni bile bile orada bıraktın.” — “Hayır! Seni korudum. Bir duvarın arkasına ittim. Efe seni buldu çünkü ben seslendim. Ama sonra kaçtım… çünkü ben... babamı öldürdüm.” Bu söz Miray’ı sersemletti. — “Ne diyorsun?” Mert, cebinden bir kağıt çıkardı. Üzerinde kanlı bir isim yazılıydı: İrfan K. – Emir İmzalayan — “Babam, emri verenlerden biriydi. Ama vicdan azabı çekmeye başlamıştı. Konuşmak istedi. Konuşamadan… o gece… ben…” Sustu. Gözleri doldu. — “O gece üç çocuktuk. Sen, ben ve Efe. Ama üçümüz de farklı yollar seçtik.” Miray, başını iki elinin arasına aldı. — “Bunu taşıyamam.” Mert yaklaştı. Ama Miray bir adım geri çekildi. — “Hayır. Artık kimseye güvenemem. Sadece kendime.” Telefonu açtı. Efe’yi aradı. — “Dosyayı bulduk,” dedi. “Yarın sabah basın toplantısı yapılacak binaya getiriyoruz. Gerçekler ortaya çıkmalı.” Efe sessizce dinledi. Sonra sadece bir kelime söyledi: — “Yanındayım.” --- 📌 SAHNE: ERTESİ SABAH – EFE’NİN ARACI Miray, ön koltukta oturuyordu. Gözleri camda, elleri dizlerinde kenetli. Efe, dosyayı çantasına yerleştirirken konuştu: — “Bu dosya sadece seni değil, devleti de sarsar. Emin misin?” Miray başını çevirdi. — “O çocuklar için. O gece orada kalıp hiç dönemeyenler için. Evet.” Efe ona baktı. Bu bakışta sevgi, korku, sadakat ve sessiz bir hayranlık vardı. — “Ne olursa olsun,” dedi, “ben senin yanındayım.” --- 📌 SAHNE: BASIN TOPLANTISI – GÜN ORTASI Gazeteciler, kameralar, flaşlar… Miray kürsüye yürüdü. Arkasında Efe. Mert ise kalabalığın dışında duruyordu, gölgelerden izliyordu. Miray mikrofonu eline aldı. Yutkundu. Gözlerini kapattı. — “Ben, 13 yıl önce bir bodrumda bırakıldım. Bugün oradan çıkıp buraya geldim. Elimde sadece bir dosya değil, bir ülkenin vicdanı var.” O an sessizlik oldu. — “Adalet, susturulduğu yerde başlar. Ve bugün, o suskunluğu yıkmaya geldik.” --- 📌 SAHNE: GECE – TEKRAR EFE’NİN EVİ Miray, koltuğun köşesine kıvrılmıştı. Efe, mutfaktan iki fincan çayla geldi. — “Her şey bitti mi?” diye sordu Miray. — “Hayır,” dedi Efe. “Ama bir şey başladı: Gerçek.” Miray, ona döndü. — “Sence hâlâ üç çocuktan geriye kalan biz miyiz?” Efe hafifçe güldü. Cevaplamadı. Yavaşça eğildi, alnına bir öpücük kondurdu. — “Artık üç çocuk değiliz. Üç savaşçıyız.” Kamera yavaşça uzaklaştı. Dışarıda gece vardı, ama Miray ilk defa sabaha güveniyordu
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE