10. Bölüm

1046 Kelimeler
Ne yapıyorsun sen? Asıl sen ne yapıyorsun? Ne işin var burada Devran Ağa?" “Ben Hejar'la konuşmak için konağa geldim. Ama senin de arabaya bindiğini gördüm. Hejar hızla gidince bir şey oldu sandım..." Devran Ağa'nın gözlerinde derin bir endişe vardı: “Çimen ve Şervan evleniyor. Hejar bir delilik etmesin diye geldim. Ama hızla çıkınca öğrendi mi diye merak ettim." **"Evet, öğrendi. O yüzden buradaydık." Devran Ağa başını iki yana salladı: “Hejar aptal! Çimen onu hak etmiyor zaten. Bunu ona defalarca kez söyledim ama inanmadı. Şimdi en yakın arkadaşıyla evleniyor." “Şervan Ağa bunu biliyor mu? Yani Çimen'le Hejar'ı..." “Evet, biliyor. Zaten aklımın almadığı şey, şervan'ın bunu nasıl yapabildiği." Devran Ağa aniden bana döndü, sesi yumuşak ama kararlıydı: “Ama sen neden intihar etmeye çalıştın? Bu yaptığın yanlış Hevi. Hadi gel..." Elini bana uzattı. *Neden yapıyordu bunu? Neden bana yardım ediyordu? Beni hiç tanımazken, niye hayatımı kurtarmaya çalışıyordu?* “Hejar aileme zarar verecek..." “Kimse ailene zarar veremez . Hem buradan atlarsan, en büyük zararı onlara sen vermiş olmaz mısın?" Gözlerime baktı: “Benim tanıdığın Hevi bunu yapmaz." “Sen beni nereden tanıyorsun Devran Ağa? Kim olduğumu bile bilmiyorsun!" “Biliyorum. Artık biliyorum,"** diyerek gülümsedi. **"Hadi gel, yapma." Gözlerimi kapattım. *Haklıydı.* Beni büyüten Serhat babama, Esme anneme, beni babamın elinden kurtaran anneme haksızlık olurdu. Hazar ne yapardı bensiz? Gözlerimi açtım. İleri doğru bir adım attığımda, ayağımın altındaki küçük taşlar yuvarlanıp uçurumdan aşağı düştü. Korkup irkilince ayağım kaydı, tam düşecekken Devran Ağa bileğimi tuttu. “Tutum seni bal gözlü kız!" Ona baktım. *Bana "bal gözlü kız" demişti.* **"Bir daha böyle söyleme!"** **"Ne?"** “Bal gözlü kız... Beni kurtardığın için sağ ol,"diyerek arkamı döndüm ve hızla yürümeye başladım. Çok hızlı yürüdüğüm için ve etrafta küçük taşlar olduğu için ayağımı burktum ve yere düştüm. O zaman da böyle kaçmıştı o bal gözlü küçük kız... **"Seni bulacağım demişti ona küçük erkek çocuğu , ve buldu seni bal gözlü kız!"** “Geç buldum ama sonunda buldum seni, bal gözlü kız."** --- Tam karşımda duran Devran Ağa'ya baktım ve uzattığı eline... Ona anlamaz gözlerle baktım. “Sekiz yıl önce karşıma küçük bir kız çıktı,"dedi yavaşça. Sanki gözleri geçmişe gitmişti .Bal gözlüydü, adı Havin'di. Kaşında küçük bir yara vardı. Ona elimi uzattım, düştüğü yerden kaldırdım. Sonra bal gözlü kız bana gülümseyerek teşekkür etti. Adını sorduğumda 'Havin' diyerek uzaklaştı. 'Seni bulacağım, bal gözlü kız' dedim."** Ona şaşkın bir şekilde baktım. “Sen...?" Devran Ağa gülümseyerek: “Buldum seni, bal gözlü kız."** Sonra yüzündeki gülümseme soldu: “Ama geç buldum seni..." Uzattığı elini tuttum ve ayağa kalktım. Devran Ağa gözlerime bakarak konuştu: “Seni ilk o akşam konakta gördüğümde gözlerini tanıdım. Ama beni yanlış anlarsın diye çekindim. Sonra Hejar'a adını sorduğumda 'Hevi' dedi. O akşam çok sevinmiştim. 'Sensin' diye... Ama Hejar 'Hevi' dediğinde, sen değilsin sandım." **"Niye beni aryordun ? Devran Ağa?"Diye sordum **"Belki bir gün öğrenirsin, bal gözlü kız. Hadi gidelim."** Ona anlamaz gözlerle baktım. Sonra onun arabasına bindik ve sessizce konağa geri döndük. “Teşekkür ederim, Devran Ağa. Sen olmasaydın belki bu gün kıyacaktım canıma. Sana bir can borcum var," diyerek arkamı döndüm ve konağa girdim. --- İçeri girer girmez Hazan Hanım öfkeyle karşımda durdu. "Oğlum yok ortada, sen nerde sürtersin bu saate kadar?" diyerek elini havaya kaldırdı, tokat atmak için. Ama ben ondan önce davranıp elini havada yakaladım. "Sakın Hazan Hanım, bana bir daha el kaldırma! Sen git, beni yol kenarına atıp sonrada arkasını dönüp giden oğluna hesap sor. Anladın mı? Neyin öfkesi bu, neyin kini? Ben abimin tek değil, senin kızının hayatı için de kendimi feda ettim. Ha, demiyorum minnet et, ama yeter artık!" diyerek yanından geçip yukarı, Kadir Ağa'nın odasına çıktım. Kadir Ağa bana merakla baktı. "Ağam, iznin olursa babamlara gidebilir miyim? Cemşit Abi beni çiftliğe götürebilir mi?" "Tabii kızım, hakkındır. Git hazırlan, ben de Cemşit’e söyleyeyim, seni götürsün." "Sağ ol ağam," diyerek odadan çıktım. Odaya gidip birkaç parça üst, el çantasına doldurdum, sonra hemen aşağı inip kapıda bekleyen Cemşit Abi'nin yanına gidip arabaya bindim. O da arabaya binince, araba çiftlik evine doğru yol aldı. Kafamdaki sorularla yol o kadar çabuk geçmişti ki... "Geldik Hevi Hanım." "Abi, bana hanım deme, ben sadece Hevi'yim. Sağ ol, sana da zahmet oldu." Cemşit Abi gülümseyerek, "Ne zahmeti kızım? Babana, annene selam et," dedi. Başımı sallayıp arabadan indim. Hava artık kararmaya yüz tutmuştu. Kafamda dönen cevapsız sorular, Hejar'ın öfkesi ve Dervan Ağa... Bu nasıl bir karmaşaydı? Öyle bir çukura düşmüştüm ki çıkmaya çalıştıkça daha da dibe batıyordum. Çiftlik evinin kapısında durdum, iki defa ahşap kapıyı çaldım. Serhat Babamlar çiftlik evine bakacaklardı. Bir yandan da sevinmiştim; babam tarlada çok yoruluyordu, en azından bu iş onun için iyi olmuştu. Ahşap kapı gıcırtıyla açıldı, karşımda Hazar duruyordu. Şaşırarak, "Abla!" dedi. Kollarımı açıp sarıldım. "Seni çok özledim paşam!" Hazar da bana sıkı sıkı sarıldı. "Geç içeri abla!" Beni karşılarında gören Esme Annem ve Serhat Babam heyecanla ayağa kalkıp, "Hevim, hoş geldin!" dediler. "Hasret kaldım," diyerek gülümsedim. "Sizi çok özledim." "Biz de seni çok özledik, gül goncağım." Kadife ahşap döşemeli köşeye gidip oturdum, annem de yanıma oturdu. Onlardan ayrı geçirdiğim günleri gidermek istercesine onlara her fırsatta sarılıyordum. Esme Annem'e annemden haberi olup olmadığını sordum, diclen'in durumunu sordum. Annem gülümseyerek bana baktı. "Zarife bacım iyi, o da bana seni soruyordu . müjdemi isterim Hevim? Hâlâ oluyorsun! dicle Hanım hamile." Sevinçle anneme baktım. "Ben halamı oluyorum?” "Hala oluyorsun Hevim. Geçen annen aradı, o söyledi. Şimdi geçtir, yarın akşam ararsın ananı." "Tamam," diyerek anneme tekrar sarıldım. "Sizi çok seviyorum, bunu hep bilin, olur mu?" "Biz de seni çok seviyoruz, gül goncam. Bu da nereden çıktı?" diyen Serhat Babam'ın yanına gidip oturdum. "Eğer bu dünyaya tekrar gelseydim ve ailemi seçme hakkım olsaydı, yine sizi seçerdim. Keşke ben senin gerçek kızın olsaydım." "Sen zaten benim kızımsın, deli kız," diyerek saçlarımı okşadı. Ona sıkı sıkı sarıldım, kokusunu içime çektim. "İyi ki sen benim babamsın. Ben çok şanslıyım. Bugün uçurum kenarında intihar etmeye nasıl kalkışmıştım Allah'ım, ben ne yapmıştım? Dervan Ağa olmasaydı atlayacaktım." Hazar gelip, "Abla, biraz da bana sarıl! Babamı çok özledin ama biz de seni çok özledik," dedi. Ona sarılıp saçlarını karıştırdım. "Benim paşam kıskandı mı?" Hazar gülerek, "Valla kıskandım," dedi. Ben de güldüm. Uzun zaman sonra tekrar bu kadar mutlu olmuştum ve keşke hiç gitmesem, hep birlikte kalsaydık. Tek korkum onlara bir sey olmasıydı . Onlar hep iyi olsunlar baska hiç bir şey istemezdim onları yüzümdeki koca gülümseme ile izledim …
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE