*"Merhaba sevgili okurlarım! Bu bölüm aslında 11. bölümün devamıydı, ancak uygulamada bir sorun oluşmuş ve tamamı yayınlanmamış yeni fark ettim kusura bakmayın .Keyifli okumalar dilerim!"* ❤️
Korkuyla bağırdım: **"Sen ne diyorsun, hejar .
Hejar elini ağzıma bastırıp beni köşeye itti. Çırpındıkça o daha sert tutuyordu.
Acı içinde ağladım ama onun nefesi tenime çarpıyordu. Üzerimdeki gömleği çekince, gömlek yırtıldı. “Bırak!"diye bağırdım ama o yüzüme öyle sert bir tokat attı ki gözlerim karardı.
**"Ne olur, bırak! Yalvarırım, bırak! Öldür beni ama bunu yapma! Ne olur, bırak beni, Hejar Ağa!"**
Ama söylediklerimi duymuyordu. Bağırdım, biri gelir diye. Ama o eliyle ağzımı kapattı. Sonra nefesi tekrar tenime çarptı.
Koltuğun kenarına sıkıştırılmış bedenim ,ağzım eliyle kapatılmış halde, gözyaşlarımın yanağımı actığını hissettim. O pis nefesini yüzümde hissettiğim her saniye, ruhumdan bir parça kopuyordu.
O gece, hayatımın en acı gecesiydi. Üzerimden çekilip yatağa doğru gitti, sonra uzandı. Artık ağlamaktan sesim çıkmıyordu. Bana yaşattığı acının hesabı yoktu ama yüreğimdeki acı kadar canımı yakmıyordu.
Dizlerimi kendime çektim, belime uzanan saçlarım yüzüme düştü ve ben ilk defa saçlarımdan nefret ettim .
Kendimden iğreniyordum. Ayağa kalktım, kenarda duran bardağı kırdım. Hejar yüzüstü uzanmıştı. Elimdeki cam parçasını öyle sıkı tutuyordum ki elimden yere damlayan kanı umursamadım bile.
Boynuna yaklaştırdım cam parçasını. Ellerim titriyordu. Gözümdeki yaşlardan bulanık görüyordum. Yapamadım. Onun ölümü benim kurtuluşum olacaktı ama ailemin sonu olacaktı. Cam parçası yere düştü. Acı içinde dizlerimin üstüne çöküp ağladım. Kendimden iğreniyordum.
Son gücümle ayağa kalkıp banyoya gittim. Soğuk suyu açtım, defalarca kez yıkandım. Bedenimi ovalanmaktan yara içinde kalmıştı daha fazla yıkarsam Sanki yaşadıklarım silinecekmiş gibi geliyordu … ama geçmiyordu.
Üzerime geçirdiğim uzun beyaz gecelik ayak bileklerime kadar uzanıyordu.
**"Allah’ım, ben nasıl yaşayacağım?"** diye içimden geçirdim. Çöktüğüm yerde acı içinde kaldım. Belki o gün sabah olacaktı ama ben artık hep o kara gecede kalacaktım.
Ağlamaktan nefes bile almakta zorlanıyordum. Onun sesini duydum, mırıldanıyordu. Kalkmaya çalışıyordu. Korkuyla kendime ,daha da sindim.
Sonra ayağa kalktı, etrafa baktı. Sanki ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. En son gözleri gözlerime buluştu. Gözleri kocaman açıldı. Nasıl bir haldeysem, Hejar Ağa ilk kez korkmuştu.
**"Ne oldu sana?"**
Dudaklarımdan acıyla kelimeler döküldü:
**"Sen beni öldürdün, Hejar Ağa. Sen beni öldürdün. Seni asla affetmeyeceğim."**
Büyük bir şokla bana baktı. **"Ben… dedi. Ben…"** diye tekrarladı ama bir şey diyemeden hızla odadan çıktı.
Ben olduğum yerde ağlamaya devam ettim.
**Sonrası**
Saat kaçtı bilmiyorum ama odaya giren meryem çığlık atarak bana doğru koştu.
**"Hevî, ne oldu sana?"**
**"Canım yanıyor, Meryem. Canım çok yanıyor."** dedim ama devamını getiremedim.
Meryem benimle birlikte ağladı. **"Hadi kalk."** Beni olduğum yerden kaldırdı, üstümü değiştirdi, saçlarımı ördü.
**"Meryem"** dedim.
**"Efendim, Hevî?"**
**"Saçlarımı kes."**
**"Ne?"**
**"Kes! Yoksa canıma kıyarım!"**
**"Kes saçlarımı! Hejar’ın saçlarıma dokunuşu gözümün önünden gitmiyordu .Kes! Ne olur!"** diyerek ağladım.
Meryem acı içinde bana baktı, sonra banyoya gidip bir makas getirdi.
**"Kes, Meryem"**
Meryem ucundan kesecekken, **"Daha kısa olsun, Meryem."** dedim.
Biraz daha kesti. **"Daha çok kes, Meryem!"**
Meryem her kestiği de kulaklarıma dolan o kırt sesi sanki kalbime kesik atıyordu Meryem saçlarımı son kez kestiği de saçlarım omuzlarıma değmiyor du.
Acı içinde ağladım. Meryem bana sarıldı. **"Ağlama, Hevî. Ağlama."**
**"Hadi, dinlen. Ben buradayım."**
Başımı meryem’in dizine bıraktım. Uyuyup bir daha uyanmak istemiyordum.
Son bir uykuya dalmak istiyordum, bir daha uyanmamak üzere. Ruhumdaki yara neden öldürüyordu da acı çektiriyor du? **"Allah’ım, ne olur al canımı!"** diyerek gözlerimi yumdum.
Belki Allah dualarımı duyar da, canımı alırdı.
Sonra gözlerim karanlıkla buluştu.
Korku ile gözlerimi , açtım ne kadar uyumuşum bilmiyorum ama akıma gelenlerle göz yaşlarım tekrar aktı .
rüyamda, kırık bir cam parçasını Hejar'ın boğazına saplarken uyandım. Ter içinde, nefes nefese kalmıştım. Ellerim temizdi ama ruhum kan revan içindeydi ve ben artık hep kanunlarla uyanacaktım .
Artık biliyordum:
Kurtuluşum, kendi ellerim deydi. Ve beni benden başkası kurtaramaz.....
**Kırık Bir Ruhun Çığlığı**
Bir gün sonra …
Gözlerimi açtığımda hâlâ o karanlık taydım. Sabahın ilk ışıkları perdelerin arasından süzülüyor, ama bana ulaşamıyordu. Sanki bedenim bu odadaydı, ruhum ise o geceyi tekrar yaşamak için karanlık bir köşeye sıkışmıştı.
“Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak."
Bu cümle zihnimde çınlıyordu. Yatağın kenarına oturdum, ellerim titriyordu. Aynada gördüğüm yüz bana ait değildi. Saçlarım kısacıktı, gözlerimin altı morarmıştı. Dudaklarımda Hejar'ın pis nefesinin izleri vardı. Defalarca yıkanmama rağmen tenim hâlâ kirliydi. “Temizlemeye ceğim,"diye fısıldadım. “Asla."
Meryem kapıyı çaldığında irkildim. “Hevî, kahvaltı hazır,"dedi. Sesindeki o acıma tonu bile içimi yakıyordu. “Gelmeyeceğim,"dedim. Korktuğum için değil, artık aç hissetmediğim için. Midem korkuyla düğümlenmişti. Yutkunduğumda boğazımda Hejar'ın ellerinin izi vardı.
Kalkıp banyoya gittim .
Banyoda yere düşen cam parçasını aldım. Avucumda parladı. “Bir hamle,"diye düşündüm. “Sadece bir hamle ve her şey bitecek." Ama elim titredi. Artık Ölmek korkutmuyordu beni; yaşamak zorunda olmak korkutuyordu.
“Allah’ım, neden beni cezalandırıyorsun? Suçum neydi? Sadece ailemi kurtarmak mıydı?"*
Bu sorular zihnimi kemiriyordu. Hejar'ın yüzündeki şaşkın ifadeyi hatırladım. “Pişman mıydı?"Yoksa sadece sarhoşluğun verdiği bir utanç mıydı? !Fark etmezdi. Bedenim bir savaş alanına dönmüştü ve ben yenilmiştim banyodan çıktım..
---
Gece olduğunda odamın kapısını kilitledim. “Bir daha asla,"diye ant içtim. “Bir daha asla."Yatağın altına sakladığım cam parçasını çıkardım. Cam parçasına baktım.
“Ölüm korkutucu değil. Yaşamak daha korkunç. Ama... ya direnirsem?" Belki bir gün burdan kurtulurdum .
Camı yavaşça yere bıraktım. “Hayır,"dedim. “Ben ölmeyeceğim. O ölecek."
Ağlamadım. Artık gözyaşlarım bitmişti. Yatağa uzandım ve intikamı düşledim.
“Hejar, seni öldüreceğim. Yavaşça. Acı çekerek. Tıpkı bana yaptığın gibi."
Ve o gece, ilk defa acıyla gülümsedim. Ben ilk defa birine zarar vermek istemiştim .Çünkü acı, insanı ya öldürür ya da canavara dönüştürür.
“Ben canavar olmayı seçtim."