3.BÖLÜM

1473 Kelimeler
Hayatın da attığı her adımı bir önceki zaman dilimin de tasarlayan ben, şu an karşım da apansız çıkıp gelen Lâra'ya bakıyordum. Onu o kadar özlemiştim ki, minik bebeğim kumpirimin üzerine çatalımı fırlatarak, ayağa kalkıp bir kaç koca adım da boynuna sarıldım. Hazal benim yaptığım hareketi idrak ederken, gördüğü kişinin Lâra olduğunu doğrulamak ister gibi gözlerini açıp kapatıyordu. Ben kısa bir ara kollarımı aralayıp Lâra diye çığlık attığım da, Hazal kendine gelerek ikimize bir den sarıldı. Yaklaşık altı aydır bir araya gelmeyen biz, şu an mutluluğun zirvesinde kayak yapıyorduk adeta. Lâra ikimizi bir den kendisin den iterken ilk cümlesini yine isyan ederek kuruyordu. "Ay bir gidin başım dan yahu. Yapıştınız kaldınız boynuma" Hazal ellerini havaya kaldırmış "pes" derken devam ediyordu. "Geldiğin dakika da başladın Lâra" "Ablanla düzgün konuş bakayım sen" Lâra geldiği sınırlı dakikalar için de bize ablalık taslarken, gözleriyle bizi özlediğini haykırıyordu. "Lâra sen Türkiye ye nasıl geldin? " Ve Hazal ekledi ardımdan "Ve neden geldin?" "Şöyle ki benim bir tanelerim haftası takribi olarak, bun dan iki gün önce sona erdi. Ve orda maalesef bir Masal ve Hazal mevcut olmadığı için soluğu burada aldım" Lâra konuşurken bize arkasını dönüp, camın önün de ki pufa oturdu. Lâra'nın yanına gelip sağ tarafın da ki pufa otururken, mutluluktan pır pır atıyordu kalbim. "Lâra tam günün de geldin biz de Masal’la bomba bir video çektik. " "Yaa sakın bana vine, dublaj falan demeyin vallahi siz den soğurum. " Lâra'nın savurduğu tehditi kulak ardı ederek, tek kaşımı kaldırarak konuştum. "Bir gün Lâra sizin için kalkıp Amerika dan gelecek deseler inanmazdım" Hazal merakla gözlerini kocaman açarak Lâra'nın bileklerini tutup sordu. "Bu çılgınlığı yapmak için çok düşündün mü?" "Hazal bana çocukmuşum gibi davranma, ben on sekizi geçeli koca bir yıl oldu." "Ay tamam dur ezme hemen on sekiz olamadık diye" "Eğer biraz daha sık boğaz ederseniz gerçekten kusacağım" Eğer müdahale etmezsem, Hazal Lara’yı soruları ile boğacak, Lâra ise dediğini yapıp gidecekti. "Lâra soğuk bir şeyler alır mısın?" "Hayır demeyeceğim." Lâra benim bir tanem, canım kuzenim. Hazal benim canım dostum. Her ikisinin varlığı benim dünyamı doldururken, yokluklarını düşünmeye bile tahammül edemiyorum. Lâra Hatice Sultan'ın getirdiği buzlu meyve suyunu içerken, Hazal benim gardırobumun önüne geçmiş eline ne gelirse gösteriyordu. "Masal bu kahverengi nasıl?" "Sence ben onu giyer miyim Hazal? " "Madem giymiyorsun neden gardırobun da duruyor? " "Çünkü annemden hediye" "Pekâlâ" Lâra elinde ki bardağı yere bırakıp, bana dönerek sordu. "Şu video meselesi nedir?" "Akşam patlayınca görürsün tatlım" Hazal elin de ki elbiseyle bize doğru yaklaşırken, kahkaha atarak konuşuyordu. "Çocuğun bir tipini gör Lâra inanamazsın yok böyle bir şey" "Nasıl bir tipi var" "Yok. Tip diye bir şey yok" "Pardon da bahsettiğimiz kişi insan değil mi?" "İnsan Lâra ama, Hazal'ın dediği gibi tipi olmayan bir insan" "Siz abartmıyorsunuz yani" Hazal elinde ki askıları yatağın üzerine bırakırken konuştu. "Bir gözleri var Lâra cam gibi masmavi" Lâra anlam veremeyen bir yüz ifadesiyle Hazal'a bakarken ben devam ettim. "Ama neden cam gibi diye sor" "Neden?" "Çünkü kavanoz dibi gözlükleri var" Hazal devam etti. "Gözlükleri cam gibi kısmını yükleniyor, diğer bir görüş de mavi kısmı yükleniyor" Lâra yerinden kalkıp, elini boynuna götürürken bağırıyordu. "Ayy beyin damarlarım yandı. Hadi kalkın bir atın üzeriniz den şu cadı toprağını" Lâra'nın ardından ayağa kalkan Hazal bana seslenerek gardırobuma doğru gidiyordu. "Masal çıkaracağım son üç elbiseden birisini seçip giymek zorundasın" "Nereye gidiyoruz gençler?" Oturduğum yerden kalkıp Lâra'nın yanına geldiğimde, gözlerimi devirerek konuştum. "Buket Güney'in organize etmiş olduğu davetlerden birisine gideceğiz elbette." Lâra anladığını ifade eden bir tavırla Hazal'ın yanına geldiğinde kaşlarını çatarak, bir adım arkasında olan bana döndü. "Sen ne ara bu kadar zevksiz bir kız oldun ya. Yiğit amcamın kıyafetleri kesinlikle seninkilerden daha güzel" "Senin etek ve gömlek tutkunla, benim elbise, şort tutkum bir birine uymuyorsa benim suçum ne?" "Çok çene çaldınız Lâra hanım, ve siz Masal hanım hadi şu kıyafeti giy ve gel." ●●● Bir kaç saatin ardından Lâra ve Hazal'ın ısrarları üzerine, kırmızı kalın askılı bir elbise, altına sıradan siyah bir stiletto giymiştim. Annemin gönderdiği şoförü Lâra diskalifiye ederek, arabayı ele geçirip, annemden konum atmasını istemişti. Yol boyunca muhabbet ederken, hâlâ daha çektiğimiz videoyu atmak için sabırsızlanıyordum. Restorana geldiğimiz de kapıda Alev hanım ve eşi tarafından karşılanarak, teras katına buyur edildik. Gözlerim annemi arıyordu ama maalesef pek görünürlerde yoktu. Bu tür organizasyon yapıldığında, annem önce organizasyon yaptıran kişilerle yemek yer muhabbet ederdi. Hazal ve Lâra yanımda yer aldıktan sonra Hazal sabırsızlandığını belli eden bir ses tonuyla kulağıma eğilerek fısıldadı. "Masal, artık şu video işini halletsek diyorum. Ay şimdi bir sürü caps yapacaklar, heyecan yaptım şimdi" "Sakin ol Hazal, çok belli ediyorsun ama" "Tamam, sakinim." Hazal bana doğru hafifçe eğilerek sesindeki merak tınısını saklamadan tekrar sordu.. "Masal videoyu ne zaman atmayı düşünüyorsun acaba çatlamak üzereyim" "Yemek yiyelim partiye geçerken atarız acelemiz mi var.?" "Lâra'yı bilmiyorum ama ben gelecek olan yorumları mesajları çok merak ediyorum.." Hazal'a cevap vereceğim esnada annem ve babamın masaya doğru geldiklerini fark ettim.. Masanın etrafında dönüp annemin yanına geldiğimde sessizce kulağına fısıldadım.. "Anne nerde kaldınız acaba benim bu tür yemeklerden hoşlanmadığımı biliyorsun Alev hanım benimle dedikodu yapmaya yeltenmek üzere.." "Sakin ol bebeğim baban ile Otel Müdür’ünün yanındaydık Alev Hanım’ın eşi yönlendirdi bizi.." Babam ve annem masaya otururken, Lâra öksürerek varlığını hissettirmeye çalıştı.. "Buket yenge, Yiğit amca" Lâra’yı görmeyi beklemeyen annem hayretle sordu. "Aaa sen ne zaman geldin Lâra’cığım?" "Bugün geldim yengecim" "Hoş geldin kızım" "Hoş bulduk amca" Lâra yaptığı kaçamağı anlatmasının ardından Alev hanım eşi ve annemle babam arasında başlayan sıkı bir iş konuşmasının ardından, patlamak üzere olduğumu hissediyorum.. İzin alarak lavaboya gitmek üzere masadan ayrıldığımda Hazal'da benimle birlikte gelmek üzere beni takip etti... "Masal sana minnettarım" "Ne oldu Hazal?" "Masadan kaçmaya bahane arıyordum da.." "Ben sana gelmek istemediğimi söylemiştim " "Ay tamam sen söylemiştin ama sonuç olarak buradayız" Lavabonun üzerine bıraktığım çantamdan ruj ‘umu çıkarırken, Hazal'ın sıkıntılı yüzüne bakıp sordum.. "Hazal doğru söyle sen Alev Hanım’ın oğlunun bakışlarından rahatsız oldun değil mi.?" "Ay üstüme iyilik sağlık Masal! Bir şey de içmedin ama bu kafa ne.?" "Tamam tamam kızma canım görmezden gel.." Hazal'ın sinirden gerilmiş yüzüne baktığımda istemsizce bir kahkaha atıp, parmağımla kıyafetini işaret ederek konuştum.. "Ben sana dedim deri giyme diye sen beni dinlemedin... Şimdi bir erkek gözüyle bakacak olursak Hazal’cığım beyaz tenli bir kız olup, siyah deri sırt kısmı açık bir strablez giysen, o herkesin merak ettiği sss kız dövmeni bugün deri ceketini çıkarıp, uzun siyah saçlarını yanına almak suretiyle sergilersen, e yani bende gözümü alamam.. Hazal ellerini göğüslerinin altında birleştirip sinirle homurdandı.. "Bakma Masal! Tamam mı.? Sen bana bakma.." Hazal’ın sinirlerini yatıştırmak için harekete geçtim. "Hazaaaal" "Ne var?" "Diyorum ki acaba vakti geldi atalım mı videoyu.?" "Masaaal oda sorumu elbette bu videoyu çektiğimden beri bu anı bekliyorum" Bir kaç dakika sonra "Masal Güney’e aşk itirafı" adlı video okulun sitesi, youtube, ve kolejdeki tüm öğrencilerin e-mail adreslerine iletilmişti... Hazal ve Masal ellerini birbirine çarparak zafer edasıyla masaya geri dönüyorlardı.. Masaya geri döndüğümüzde Lâra'yı göremeyince anneme dönerek sordum.. "Anne Lâra nerde.?" "işi çıkmış gitti.." Anlamsızca Hazal'a bakarken aklıma gelen fikri uygulamaya koyuldum.. Telefonumu elime alıp önce aradım ulaşamayınca sesli mesaj bıraktım.. Partiye gitmek için restorandan çıktığımızda onların yanından ayrılabilmek için , babamlara beni beklememelerini rica ederek teras katına çıktım.. Babam çalışanlara getirmelerini teklif ettiğinde itiraz ederek yanlarından ayrıldım.. Çantamı alırken Lâra'ya mesaj atarak videoyu internette yayınladığımızı söyleyecektim.. Ama maalesef Lâra'ya ulaşamıyordum. Bıraktığım sesli mesajlara bir tanesini daha ekleyerek, Çantamı alıp çıkışa doğru ilerlediğimde Baba’mın arabasını getiren vale ‘ye takıldı gözlerim.. Bugün şans yüzüme gülüyor her şey benim dışımda muhteşem ilerliyordu.. Baba’mın arabasını getiren vale Yağız'ın arkadaşı Emreydi.. Yuvarlak gözlüklü, dişleri telli, burnu çıkıntılı, Emre'yi gördüğümde tanımamak mümkün değildi.. Gözlükleriyle ben buradayım diye haykırıyordu resmen.. Olduğum yerde Emre'nin uzaklaşmasını izlediğimde tahminlerimde yanılmadım. Emre ve Yağız okul haricinde birlikte çalışıyorlardı anlaşılan. Emre Restoran’a girdiğinde karşıdan tıpkı onun gibi giyinen Yağız geliyordu.. Aheste ve havalı adımlarla yanlarından geçerken takılmış gibi yapıp 'ahh' diye inleyerek başımı eğip, tıpkı Yağız ve Emre gibi bileğime baktım.. Yağız cam gibi mavi gözlerinde endişeyle bileğime bakarken, başımı kaldırarak, "Takıldım önemli değil" dedim.. Yağız'ın gözleri gözlerimi bulduğunda, yüzündeki hayret barizce okunuyordu.. "Masal" "Aaa tesadüfe baksana değil mi Emre ‘cim.." "Yaa öyle" Emre tam benim tersime gayet soğuk bir sesle konuşuyor, kendince mesafe koyuyordu.. Videoyu görmüş olma ihtimali evet olabilir.. Ama Yağız'ın hareketlerine bakılırsa kesinlikle her şeyden bi haberdi.. "Masal şey...yani biz okuldan sonra...Emreyle..." Kendince bana açıklama yapmaya kalkışan Yağız'ı dinlemeye hiç niyetim yoktu.. "Aman Yağız seni dinleyerek vakit kaybedemeyeceğim..Zaten şu saatten sonra hâlâ bir işin olur mu orasıda meçhul.." Cümlelerimi bitirdikten sonra beklemediğim bu sürprizi değerlendirmenin verdiği keyifle kahkaha atarak kapıya doğru ilerlediğimde, arkamda söylediklerimi anlamaya çalışan bir Yağız vardı.. "Masal ben ne demek istediğini anlayamadım oturup konuşsak mı.?" " Şaşırmadım.. Diyorum ki haddini bil ! Boyundan büyük işlere kalkma valelik yap sen, senin işin o..." Kapıdan çıktıktan sonra emin adımlarla Restoran’dan uzaklaşırken bana doğru endişeyle koşarak gelen Hazal'ı gördüm.. "Masal...masal çok ..çok...kötü bir...şey oldu.." Hazal'ı kollarından tutup destek olurken sakinleşmesi için uğraşıyordum.. Arkamda bıraktığım Yağız'ı unutmuştum çoktan.. Dediğim gibi arkamda kalmıştı o.. En azından bir daha karşılaşana kadar..
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE