9. Bölüm

1763 Kelimeler
**Bir Ay Sonra...** Zaman, Penahi Konağı'nda zehir gibi akıyordu. Hazan Hanım'ın bana karşı öfkesi bir ay geçmesine rağmen dinmemiş, adeta her geçen gün daha da katmerlenmişti. Yatak odasında, Hazan Hanım'ın getirdiği süslü takıları ve siyah-sarı boncuk işlemeli yöresel kıyafeti burun kıvırarak inceledim. "Bunlara bir şey olursa seni mahvederim!" diye kızmıştı dün. "İstemiyorum" dediğimde ise o bildik alaycı gülüşünü takınmıştı: "Sen bunları hak etmiyorsun ama ne yazık ki Penahi adını taşımak zorundasın. Akşamki düğünde bunları takacaksın, anlaşıldı mı?" Kendi kıyafetimi giymeye karar verdim. Dolaptan babamın özel olarak diktirdiği zümrüt yeşili yöresel elbisemi çıkardım. Belime kadar inen dalgalı sarı saçlarımı tararken, annemin her sabah yaptığı gibi sürme çektim gözlerime. Çeneme çizdiğim yıldız deq ( dövme) ise genç kızlık isyanımın sessiz bir kanıtıydı. Aynada kendimi incelerken içim rahattı. Göğüs dekoltemin biraz açık olması dışında mükemmeldi. Zaten Hejar'ın ne giydiğimle ilgilendiği yoktu. Tam kapıdan çıkacakken arkamda beliren gölgeyle irkildim. Hejar, eşikte dimdik duruyordu. Sessizce baştan aşağı süzdü beni. Gözlerimiz bir an için kilitlendi. Sonra hiçbir şey söylemeden yanımdan sıyrılıp geçti. Salonda Kadir Ağa'nın gözleri ışıldadı: "Çok güzel olmuşsun Hevi kızım!" "Sağ olun Ağam." "Ağam ne kızım, ben senin babanım artık!" diye gülümsedi. Hazan Hanım'ın keskin sesi konuşmamızı kesti: "Sana verdiğim kıyafeti niye giymedin?" "Bu bana daha çok yakıştı Hazan Hanım." "Altınlarımızı küçük mü görüyorsun?" diye konuştu. Kadir Ağa araya girdi: "Bırak kızı Hazan. Bence bu kıyafet ona çok yakışmış." Hazan Hanım'ın dudakları tekrar aralndı ve : "Zaten layık değil. Haklısın, en iyisini yapmış." Kadir ağa hazan hanım ve miran ağa aynı araba ile giderken ben Eyşan ve Arjin ve hejar aynı arabada gittik . Cemal Kozan'ın konağına vardığımızda türküler yankılanıyordu. İçeri adımımızı atar atmaz bütün gözler üzerimizdeydi. Özellikle de siyah saçlı, esmer bir kadının keskin bakışlarını hep üstümde hissettim. Boş bir masaya oturdum. Hazan hanımlar yanıma oturmak istememisti hoş zaten bende şikayetçi değildim . Yanıma genç bir kız ilişti: "Hoş geldiniz. Ben gelinin kız kardeşiyim. Sizi ilk defa görüyorum." "Hoş bulduk. Ben de ilk kez geliyorum buraya." Tam kendimi tanıtacakken bir adam yaklaştı: "Zilan, baksana bir!" dedi. Göz göze geldiğimizde başımı öne eğdim. Gider gitmez masadan kalkıp o esmer kadının yanına gittim . "Merhaba," dedim gülümseyerek. "Birbirimizi tanıyor muyuz acaba?" Bütün vücudumu süzdükten sonra: "Ben seni tanıyorum da sen beni tanıyor musun bilmem," dedi. "Demek Hejar'ın karısı sensin." "Onu tanıyor musun?" "Hem de çok yakından," diye gülümsedi. "Ama aramıza biri girdi ve bizi ayırdı." Şaşkınlıkla irkildim: "Sen..." "Ben Çimen . Güzel kızsın. Hejar seviyor mu seni?" "Bak, bildiğin gibi değil. Biz mecbur kaldık. Abim ölecekti yoksa. Hejar'ın hiçbir suçu yok. O seni seviyor." "Zaten altı ay sonra boşanacağız. O zaman aranızda engel kalmaz." Çimen alaycı bir kahkaha attı: "Sen Hejar'dan daha aptalsın! İyi iki aptal bulmuşsunuz birbirinizi!" "Sen Hejar'ı sevmiyor musun?" "Ne sevmesi be! Ben evlenmiş boşanmış biriyle evlenir miyim? Hejar'ı gücü için seviyordum. Ama o seninle evlendi. Güzelmişsin. Kocana söyle, benden uzak dursun!" Arkamı dönüp giderken aklım allak bullak olmuştu. Tam peşinden gidecektim ki bir adama çarptım. "İyi misin?" diyen ses tanıdıktı. Devran Ağa'ydı bu. O bana şaşkın bir şekilde bakarken ben “ Kusura bakma," diyerek yoluma devam ettim. "Kapıya doğru adım attığımda, Çimen’in siyah elbisesiyle biraz ilerideki çınar ağacının altında durduğunu gördüm. Yanında biri vardı... Yaklaştıkça nefesim kesildi: Şervan dudaklarını onun yanağına bastırıyordu!" Bu nasıl olurdu ? Şok içinde geri çekildim. İçeri döndüğümde ellerim titriyordu. O genç kız yanıma gelip su getirdi. Tam teşekkür edecektim ki bir başkası merhaba Ben Cihan." "Diyerek elini uzattı .," ona baktım ama elini sıkmadan. "Biraz konuşalım mı güzel hanım” "Ben evliyim!" "Elinde yüzük bile yok." "Takmayı unuttum. Lütfen gidin, kocam..." Tam o anda Hejar, Cihan'ın yakasını tuttu: "Sen hayırdır?" "Asıl sen hayırdır Hejar Ağa!" "Karımın yanında ne işin var?" "Karın mı?" diyen Cihan şaşkınlıkla bana baktı. "Kusura bakma Hejar Ağa, yanlış anlaşılma oldu," diyerek uzaklaştı. Hejar beni bahçeye sürükledi. İtmesi ile Sırtımı duvara çarptım . Çenemi acıtacak kadar sıktı: "Bir daha böyle bir şey yaptığını göreyim, öldürürüm seni!" "Ben ne yaptım ki?" "Elin erkekleriyle ne konuşuyorsun?" "Sen ne saçmalıyorsun Hejar Ağa? Haddini bil!" Kulağıma eğilip fısıldadı: "O anlaşmayı unutma. Yoksa bir ömür cehennemde yanarsın." Gözlerimden süzülen yaşı silmeden: "Ben hiçbir şey yapmadım Hejar Ağa! Parmağımda yüzük olmadığı için dalga geçtiği halde, yine de 'evliyim' dedim. Gerçek bir evlilik olmadığını bile bile! Beni ne sanıyorsun?" diye ittim onu. Konaktan içeri dalarken, Çimenin Şervanla olan hali gözlerimin önünden gitmiyordu . Nasil yapardı bunu bir insan bu kadar cabuk mu ? vaz geçerdi sevdiğinden . Allahım ben ne yapcaktım . --- **Çimen'in Şervan'la olan ilişkisini Hejar'a anlatıp anlatmamak arasında gidip gelirken, adeta bildiklerim göğüs kafesimi parçalıyordu.** **Aniden kolumdan sertçe çekildim.** Hejar, gözlerinde karanlık bir fırtına ile karşımda duruyordu. **"Geç bir kenara otur gidene kadar!"** Cevap verecekken— **Tam o anda Çimen'in kahkahası salonun diğer ucundan yankılandı.** Hejar'ın dikkati dağıldı. Gözleri, gülen Çimen'e kilitlendi. **Hejar'a bunu anlatıp anlatmamakta kararsız kalmıştım.** *O böyle acı çekerken Çimen'in ona ihanet etmesi haksızlıktı.* **"Sana bir şey söylemem gerekiyor,"** dediğimde bakışları beni buldu. Çimen'e hayranlıkla bakan gözleri, bana döndüğünde aniden öfkeyle doldu. **"Ne söyleyeceksen kendine sakla!"** **"Ama Çimen hakkında—"** Dediğimde merakla baktı. **"Çimen'in senin sevdiğin kadın olduğunu biliyorum. Bak, o senin sevgini hak—"** Lafımı yarıda kesti: **"Sus!"** Parmaklarını koluma doladı. **"Yalanlarını duymak istemiyorum!"** **Sustum.** Bir şey demedim. Söylesem bile beni yalancılıkla suçlayacaktı. Sessizce oradan uzaklaşıp kenara geçtim ve oturdum. Bu kına gecesinin sessizce bitmesini bekledim. **Gelin avlunun ortasında oturmuştu.** Genç kızlar etrafında türküler söyleyip dönüyordu. Sonra ellerine kına yakıldı. Kına yakıldıktan sonra gelin ayağa kalkıp oynadı. **Gözlerimin önünde hala Çimen ve Şervan'ın görüntüsü vardı.** *Umarım Hejar'dan intikam almak için yapmıyordur bunu.* İkisi de... Şervan bana kötü davranmıştı ve hajar ona karşı gelmiş ve bir yumruk atmıştı . Hejar o günden sonra şervana Normal davranmııştı . Ama şervanın gölzerinde hejara net bir öfke vardı . **Korkuyordum.** Bu işin ucu bana dokunacak diye... Elimden gelen tek şey , geriye kalan beş ayın bir an önce bitmesi için dua etmekti. --- **O gece kına bitmişti ama gördüklerimi Hejar'a anlatmaktan vazgeçmiştim. Çünkü bana inanmayacaktı. Ben, aklımdaki sorularla cebelleşirken... “Arjin! Hadi ne duruyorsun? Annem çağırıyor. Akşama Hejar abimin arkadaşları gelecek. Eyşan , ablamın kaynı Şervan ve kuzeni Devran da gelecek!" Arjin'e baktım. **"Tamam,"** diyerek aşağı indim. Mutfağa geçip akşam yemeği için hazırlık yaptım. Belki de her şeyi kendi haline bırakmak lazımdı diyerek son hazırlıkları da tamamladım. Yukarı çıkıp üstümü değiştirmek istedim. Dolaptan **beyaz göğüs detaylı, siyah boncuk işlemeli elbisemi** giydim. Sonra topladığım sarı saçlarımı açtım, gözlerime sürme çektim. Hejar sabah **"Hizmetçi gibi giyinip gezme!"** diye azarlamıştı. Ne kadar sinirlensem de onu kızdırmamak için hazırlanmıştım. merem odaya gelip: **"Hevi, misafirler geldi. Hazan Hanım gelsin diyor,"** dedi. “Tamam,"diyerek meryem'le birlikte odadan dışarı çıktım. Meryem: “Sen git Hevi, ben Arjin Hanım'ın kolyesini getireceğim. İstemişti de, odada unutmuş,"dedi. “Peki," dedim ve aşağı indim. Hepsi avluda sohbet ederken, Şervan da gelmişti. Gözlerimi ondan kaçırdım. Merak ettiğim tek şey, Hejar'ın Çimen'i sevdiğini biliyor muydu? Şervan'ın yanındaki Devran Ağa'nın bakışları bana döndü. Bakışları bir tuhaftı. Utanıp başımı öne eğdim. Aşağı inip yanlarına gittiğimde, “Hoş geldiniz," dediğimde Devran Ağa'nın “Peri kızı..." dediğini duydum. Bakışlarım oraya döndüğünde, Şervan'ın pis gülüşünü görünce hemen önüme döndü bakışlarım. Ama Devran Ağa'nın bakışları hâlâ bendeydi. **Neden böyle bakıyordu? “Hadi ne bakıyorsun? Hevi, git çay getir!" Arjin'e baktım. Tam o anda Devran'ın “Hevi mi?"diyen sesini duydum. **"Evet, Hevi."** **"Ama sen—"** Sonra sustu. **"Yalancıymış, hem de büyük bir yalancı!"** diyen Hejar'a baktım ve gözlerim doldu. **Neden bunu yapıyordu?** Sessizce oradan ayrıldım. Mutfaktan çay alıp geldim. Zeynep ise yaptığım tatlıları getirdi. Servisi yaptık ve kenara geçip oturdum. Onlar sohbet ediyordu, ben ise hazarı düşünüyordum. **Ne de çok özlemiştim!** Acaba Kadir Ağa'ya söylesem izin verir miydi? **Çiftliğe gidip görmek istiyordum.** Hazan Hanım'ın sesini duyunca ona baktım: **"Kalk, şu bardakları topla!"** Ayağa kalkıp masadaki bardakları topladım. Elimdenn yere çay bardağı düşünce, Hejar sinirle ayağa kalkıp kolumu tuttu: **"Düzgün yap şu işi!"** diye bağırdı. Herkes bize bakarken, **Devran Ağa ayağa kalktı:** **"Yapma Hejar! Alt tarafı bir bardak,"** diyerek Hejar'ı çekti. Ben geri kalanları toplayıp mutfağa geçtim. **"Bir daha gitmedim oraya."** Misafirler gittikten sonra ben de odaya çıktım. Köşeye geçip uzandım, battaniyeyi üzerime çektim ve sonra kendimi karanlığa bıraktım. --- **Avluda oturmuştuk.** Kadir Ağa, Hazan Hanım'a çok sert bir tavır gösterince beni biraz rahat bırakmıştı. En azından Kadir Ağa evdeyken fazla karışmıyordu. **Eyşan** aniden, **"Şervan evleniyormuş “ dediğinde kollarımı kavuşturup ona baktım. Herkes şaşırmıştı. **Kadir Ağa** kaşlarını çatarak: **"Kimdir bu kız? Hiç haberimiz yoktu!"** **"Bizim de yoktu baba. Ahmet babalar da bilmiyordu. Şervan dün söyledi, evlenmek istediğini."** **"Hayırlısı olsun. Akşam bir gidip uğrarız. Kimmiş bu kız, kimlerden?"** **"Alacalılar'ın kızı... Ferit Alacan'ın büyük kızı Çimen, miş baba."** **Hejar'ın elindeki çay bardağı yere düştü.** *Gerçekten Şervanla mı evlenecekti? Acaba Şervan hejarın çimeni sevdiğini biliyor muydu?* **Hazan Hanım** telaşla: **"Ne oldu oğul?"** diye sordu ama Hejar öylece Eyşan'a baktı. Sonra öfkeyle yerinden fırladı ve konaktan çıkıp gitti. **Kadir Ağa** şaşkınlıkla: **"Ne oldu şimdi?"** **"Bilmem ki bey,"** dedi ben ayağa kalkıp izin istedim, Hejar'ın ardından gitmek için. Hazan Hanım **"Sen nereye?"** diye çıkışınca Kadir Ağa'ya baktım. **"Hejar'a bir şey söyleyeceğim."** **Kadir Ağa** başıyla onayladı: **"Git."** **"Sağ ol ağam,"** diyerek hızla konaktan dışarı çıktım. **Arabasına binen Hejar'a yetişmeye çalıştım.** Ön kapıyı açıp oturdum. Öfkeyle bana baktı: “İn arabadan!" “Seninle konuşmam lazım!" “Sana in dedim!" “Çimen'in yanına gideceğini biliyorum ama yapma bunu! Sadece kendine zarar vereceksin!" **O kadar hızlı sürüyordu ki koltuğa tutunmak zorunda kaldım.** Araba bir uçurumun dibinde durdu. “İn aşağı!" Ona baktım ama o tekrar “İn aşağı!" diye bağırdı ve kendisi indi. Ben de hemen ardından indim. **Hejar arabaya üst üste tekme attı.** **"Senin yüzünden! Hepsi senin yüzünden!"** diyerek üzerime yürüdü. **"O seni sevmemişti, hem de hiç!"** dediğimde bu onu daha da öfkelendirdi. **"O beni seviyordu! Ama senin yüzünden vazgeçti benden! Şimdi bedelini ödeyeceksin!"** **Ne yapmaya çalıştığını anladım ama elimden bir şey gelmiyordu.** Bana doğru yaklaştı. Beni itecek sandım ve gözlerimi kapattım. Ama o saçımdan tuttu: **"Cehennemine hazır ol! Çünkü seni boşamayacağım!"** **Gözlerimi açtım, başımı hayır anlamında salladım:** **"Bunu yapamazsın!"** **"Göreceksin Hevi Hanım. Bunun bedelini ödeyeceksin. Ya şimdi at kendini buradan, ya da seni bekleyenlere hazır ol! Ama unutma, ailende bunun bedelini ödeyecek!"** **Arkasını döndü ve arabaya binip gitti.** Ben, kaldığım uçurum kenarında diz üstü çöküp ağladım. Biraz zaman geçtikten sonra … **Ayağa kalktım.** *"Buraya kadardı Allah'ım. Affet beni. Ben her şeye razıydım ama aileme zarar vermesine izin veremezdim. Serhat babam, Esme annem yeterince benim yüzümden acı çekmişti."* **Ve ben şimdi onlara bir veda bile edemeden gidecektim.** Gözlerimden akan yaşlar çenemden aşağı damlıyordu. **"Affedin beni,"** dedim ve İleri doğru bir adım attım. “Gözlerimi kapattım... Rüzgar saçlarımı savuruyordu. Son bir adım daha ... ‘Bitti artık' diye düşündüm. Tam atlayacaktım ki - Ama kader başka planlar yapmıştı. Belime dolanan o el, beni uçurumun kenarından geri çekti..."
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE