3.bölüm-Ruhsuz bedenler

1509 Kelimeler
Çok sevdiğim bir laf vardır insanın sevmediği ot burnunun dibinde bitermiş. Gerçekten de öyleymiş. Karşımda şuan asla görmeyi beklemediğim gibi ve, görmek istemediğim kişiyle karşılaşınca gözlerimi devirmeden edememiştim. Nerden birden çıkmıştı ki bu böyle? Ondan bir cevap beklerken, o halen benden uyuz bakışlarını kilitlemiş bir şekilde bakmaya devam ediyordu. "Ne işin var burada?" diye bir kez daha sorduğumda yine o yamuk ve insanı sinire eden bir tebessüm yerleştirmişti dudaklarına. "Eğlenmeye geldim." Dedikten sonra omuzlarını silkip barmene seslenip bir Viski istemişti. Ben ise bu adamın neden burada olduğunu anlamaya çalışıyordum. Sonuçta burası bugün kapatılmıştı ve belli ki bu izinsiz girmişti buraya. Ben ona şaşkın bir şekilde bakarken o önüne koyulan viskisinden bir yudum alıp, başını bana doğru çevirip göz kırpıp tekrar önüne döndüğünde bu hareketine çok sinirlenmiştim. Hızlıca omuzuna dokunup, bana doğru çevirdim ve "Ne yaptığını sanıyorsun sen? Ne işin var burada ayrıca? Burası bugüne özel olarak kapatıldı ve sen şimdi buradan gitmelisin!" Şu an bu adamı gördüğüm için oldukça sinirli olduğum dan konuşurken bağırıyordum ama yüksek müzik sesinden dolayı ondan başka kimse duymuyordu sesimi. "Kim için kapatıldı, senin için mi?" Oturmuş olduğu bar taburesini tamamen bana doğru çevirip sağ kolunu da masaya dayayarak dikkatli bir şekilde bana bakıyordu. "Sana ne! Ayrıca ne diktin gözlerini üzerime öyle!" Bu adama neden bu kadar sinir olduğumu bilmiyordum, belki de şu an üzerimde olan sinir ona değildir Melih'in sormuş olduğu soruya canım sıkılıp eskileri hatırlamamaydı. Babam yanımda bile olmasa onu yapmış olduğu bir şeyi hatırlamak bile beni kötü biri edebiliyordu. "Sen hep böyle agresif biri misin?" Sert çehreli gözlerini üzerimde gezdirirken çenesini havaya kaldırıp, beni gösterdiğin de ona gözlerimi kısarak baktım. Yine ukala, ukala konuşup ve itici gözlerini üzerime dikmişti. Bende ona taburemi tamamen çevirip ve sol kolumu masanın üzerine koyup "Sen hep böyle ukala biri misin?" Diyerek çenemi biraz havaya kaldırıp ve onu gösterdim. Bana agresif derken kendinin ukala oluşunu görmüyor sanırım? Tek kaşın kaldırıp bir süre daha bu hareketimi izledikten sonra yamuk bir gülüş sergilemişti. Ukala olduğu kadar, kendini beğenmiş tavırları da vardı ama hiç biri öküzlüğünün önüne geçemiyordu. "Hayır bu sadece sana özel." Direkt söylediğinde önce bir şaşırmıştım. Neyin bana özel olduğunu anlamadığım için ama daha sonra ona sormuş olduğum soruya, cevap olarak verdiğini anlayınca kötü gözlerle bakarak "Benim ki de sadece sana özel" dedim. Şu an ikimizde birbirimize sinirle ve öldürecekmişiz gibi bakıyorduk. Büyük bir savaşın içine girsek ikimizde birbirimizi acımasızca öldürürdü. "Tanıştınız mı?" Diyerek bu kez başka bir ses yanımızda duyulduğunu da bakışlarımızı aynı anda birbirimizden ayırıp yanımıza gelen kişiye çevirdik. Gelen Kuzey ve Cansın' dı, soruyu sonra ise Kuzey'di. "Tanışmak?" Dediğim de Kuzey eliyle karşımda duran adamı gösterdi ve "Selim ile tanıştınız mı diyorum, yani öyle konuşurken sizi görünce tanıştınız zannettim" dedi Kuzey ve daha sonra, ismini hatırlayamadığım ama Kuzey sayesinde yeniden isminin öğrendiğim Selim'e dönüp "Kardeşim, hoş geldin" diyerek ikisi birbiriyle erkekçe selamlaştılar. Bende şaşkınca ikisine bakıyordum. Kuzey'in, Selim ile tanıştıklarını bilmiyordum yani Kuzey gibi kibar birinin böyle biriyle arkadaş olacağını düşünmemiştim. Bu yüzden onun davetsiz olarak geldiğini düşünmüştüm. "Selim benim okuldan arkadaşımdı, Evin de Cansın' ın okuldan arkadaşı" diyerek bu kez Kuzey bizi birimiz ile tanıştırdığın da ona baktığım da, onunda bana baktığını gördüm. Bana imalı bir şekilde bakıyordu, sanırım ona buraya davetsiz geldiğini ima ettiğim içindi bu bakışları. "Memnun oldum Evin, hanım." diyerek elini bana uzattığın da, önce eline daha sonra ona baktım. Bu ilk tanışmamız değildi ama ilk kez tanışıyormuşuz gibi davranıyordu. Daha fazla elini havada bırakmamak için bende elimi elini uzatıp, elini sıkarak "bende Selim bey" diyerek karşılık verdim ve daha sonra ellerimizi birbirinden ayırdık, aynı şekilde gözlerimizi de. Kuzey ile ikisi arasında konuşmaya başladığın da, Cansın da bana doğru yaklaşıp kulağıma doğru eğilip "çok yakışıklı değil mi?" Diyerek sorduğun da ona doğru dönüp gözlerimi devirdim. Çünkü Cansın önüne gelen herkese yakışıklı derdi. Ona karşı gözlerimi devirerek baktığımda bakışlarımda ne demek istediğimi anlamış olmalı ki "Tamam bir şey demedim, biz gidelim pasta gelecek şimdi zaten." Diyerek hemen kaçtığın da bakışlarım Kuzey ile Selim'e dönmüştü bir şeyler konuşuyorlardı ama müziğin sesinden dolayı duyamıyordum. Bakışlarım Selim de takılı kalınca onu inceledim açık gri renginde gözleri vardı, yüz hatları oldukça belirgindi ve dudağının kenarında konuşurken bile belli olan bir çukur vardı. Gülünce kısılan gözleri, kumral ama asi duran saçları ile gerçekten de dikkat çekici duruyordu. Sanırım Cansın haklıydı, gerçekten yakışıklı duruyordu. Dalmış bir şekilde Selim'i izlediğimin farkında bile değilken, bir anda ışıklar kapandı ve müzik sustuğun da kendime gelmiştim. Başımı hızlıca çevirdiğimde pastanın geldiğinin ve insanların ortaya doğru toplandığını görmüştüm. İki tane pasta yan yana getirilmişti ve Cansın kendi pastasının başında yerini almıştı, Kuzeyde Selim'in yanından ayrılıp pastanın başına geçtiğinde başlamıştı alkış sesleri ve müzik. İkisi de aynı anda dilek tutup üflediklerin de mumları büyük bir alkış olmuştu ve daha sonra tebrikler başlamıştı. Herkes sırayla tebrik ettikten sonra parti kaldığı yerden ve hareketli bir müzik ile devam etmişti. Ben halen bar taburem de oturmuş, önümde duran çerez tabağımın içinden bir badem alarak yemeğe devam ediyordum. En fazla yarım saat daha kalıp gitmeyi planlıyordum. Aşırı sıkılmış ve bunalmıştım. Böyle ortamlar sahte gülüşler gereksiz samimiyetsiz insanların içinde boğuluyor gibi hissediyordum. Kuzey ve Gazel'in hatırı olmasa asla girmezdim buraya. Öylece önümde duran tabak ile ilgileniyordum ki Selim ile benim aramda olan boş yere bir kızı gelip barmenden bir bira istedi. Uzun boylu sarışın bir kızdı ve üzerinde oldukça dikkat çekici bir elbise vardı. Önüne konulan birasını aldıktan sonra Selim'e doğru dönüp bardağını Selim'in bardağı ile tokuşturup, önüne düşen saçlarını da havalı bir şekilde arkaya doğru atıp göğüs dekoltesini ortaya serdiğinde bu hareketine kendimce pes dedim. Resmen bir erkeği ayarlaya bilmek için bedenini kullanıyordu ve bu gerçekten çok iğrenç bir durumdu. Neden bazı kadınlar kendilerini böyle sergilemekten hoşlanıyor hiç anlamıyordum. Daha fazla bu görüntüyü görmemek için başımı diğer yana çevirip pistin ortasında dans eden insanları izlemeye başladım. bir dans şarkısı çalıyordu ve herkes eşli bir şekilde dans etmeye başladı. Cansın da, Melih ile dans ediyordu ve halinden oldukça mutlu görünüyordu. Onları izlerken bana doğru gelen Cenk'i fark ettim. Onun ile de üniversite den tanışıyorduk ama asla sevmiyorum onu çünkü çok yılışık ve çapkın biriydi. Okulda yürümediği kız kalmamıştı. Bana doğru yaklaştığını görünce sıkıntıyla bir nefes verdim. Şimdi gelecek ve yılışık, yılışık konuşacak ve benim sinirlerimi bozacak. "Selam, benimle dans etmek ister misin?" diyerek direkt konuştuğun da ona bıkın bir şekilde baktım. Yıllar geçmişti görüşmeyeli ama asla değişmemişti ve halen direkt yürüyordu kızlara. "Hayır Cenk" diyerek, direkt olarak ret etmiştim. Böyle yavşak tipleri hiç bir zaman sevmiyordum ve asla sevmeyeceğim de. "Neden ama?" Sadece yavşak değil aynı zamanda da geri zekalıydı. Bir kereden anlamıyordu söyleneni. "İstemiyorum." Diyerek gözlerimi büyütüp, bıkkın bir şekilde ona baktım. Ama o halen ısrarcı olmakla kalmadığı gibi daha da ileriye gidip, ellerini uzatıp saçımdan bir tutam tutup, işaret parmağına sararak "Hadi ama nazlanma sende istiyorsun, hem gecenin ilerleyen zamanların da başka şeylerde yaparız." dediğin de duyduklarıma önce inanamadım. Zaman geçtikçe Cenk gittikçe karakter olarak çirkinleşmişti. Böyle ahlaksız sözleri beynim kabul etmemişti ve daha fazla sakin kalmayı çalışan yanımda dayanamamıştı. Hızlıca saçlarım da olan ellerine sertçe vurarak savurup "Ne diyorsun be sen!?" Diyerek bağırıp ve daha sonra yüzüne sert bir tokat ile vurdum. Yüzü yana doğru düşmüştü ve o anda müzik sesi de kesildi. Herkes bizi izlemeye başladı ama ben durmadım. "Ne sanıyorsun sen beni!? Ne bu cüret?" Diyerek bir kez daha elimi kaldırıp vuracak iken elimi tutu. Bileğimi sert bir şekilde sıkıp ve daha sonra sertçe bu kez o savurup ve bu kez o elini kaldırdı. Öyle bir kalkmıştı ki, o an kendimi koruyamayacağımı ve bana kalkan o elin yüzüme ineceğini düşünüp, korkarak gözlerimi yummuştum. Suratıma birazdan sert ve yakıcı bir tokattın inecekti ama beklediğim gibi o el yanağımda yerini almayınca, gözlerimi yeniden açtığım da gördüğüm şey bambaşkaydı. Bana kalkan o eli sert bir şekilde Selim tutuyor ve Cenk'i öldürecek gibi ona bakıyordu. Etrafta olan herkes ise filim seyreder gibi bizi seyrediyor ve telefonları ile de video çekiyorlardı. Sırf sosyal medyada biraz daha fazla etkileşim yapabilmek için, karşılarında bir kadın öldürülse bile, onu kurtarmak yerine ilk önce videoya çekerler. Yazık, gerçekten yazıktı böyle aciz ve çıkarcı bir millet olmuştuk. Selim, Cenk'in bileğini büküp daha sonra yüzüne kafa atınca bunu beklemediğim için bir adım geriye gidip, sırtımı bar masasına dayamıştım. İçeride olan bir kaç kızlardan çığlık sesi, erkeklerde ise küfürler duyulmuştu ama hiç biri gelip elbette ki ayırma zahmetine girmemişti. Ben daha ilk atmış olduğu darbenin şokunu atlatmamış iken, Selim, Cenk'i yere serip yüzüne peş, peşe vurup bir şeyler söylüyordu. Ne söylediğini anlamıyordum etrafta ki gürültülü seslerden dolayı. Selim çıldırmış gibi vurmaya devam ediyordu ve artık Cenk'in suratını kanlar içinde kaldığını gördüğüm de, kimsede ayırmak için bir girişimde bulunamayınca ileriye doğru onları ayırmak için gidecekken Cansın beni tutmuştu. "Bırak arada kalacaksın" dediğin de sinirli gözlerle baktım. Birazdan benim yüzünden onu öldürecek. Cenk'in ölmesine elbette ki üzülmem, çünkü dünyadan böyle bir pisliğin silineceği için sevinirdim. Ama beni korumaya çalışan birinin böyle bir pislik yüzünden katil olmasını istemezdim. Hiç kimse bir pislik öldü diye hapse girmemeli. Daha ben bir adım bile atamamıştım ki bu kez içeriye polisler girmişti. Kim, ne ara çağırmıştı bilmiyorum ama ondan sonrası hızlı bir filim şeridi gibi geçmişti. Önce kavgayı ayırmıştılar ve daha sonra kavga sebebi olarak ben ve Selim'i karakola Cenk'i de hastaneye götürdüler...
Yeni kullanıcılar için ücretsiz okuma
Uygulamayı indirmek için tara
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Yazar
  • chap_listİçindekiler
  • likeEKLE