6

1113 Kelimeler
6 Dr. Franco John Smith, eşi Sara ile birlikte laboratuarın önünde beklemeye bir süre daha devam ederken, aniden çalan telefonu ile bulunduğu yerde irkildi. Arayan Floransa Güzel Sanatlar Akademisi’nin müze müdürü Bay Giovanni idi: - “Hey eski dostum John nasılsın? f*******:’daki paylaşımında bugün işe gidemediğini ve moralinin bir süredir bozuk olduğunu paylaşmışsın, bir sorun olduğunu düşünüp aramak ihtiyacı hissettim. Herşey yolunda mı dostum, önemli bir sorun yoktur umarım. Kazı çalışmaları ne durumda?” John: - “Merhaba eski dostum, çok iyi sayılmaz ama idare ediyoruz işte. Kolumda gece aniden bir yara oluştu, onun için Floransa’ya hastaneye geldik. Şimdi test sonuçlarını bekliyoruz eşim Sara ile birlikte. Sen nasılsın, çocuklar nasıl? Çoktandır görüşemiyoruz, ikimiz de Floransa’da olduğumuz halde. Kazı çalışmalarına bir süre ara verdik dostum, Pompei’de değilim. İşin açıkçası pek çalışmak da istemiyorum bu aralar. Şu bitmek bilmeyen virüs salgını, dünyadaki kaos ve ölümler. Adeta bizi eve hapsetti yine dostum. Ne kadar süre daha bu Cehennem’e devam edeceğiz ve katlanmak zorunda kalacağız inan bilmiyorum. Hayattan sıkılmaya başladım bu aralar. Bir de üstüne üstlük birkaç gecedir gördüğüm o kötü kabuslar. Tam anlamıyla berbat bir durumdayım diyebilirim. Şimdi, test sonuçlarını bekliyorum. Sanırım kolumu bir şey ısırmış olmalı.” Giovanni: - “Ooo, senin için çok üzüldüm inan dostum. Diğer anlattıklarına gelince, inan ben de aynı psikolojik durumdayım uzun bir süredir. İşe bile artık isteksiz bir şekilde zar zor gidiyorum. Umarım herşey kısa zamanda normale döner. Oldu, ben çok zamanınızı almayayım. Sara’ya selamlarımı söyle ve kendinize dikkat edin. Ha bu arada unutuyordum. Ben hala Floransa Güzel Sanatlar Akademisi’nin müzesinde müdürüm, görev yeri aynı. Kafana takılan bir konu olursa veya yardımcı olabileceğim bir şey varsa her zaman yardıma hazırım, aklında bulunsun dostum.” John: - “Anlaştık dostum, elbette. Aklımdasın, o tarafa yolum düşerse yanına uğrayacağım bir gün. O müzede çok değerli eserler olduğunun farkındayım. Önemli bir yerdesin dostum ve bunu bilmek benim için güzel ve değerli. Hoşçakal, görüşmek üzere. Sanırım test sonuçları açıklandı, hemşire bu tarafa doğru geliyor. Kapatmak zorundayım dostum, By.” Giovanni: - “Görüşmek üzere dostum, kendine dikkat et, By.” John Smith telefonunu hızlıca kapattı ve gözlerini ileride hızlı adımlarla ona doğru yaklaşan, beyaz önlüklü N15 koruyucu virüs maskesi takmış olan uzun boylu ve sarışın gözlüklü hemşireye doğru çevirdi. Elinde tuttuğu kağıtlar John Smith’e ait kan testi sonuçları olmalıydı. Sara, merakla John’dan önce ayağa kalkıp ileriye doğru atılarak sordu: - “Hemşire hanım, eşim John’un test sonuçlarını bekliyorduk, elinizdekiler onlar mı? Yaklaşık yarım saattir bekliyoruz.” Hemşire: - “Evet hanımefendi, bunlar Bay John’a ait. Benimle gelin lütfen. Sonuç raporlarıyla birlikte şimdi sizi tekrar doktorunuza yönlendireceğim. Sonuçları o değerlendirip size gerekenleri söyleyecektir. Buyrun, bu taraftan gidelim lütfen.” John, Sara ve Hemşire hızlı adımlarla Doktor’un odasına doğru ilerlediler. Kapıyı çalan hemşire elindeki raporlarla içeriye girdi: - “Efendim, Bay John Smith’in kan testi raporları işte burada. Kendisi de eşi ile birlikte dışarıda bekliyor.” Doktor: - “Peki, kendisini içeri gönderin, gelsin.” John Smith içeri girdi ve biraz da endişeyle: - “Sonuçlar nasıl Doktor bey? Umarım kötü bir şeyim yoktur.” dedi. Doktor: - “Genel olarak korkulacak bir sonuç yok. Yalnız, test sonuçlarında kafama takılan küçük bir detay var ve henüz sebebini tam olarak anlayamadık bay John. O da şu: Kanınızda yabancı bir molekül bulduk ve çok az miktarda olmasına rağmen kaynağını anlamlandıramadık. Kolunuzdaki izlerle bir bağlantısı var mı bilmiyorum veya size belki saçma da gelebilir ama yaptığımız tüm moleküler karşılaştırmalar sonucunda, bu maddenin bir tek canlıda bulunduğunu tesbit ettik. O da, bir engerek yılanının zehirinde bulunan bir molekül malesef. Siz beni kesinlikle bir yılan sokmuş olamaz dediğiniz için buna bir anlam veremedik. Üstelik, evinizin her yeri aranmış ve böyle zehirli bir yılan türünün yaşadığınız o korunaklı malikaneyi bırakın, tüm Floransa’da bulunması bile imkansız görünüyor. Fakat, anlayamadığım şey şu ki, o madde nasıl kanınıza girmiş olabilir? Buna bir türlü mantıklı bir açıklama getiremedik malesef. Sizin bu konuda bize söyleyebileceğiniz herhangi bir başka ipucu olabilir mi? Lütfen, çekinmeyin bize her şeyi anlatabilirsiniz. Son zamanlarda Floransa dışında bulunan, örneğin uzaktaki bir bağ evine veya kırsal alana gittiniz mi? Kolunuzdaki o yara izi nasıl oluştu bunu anlamak istiyorum.” John: - “Doktor bey bakın size şöyle bir şeyi itiraf etmek zorundayım. Belki size deli saçması olarak gelebilir veya imkansız gelebilir ama dün gece bu yara izi oluşmadan önce tuhaf ve korkunç bir kabus görmüştüm. İsterseniz onu size kısaca anlatma gereği duyuyorum şimdi. Şöyle ki, ters dönmüş ve yılan şeklinde saçları olan dev bir Medusa heykeli gördüm rüyamda. Saçları yerine birçok yılan vardı ve hepsi hareketliydi. Birden o yılanlardan biri üzerime saldırdı ve o anda kolumda bir acı hissettim. Uyku ile uyanıklık arası bir durumdaydım. Bir anlam veremedim ve aşırı terleyip sayıklamaya başladım ve acı içinde uyanıp daha sonra kolumu yatağın kenarına çarptığımı hissettim. Uyandığımda kolumun acısı hala gitmemişti ve bir süre daha yatakta o şekilde kıvrandım durdum. İnanın çok korkunç bir kabustu, hala etkisindeyim ve siz şimdi bu sonuçları söyleyince daha da korktum. Yoksa gördüğüm o kabus gerçek miydi? Şimdi hala şüphe içindeyim. Size de aynısı oldu mu bilmiyorum ama hiç rüya ile gerçek arasında olduğuna emin olamadığınız bir rüya gördüğünüz oldu mu Doktor bey? Bir doktor olarak bunu nasıl yorumlayabilirsiniz?” Doktor: - “Anlattığınız şey inanılmaz Bay Smith ama bir doktor olarak size şunu söyleyebilirim ki, doktorluk hayatım boyunca hiç buna benzer bir durumla karşılaşmadım diyebilirim. Belki de tıp tarihinde bile böyle bir şey yoktur, ilk kez karşılaşıyoruz itiraf edeyim ki.” John: - “Ne, yani siz şimdi gece rüyamda gördüğüm yaratığın kolumu gerçekten ısırmış olabileceğini mi söylüyorsunuz tıbbi olarak, kanımda böyle bir yılan zehiri molekülünün bulunmasıyla? İyi ama bu çılgınca ve imkansız, nasıl olur?” Doktor: - “Bakın Bay Smith, şu an detaylarını ben de tam olarak bilemiyorum. Belki de siz farkında olmadan başka bir yerde bir yılan ısırmış olabilir ve gece o kabusu gördüğünüzde bunun etkisinde kalmış olabilirsiniz. Ben yine de sizi ileri tetkikler için birkaç gün daha hastanede tutacağım. Bu olayı detaylıca araştıracağız. Bu zehirli madde kanınıza nasıl girmiş, iyice emin olmak istiyorum. Ayrıca, biliyorsunuz uzun süredir devam eden öldürücü bir grip salgını var. Milyonlarca insan öldü bu yüzden. İtalya’da da durum hiç iyi değil 2030’dan beri. Sağlık sistemi birçok kez çöktü ve bu virüs her neyse her yıl mutasyona uğruyor ve özellikle kana karışması durumunda akciğerleri hızla enfekte ederek öldürücü olabiliyor. Kanda yabancı maddelerin bulunması risk faktörü oluşturuyor. Bu çok az miktardaki zehirli molekül belki sizi öldürmez ama ben daha çok işin bu boyutuyla ilgileniyorum ve sizi biraz daha burada tutmak istememin sebebi de bu. Sanırım açık olarak anlatabilmişimdir.” John: - “Şimdi daha açık oldu Dr. Franco. Endişe etmenizi tam olarak şimdi daha iyi anlamış oldum. Peki, öyleyse hastaneye yatışımı gerçekleştirin lütfen bir an önce. Fakat, önce ben bir dışarı çıkıp eşim Sara’ya durumu anlatayım.” Doktor Franco: - “Elbette Bay John, gerekirse refakatçi olarak yanında kalabilir, buna ihtiyacın olacak.” John, hızlı ve endişeli adımlarla doktorun muayenehanesinden dışarı çıktı ve kapının önünde merakla bekleyen Sara’ya olan biten herşeyi anlattı ve hastane koridorunda yanlarında onlara eşlik eden hemşireyle birlikte yatacağı müşahede odasına doğru ilerlediler. Acaba John’un hayatını yeni bir kabus mu bekliyor olacaktı? Bunu çok yakında öğrenecekti. İstese de, istemese de..”
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE