Bölüm: Sonsuz Dönüş Zihnimdeki karanlık, her geçen saniye daha da yoğunlaşıyordu. Ne kadar düşünürsem düşüneyim, hiçbir şey netleşmiyordu. Karan’ın sesi hâlâ kulaklarımda yankılanıyordu; kelimeleri zihnimin derinliklerine kazınıyor, sanki varlığımın bir parçası haline geliyordu. Geçmiş… Kaybolan şey… Ve bir yol. Bir yol vardı, evet, ama onu bulabilmek için geçmişi çözmek zorundaydık. Geçmişi anlamadan, hiçbir şeyden kaçamazdık. Buraya neden geldiğimizi, neden burada olduğumuzu, neden kaybolduğumuzu bilmeden, hiçbir çıkış yolu bulamayacaktık. Karan’la birlikte bu çıkışı aramak, çözülmemiş bir bilmeceyi açığa çıkarmak gibiydi. Her adım, bilinmeyene doğru bir adım atmak gibi geliyordu. Ama en kötüsü de şuydu: Her geçen saniye, bir adım daha kayboluyorduk. Karan’la aramızda kısa ama ağır

