Yalının devasa kapısından içeriye girerken araçta iki büklüm hale geldiğimi hissediyorum. Ayağım yere basar basmaz gecenin soğuğu yüzüme vuruyor ve derin bir nefes alarak kendimi rahatlatma gayretine düşüyorum. Sadece birkaç dakika sonra Melih Cevdet Karaca’nın karşısına çıkacağımız gerçeğini yeni yeni kavrıyorum galiba. Abimin bana kıyamayan gözlerinin, annemin iş bilen yanının aksine babam ortalığı ateşe vermekten gocunmayacak gibi görünüyor. Yani henüz onu görmemiş olmama rağmen böyle düşüncelere sahip olduğundan eminim. Üstelik bu ateşe verme olayını ortalığı dağıtıp yıkarak yapmayacağını, laflarını itinayla seçerek yapacağını farkındayım. Lütfen bizim kalbimizi koruyup kollamaya devam et Melihciğim. Aksi takdirde kendimizi yalının balkonundan aşağıya bırakmaya sıcak bakacak gibiyiz.

